Arama:
TRAFİK KAZALARINDA DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATI

  Hayatımızın akışında sık sık karşı karşıya kaldığımız trafik kazaları, bireylerin yaşamında hem maddi zararlara hem manevi zararlara sebebiyet verir. Başımıza gelen trafik kazalarında zarara uğrayan kişi olarak talep edebileceğimiz bazı haklarımız olacaktır. Trafik kazaları neticesinde ölüm, yaralanma veya maddi hasarlardan kaynaklanan zararlar olabilir, bu durumda zarar gören kişi, mutlaka konusunda uzman bir avukattan hukuki destek ve yardım alarak  maddi-manevi tazminat davalarını açma yoluna gitmelidir. Bu yazıda bahsedeceğimiz destekten yoksun kalma tazminatı ise trafik kazalarında ölüm gerçekleştiyse gündeme gelecek olan bir konudur.  Yakınlarının ölümlerinden dolayı, hem ölenin maddi desteğinden mahrum kalan hem de çektikleri acı ve ıstıraplardan dolayı manevi zarara uğrayanlar bu imkandan yararlanabileceklerdir.

   Ölenin eşinin , anne-babasının , çocuklarının , kardeşlerinin veya ölen kişiyle arasında destek ilişkisi olan herkesin talep edebileceği destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında hak kaybına uğramamak için mutlaka uzman bir avukattan yardım alınmalıdır. Destekten yoksun kalma tazminatının talep edilebilmesi için öncelikle destek olan şahıs vefat etmiş olmalıdır. Ayrıca talep edilebilmesi için kural olarak zarar verenin kusuruyla işlenmiş hukuka aykırı bir fiili söz konusu olmalıdır. Son olarak desteğin ölümü ile meydana gelen olay arasında uygun nedensellik bağı bulunmalıdır. Şartların taşınması ihtimalinde, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki ekonomik ve sosyal durumların korunması için bu talebin karşı taraftan istenmesi gerekir. Peki bu talebi kime yöneltmemiz doğru olacaktır ve kanunda düzenlenmiş midir onu inceleyelim. Vefat eden kişinin yakınları;

-Trafik kazasına karışan araçların ilgili sigorta şirketlerine,

– Kaza yapan araçların sürücülerine,

– Araçların maliklerine bu talebi yöneltebilirler.

  Esasında kazaya karışan tarafların sayısına, kusur oranlarına göre sigorta şirketlerinin sorumluluğu değişir. Kazada sigortalı bir aracın sürücüsü tamamen kusurluysa ve vefat etmişse sigorta şirketi 3. Kişilere karşı sorumlu olacağından destekten yoksunluk tazminatını ödemekle yükümlüdür. Ancak trafik kazasında her iki tarafın da belli oranlarda kusuru varsa destekten yoksunluk tazminatı ödemesinde sigortaladıkları araçların sürücülerinin kusurları oranında ödemeler yapacaktır. Ölümlü trafik kazasında ölen kişinin yakınlarına yapılacak ödemenin hesaplanmasında ise vefat edenin geliri esas alınır. Eğer geliri belirlenemezse, gelirinin asgari ücret olduğu kabul edilerek tazminat hesaplanır. Bu hesaplamalarda mahkeme teknik bilgilere sahip bilirkişilerden yardım alarak karar verecektir.

  2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nda 92. Maddede zorunlu trafik sigortacısının hangi zararlardan sorumlu olmadığı belirtilmiştir. Sınırlı sayılan bu hallerden yakınların talepleri de madde kapsamında yer almamış ve sigortacının sorumluluğu kapsamında kabul edilmiştir. Ayrıca Yargıtay Genel Hukuk  Kurulu’nun önemli bir kararını da belirtmeliyiz. Bu karara göre trafik kazasında ölen kişi tam kusurlu olsa bile yakınlarına tazminat ödenmelidir. Çünkü  destekten mahrum kalan yakınların hiçbir kusuru yoktur ve tazminat talep edebilmelidir.

   Son olarak manevi zararlarda ise genel olarak zorunlu mali mesuliyet sigortacısının sorumluluğu bulunmamaktadır. Üzüntü, elem ve kederi olan yakınlar manevi tazminat talebini kazaya neden olan araç sürücüsünden, araç sahibinden veya araç işleteninden isteyebilecektir.

TRAFİK KAZALARI KAYNAKLI MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT DAVALARI

Günümüz Türkiyesinde sayısı günden güne artmakta olan ve ortalama bir insanın başına gelebilecek en büyük sorunlardan birisi de hiç şüphesiz trafik kazalarıdır. Trafik kazaları, insan sağlığını doğrudan etkileyen ve bunun yanında insanlara maddi ve manevi olarak çeşitli mağduriyetler yaşatabilecek belli başlı durumlar ortaya çıkarabilmektedir. Dünya geneline baktığımız zaman motorlu araç kullanımının artmasına bağlı olarak trafik kazalarının sayısında da ciddi bir artış gözlenmektedir. Son yıllarda Türkiye’de meydana gelen trafik kazalarında gözle görülür artış bununla ilgili yetkilileri önlemler almaya ve vatandaşları bilinçlendirme çalışmalarına süreklemiştir. Bu çalışmalar kitle iletişim araçları vasıtası ile çeşitli şekillerde yerine getirilebilmektedir. Trafik kazalarının insanlar üzerinde maddi ve manevi birtakım olumsuzluklara yol açtığını belirtmiştik. Bunun bir nebze önüne geçebilmek adına “zorunlu trafik sigortası” olarak nitelendirdiğimiz 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda düzenlenen ve trafiğe çıkan her araçta bulunması zorunlu olan bir sigorta çeşididir. Trafik sigortaları, trafik kazalarının yaşanması halinde karşı tarafın maddi ve manevi kayıplarını karşılamak adına güvence görevi üstlenen zorunlu bir sigorta türüdür. Ancak sadece karşı tarafla sınırlı kalmayarak trafik sigortaları ayrıca üçüncü kişilere verilen zararları hatta kamu mallarına verilen zararları dahi karşılayan sigorta türüdür. Trafik sigortaları; vücutta oluşan hasarları, tedavi giderlerini, varsa cenaze masrafları vb.  haller oluştuğunda bunları karşılamakla mükellef olmaktadır. Biz oluşan bu giderleri ikiye ayırarak, maddi ve manevi tazminat olarak sınıflandırmaktayız ve bu doğrultuda maddi ve manevi tazminat taleplerinde bulunabilmekteyiz. Trafik kazası halinde dava açma hakkı, eğer mağdur hayatta ise açılacak olan hem maddi hemde manevi tazminat davaları bizzat mağdur tarafından açılabilmektedir. Eğer söz konusu kaza neticesinde bir ölüm hali meydana gelmiş ise ölen kişinin yakınları maddi ve manevi tazminat davası açabilmektedirler. Ölen kişinin yakınları dediğimizde anlaşılması gereken sadece anne, baba, eş ve çocuklar olarak algılanması yanlış olabilmektedir. Ölen kişi ile aranızda hiçbir kan bağı bulunmasa bile en azından manevi tazminat talebinde bulunabilirsiniz. Trafik kazaları sonucu açılacak davalar belli bir takım zamanaşımı sürelerine tabiidir. Bu süreler trafik kazasının yaralanmalı veya ölümlü olup olmamasına göre değişkenlik göstermektedir. Yaralanmalı bir trafik kazasında süre kaza  tarihinden itibaren sekiz yıldır. Ölümlü trafik kazalarında üse bu süre on beş yıla çıkmaktadır. Hem ölümlü hemde yaralanmalı trafik kazalarında yine on beş yıllık süreyi esas almaktayız. Trafik kazaları neticesinde gerek mağdurun gerekse de mağdurun yakınlarının maddi ve manevi tazminat taleplerinde bulunabileceğinden bahsetmiştir. Ancak bilmemiz gereken bir diğer husus bu maddi ve manevi tazminat taleplerini hangi durumlarda hangi taleplerle ileri sürebileceğimiz konusu olmaktadır. Bu kısımda da kendimize göre üçlü bir ayrıma giderek yaralanmalı, sakatlanmalı ve ölümlü trafik kazaları olarak ayrı ayrı inceleme gereksinimi görmekteyiz. Yaralanmalı trafik kazalarında mağdur, tedavi giderlerini ve çalışamadığı süre içinde elde edemediği gelirlerini  maddi tazminat yolu ile isteyebilmektedir ayrıca yaralanma neticesinde duyduğu üzüntü ve ıdırap içinde ayrıca manevi tazminat talebinde bulunabilmektedir. Sakatlanmalı trafik kazalarında ise ortaya çıkan sakatlık oranı neticesinde tüm ömrü boyunca ortaya çıkacak iş gücü kaybı ile birlikte tedavi giderlerini maddi tazminat yolu ile isteyebilmektedir. Ayrıca yine kaza neticesinde oluşan sakatlık durumunun kişide bıraktığı üzüntü ve psikolojik bozukluk durumunda manevi tazminat talebinde bulunabilmektedir. Ölümlü trafik kazalarında durum biraz daha farklılık göstermektedir. Yaralanmalı ve sakatlanmalı trafik kazalarında olduğu gibi burada da maddi ve manevi tazminat haklarımız bulunmaktadır. Ancak buradaki farklılık bu tazminat taleplerinin kimler tarafından isteneceği noktasında oluşmaktadır. Ölümlü trafik kazalarında ölen bir kişi kimseyi dava edemeyeceğinden veya haklarını arayacamayacağından dolayı bu hak arama süreci kişinin yakınları tarafından gerçekleşir. Ölen kişinin yakınları cenaze ve defin masrafları adı altında maddi tazminat talebinde bulunabilirler. Ayrıca ölen kişinin yakınları, ölen kişinin desteğinden yoksan kaldıkları gerekçesiyle yine maddi tazminat talebinde bulunabilirler. Bu talep sadece ölen kişi ile arasında kan bağı bulunan kişilerin öne sürebileceği bir şey olmamakla birlikte aksine ölen kişinin desteğine muhtaç olan herkes tarafından talepte bulunulabilmektedir. Ölen kişinin destekteğinden yoksan kalma tazminatı adı altında maddi tazminat talebinde bulunabileceğimiz gibi yine ölen kişinin ölümünden dolayı duyduğumuz üzüntü ve ızdıraptan dolayı da bir manevi tazminat talebinde bulunmamız mümkün olabilmektedir.

TRAFİK SİGORTASI ( ZORUNLU MALİ SORUMLULLUK SİGORTASI )

TRAFİK SİGORTASI ( ZORUNLU MALİ SORUMLULLUK SİGORTASI )

TRAFİK SİGORTASI NEDİR ?

Trafik sigortası aracınız hareket halindeyken karşılaşabileceğiniz kazalarda sizin karşı tarafın aracında yapmış olduğunuz hasarları zararlarını karşılamak için yapılan bir sigorta türüdür . Kanunlar sınırı içerisinde trafik sigortası motorlu araç sürücüleri için zorunlu tutulmaktadır . Yapılan bu sigortanın amacı meydana gelen kaza sonucunda oluşan maddi ve bedensel hasarların en aza indirilmesi ve kişinin haklarını koruyabilmektir .

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 91. Maddesi mali sorumluluk sigortası yaptırma zorunluluğu başlığı altında düzenlenmiştir .

Trafik sigortasında teminatlar belirlenmiştir . Ve de bu teminatları Hazine Müsteşarlığı tarafından belirlenmiştir . Sigorta Kuruluşlarının hepsinde bu teminatlar aynıdır . Buna göre bu teminatlar : trafik kazasının meydana gelmesinin sonucunda kişinin yaralanmış olması , ölmesi ya da kazadaki karşı aracın hasar alması sonucunda oluşan zarar ya da zararlardır .

TRAFİK SİGORTASI NE İŞE YARAR ?

Trafik kazası sonucunda meydana gelen bedeni ve maddi zararları güvence altına alır . Trafik sigortasının içeriği yani içerisinde neyi barındırdığı poliçenin içerisine eklenen ak teminatlara göre genişletilebilir .

Trafik sigortasının sağladığı bir diğer yarar da kazaya neden olan sürücünün ödemek zorunda olduğu tazminatların poliçenin kapsamında sigorta kuruluşunca ödenmesini sağlar .

Kaza halinde karşı araç sürücüsünün aracının niteliğine uygun olan en kapsayıcı poliçeyi tercih etmek kazaya karışma halinde maddi kaybın en düşük seviyeye indirilmesi anlamına gelmektedir . Eğer kazanın meydana gelmesinden sonra karşı sürücünün ve diğer yolcuların sigortasının olmadığı anlaşılırsa tedavi masraflarının karşılanmasında sorun yaşanabilir . Eğer trafik sigortasının kapsamında ise tüm bu masraflar yani kazaya uğrayan kişinin tedavi ve ilaç masrafları Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır  .

TRAFİK SİGORTASI NELERİ KAPSAR ?

Trafik sigortalarının kapsamı sigorta şirketine ve aracın durumuna göre değişebilir .

Trafik sigortasının içeriği baz alınarak ödenecek olan prim miktarı değişiklik gösterir . Poliçenin kapsamına göre de kaza sonucunda meydana gelen hasarlar karşılanır .

Trafik sigortasının kapsamı :

  • Kişinin vücudunda oluşan hasar nedeniyle tazminat ödenmesi
  • Kaza sonucunda ilk yardım halinde ve daha sonra da tedavi masrafları
  • Daha ciddi hallerde yani ölüm halinde hayatını kaybeden kişinin cenaze masrafları ve ölen kişilerin bakmakla yükümlü olduğu yakınlarının tazminatı
  • Kaza sonucunda kişinin sakatlanması ve tedavi sırasında oluşan maddi kayıplar
  • Kaza sonucunda çalışamaz raporu alan kişiler için ödenecek olan tazminatlar ve güvenceler
  • Kazanın meydana gelmesinde eğer bir hatanız yoksa ama bunun aksi iddia edilerek sizin hatalı olduğunuz düşünüldüğü için dava açıldıysa sizin avukat ve dosya masraflarınız da poliçenin kapsamında yer almaktadır .

Yukarıda sayılan sigorta poliçelerinin kapsamı Hazine Müsteşarlığınca belirlenen sınırlar kapsamında hazırlanır . Belirlenmiş olan bu limitler araç başına elli bin liraya kadar olan hasarları öder . Kazanın meydana getirmiş olduğu hasarın toplamı için ise ödeme miktarı yüz bin lira olarak belirlenmiştir .

KISA VADELİ TRAFİK SİGORTASI YAPTIRMAK MÜMKÜN MÜ ?

Diğer tüm sigorta türlerinde olduğu gibi trafik sigortası da yıllık olarak yaptırılmaktadır . Fakat sadece iki halde istisna bardır . Bunlar :

  • Kısa vadeli trafik sigortası yalnızca geçici plakalar
  • Uluslararası yolcu ve eşya taşımacılığı yapan yabancı plaka araçlar için yapılabilmektedir . Bu araç türleri dışındaki araçlar için ise kısa vadeli poliçe düzenlenmektedir .

KASKO SİGORTASI VE TRAFİK SİGORTASI ARASINDAKİ FARKLAR

–           Kasko sigortasını yaptırmak kişilerin isteğine bırakılmıştır ama trafik sigortasını yaptırmak kişilerin inisiyatiflerine bırakılmamıştır yapılması zorunlu kılınmıştır . Ve trafik sigortasının yapılmadığı zamanlarda cezai işlem uygulanmaktadır .

–           Kasko sigortası trafik kazasında zarar gören araç sahibinin aracının hasarını karşılar fakat trafik sigortası ise trafik kazasında karşı tarafın zararını karşılamak için yapılır .

–           Kasko sigortası sigorta yaptırılan aracın sahibinin sigorta poliçesinde düzenlenmiş olan teminatları yani sigorta poliçesinde teminat altına alınmış olan hasarları gidermekle yükümlüdür . Trafik sigortasında ise trafik kazası sırasında karşı araç sahibinin yükümlülükleri koruma altına alınmıştır .

–           Kasko sigortasında bir süre yoktur fakat trafik sigortasının süresi bittiyse aracın yeniden sigorta yaptırılması gerekmektedir .

–           Kasko sigortasında , sigorta poliçesinde belirlenen teminatlar hem aracının kasko yapan kişiyi hem de karşı tarafı güven altına almaktadır . Fakat trafik sigortası ise yalnızca kaza yapılırsa ortaya çıkar .

–           Bir önceki maddede de belirtildiği gibi kasko sigortasındaki teminatlar sigorta şirketlerine göre farklılık gösterebilir . Fakat zorunlu trafik sigortalarında ise teminatlar kasko sigortasındaki gibi farklılık göstermez . Buradaki teminatları devlet bizzat kendisi düzenler , belirler ve bir sınıra bağlar . Ölümlü kaza hallerinde ya da yaralamalı kaza hallerinde duruma göre belirlenmiş olan limitlerde farklılıklar olabilir . Eğer belirlenmiş olan limitlerin aşıldığı bir durum söz konusuysa burada aşılan limitin üstünü bizzat araç sahibinin kendisi ödemekle yükümlü kılınmıştır .

–           Kasko sigortasında , sigorta bedeli araç sürücüsünün sigorta poliçesinde belirlemiş olduğu hasar türlerine göre farklılık göstermesi olağandır fakat bu durumda önemli olan kasko sigortası yaptıran araç sürücüsünün özüne yani kendisine en uygun gördüğü sigorta poliçesini yapmasıdır . Trafik sigortasında ise sigorta bedelini devlet bizzat kendisi belirler aynı zamanda devlettin sigorta poliçesi belirlenirken serbest tarife uygulaması da söz konusu olabilir . Bu nedenle de sigorta kuruluşlarına göre çeşitlilik söz konusu olmaktadır .

–           Ve son farktan da bahsedersek kasko sigortası trafik sigortasına göre maddi anlamda bedel olarak daha çoktur . Yani trafik sigortası kasko sigortasına göre daha uygundur . Trafik sigortasının kasko sigortasında daha uygun olmasının nedeni ise kasko sigortasında risk oranının çok daha düşük olmasıdır . Ayrıca kasko sigortasında araç sahibinin haberi olmadan araca ikinci şahıslar tarafından verilen zararlar da bu sigorta kapsamında giderilir . Buna örnek verilmesi gerekirse de park halindeki bir aracın biri tarafından çizilmesi örnek olarak verilebilir .

SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU
SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU

Sigorta tahkim komisyonu, sigorta sözleşmelerinden ve bunlara ilişkin uyuşmazlıkların çözümü için
yapılan başvuruları değerlendiren komisyondur. Sigorta sözleşmeleri sigorta yaptıran kişi ile sigorta
kuruluşu tarafından yapılan bir sözleşmedir ve bu sözleşmeler kural olarak belirli bir şekilde
yapılmazlar.
Sigorta tahkim komisyonunun tercih edilmesindeki en büyük avantaj dava açılmasında göre daha
ucuz ve zor olmayan bir yöntem olmasıdır.
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu ( Özellikle 30. Madde), 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu, 6098 sayılı Türk
Borçlar Kanunu ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulama alanı bulmaktadır.
Sigortacılık tahkimi zorunlu bir yol olmayıp isteğe bağlıdır. Uyuşmazlığı çözmek için Sigorta Tahkim
Kurulu tarafından hakim belirlenir ve komisyonun vermiş olduğu karar mahkeme kararı niteliğindedir.
Uyuşmazlığın Komisyona gidebilmesi için sigortacıyla uyuşmazlığa düşen kişinin sigortacıya gerekli
başvuruları yapmış olması ve olumsuz yanıt alması gerekiyor veya sigorta kuruluşunun kendisine
başvurulmasından itibaren on beş gün içerisinde yazılı cevap vermemesi halinde de komisyona
başvurulabilir.
Tahkime başvurabilmek için uyuşmazlığın mahkemeye, Tüketici Hakem Heyetine ve kanundaki diğer
hallerdeki tahkime gelmemiş olması gerekir.
Komisyona başvurabilmek için uyuşmazlığın, sigorta şirketinin tahkim sistemine üye olduğu tarihten
önce olmaması gerekmektedir.
Uyuşmazlık için Komisyona yapılan başvurunun form doldurularak yapılması zorunludur.
Sigorta Tahkim Komisyonuna sigorta yaptıran kişi ya da yapılan sigortadan bir menfaati olan kişiler
başvuru yapabilir.
Sigorta şirketlerinden tahkim sistemine üye olmak isteyenler bunu yazılı olarak Komisyona
bildirmeleri gerekir. Sigorta tahkim sistemine üye olana şirketlerle uyuşmazlığa düşenler yapmış
oldukları sözleşmede tahkime gidebileceklerine dair özel bir madde olmasa dahi tahkimden
yararlanabilirler.

Sigorta Tahkim komisyonu; komisyonun merkezine, başvuru yapan kişinin ikametgahının olduğu yere veya rizikonun
gerçekleştiği yerdeki büroya başvuru yapılabilir. Başvuru bizzat sigortacıyla uyuşmazlığa düşen kişi
tarafından yapılabileceği gibi vekili tarafından da yapılması mümkündür.
Sigorta tahkim komisyonuna başvuru belli bir süreye tabi tutulmamıştır. Ancak Türk Borçlar
Kanunundaki genel zamanaşımı olan on yıl burada da geçerlidir. 15.01.2022 tarihi itibariyle
Komisyona yapılan başvurular sadece online üzerinden kabul edilmektedir.
Tahkim başvurusunda gereken belgeler: Başvuru formu, sigorta yaptıranın sigorta kuruluşundan
aldığı olumsuz cevap yazısı ve sigorta kuruluşunun kendisine başvurulmasından itibaren on beş gün
içerisinde yazılı cevap vermediğini ispatlayan belge başvuruda bulunması gereken temel belgelerdir
ayrıca Komisyon ek belgeler talep edebilir.
Başvuru miktarı başvuru ücretine göre artış göstermektedir. 5000 TL’ye kadar olan uyuşmazlıklarda
100 TL, 5001 TL – 10000 TL arasında 250 TL, 10001 TL – 20000 TL arasında 350 TL ve 20001 TL’den
fazla olan uyuşmazlıklarda ise başvuru ücreti uyuşmazlığın %1.5’udur.
Yapılan başvuru ilk olarak raportör tarafından incelenir. Raportörün yapacağı bu inceleme daha çok
başvurunun şekil şartına uygun olup olmadığıyla ilgilidir. Raportör on beş günde yapacağı
incelemeleri tamamlar ve uyuşmazlığın esasına göre karar veremediği için sigorta hakemine gönderir.
Hakemler, sigorta hakem listesinden Komisyon tarafından seçilir. Sigorta uyuşmazlığının 15000
TL’den fazla olması halinde heyet oluşturulması gerekmektedir. Hakemlerin göreve başladıkları
tarihten itibaren dört ay içerisinde karar vermeli gerekir. Dört ay içerisinde hakemlerin karar
vermemeleri üzerine ihtilaf mahkeme tarafından çözülür.
Komisyonun önüne gelen, 5000 TL’ye kadar olan uyuşmazlıklarda Komisyonun verdiği karar kesindir,
itiraz edilemez. Uyuşmazlığın 5000 TL – 40000 TL arasında olması durumunda bir kereliğine
Komisyonun verdiği karara karşı itiraz edilebilir fakat bunun on gün içerisinde yapılmış olması gerekir.
40000 TL’den fazla olan uyuşmazlıklarda ise itiraza karşı verilen kararı taraflarca temyiz edilebilir.
MALULİYET ORANI
MALULİYET ORANI NEDİR?
 Öncelikle maluliyet kelime anlamı olarak sakat olma durumunu ve vücutta sakatlığı ifade eder. Maluliyet tıbbi olarak engellilik kavramıyla aynı kullanılmaktadır.
Türk Borçla Kanununda maluliyet çalışmaya gücü olmamak şeklinde açıklanmıştır.
Maluliyet bir kaza veya hastalık sonucunda vücutta meydana gelen kısıtlanma hali, yetersizlik ya da vücut bütünlüğünde olan azalmadır. Vücudumuzdaki organların ve sistemlerin eksiksiz, yüzde yüz kapasite ile çalışması halinde kişi sosyal yaşamını sürdürmede bir zorluk yaşamaz.
Kişinin tam, eksiksiz, yüzde yüz olarak kabul gören vücut bütünlüğündeki eksiklik oranı malulüyet oranı olarak tanımlanmaktadır. Kişinin vücut fonksiyonlarında bu oranın yüzde yirmi ve üzerinde eksiklik olması halinde günlük hayatında sıkıntı çekmesi beklenmektedir.
Maluliyet kalıcı, geçici, tam ya da kısmi olabilir.
Tam maluliyet: Bu durumda kaza ya da hastalık gibi haller sonucunda kişinin vücut fonksiyonları kendi başına yerine getiremez, kişi günlük hayatını yaşayabilecek temel niteliklerini kaybeder.
Kısmi maluliyet: Bu durumda kaza ya da hastalık gibi haller sonucunda kişinin bir ya da birkaç organında işlev bozukluğunun olması. Kol, bacak gibi uvuzların kaybedilmesi gibi.
Kalıcı Maluliyet: Bu durumda kişinin yaşadığı kaza ya da hastalık gibi haller sonucunda vücudunda ömür boyu sürecek bir hasarın, zararın meydana gelmesi.
Geçici Maluliyet: Bu durumda kişinin yaşadığı kaza ya da hastalık gibi haller sonucunda vücudunda tedavi edilebilir bir hasarın, zararın meydana gelmesidir.
MALULİYET DOSYALARINDA HASTALIKLARA GÖRE GENEL OLARAK İSTENENEN BELGELER
1- Olayın gerçekleştiği tarihteki tıbbi belgeler,
2- Olaydan sonra yapılan tedavilerle ilgili belgeler,
3- Grafilerin asılları,
4- Sosyal Güvenlik Kurulu raporları( iş kazaları için),
5- Tüm adli soruşturma dosyası,
6- Son durumu gösteren tıbbi belgeler,
7- Kişinin mesleği ve yaşı.

MALULİYET RAPORU NEREDEN VE NASIL ALINIR?
Devlet üniversitesi hastaneleri, Sağlık Bakanlığı Eğitim ve Araştırma Hastaneleri ile Askeri Hastanelerde maluliyet teşkil edecek olan sağlık raporu tesis edilebilir. Bu türdeki hastanelerin bulunmaması halinde ise Devlet Hastanelerinden bu tür sağlık raporu alınabilir. Başta yazılan hastanelerden rapor alabilmek için Sosyal Güvenlik il ya da merkez müdürlüğü tarafından sizlere verilen bir sevk yazısında bildirilir.
Bu sevk sonucunda düzenlenen sağlık kurulu raporları diğer belgelerle birlikte sizin bağlı bulunduğunuz Sosyal Güvenlik İl ya da merkez müdürlüğünce dosya üzerinden görüşülmek üzere ilgili olan Kurum Sağlık Kuruluna gönderilir. Burada görüşülen maluliyet dosyası kabul ya da ret edilebilir. Ya da bu ikisi dışında ara karar da verilebilir.
Sizin başvurduğunuz sosyal güvenlik il ya da merkez müdürlüğünden sonuç alınabilir.
Sevk sonucunda düzenlenen ilk sağlık kurulu raporu karının yetersiz ya da eksik olduğu hallerde ilgili sağlık kurulunca ara karar verilir. Bu süre içerisinde dosyadaki eksik bilgi ve belgelerin tamamlanması istenir.
Eğer çalışma gücünün yüzde altmış oranında kaybettiği gerekçesiyle talep reddedilirse sağlık kurulu raporu bir kere de Yüksek Sağlık Kurulunda incelenmesi için ilgili bağlı bulunulan Sosyal Güvenlik İl ya da Merkez Müdürlüğünce bir dilekçe ile talep istenebilir. Bu sonuca da itiraz halinde is Tıp Fakültesi Konseylerinden ya da Adli Tıp Kurumundan görüş istenir.
Kimlerin malul sayılacağı Sosyal Sigortalar Kanunu Madde 53’te düzenlenmiştir. Buna göre:
Kurum hastanelerince düzenlenecek sağlık raporları ve dayanağı tıbbi belgelerin incelenmesi sonucunda çalışma gücünün en 2\3’ünü kaybeden,
Sosyal Sigortalar Kanununun 34. Maddesi gereğince yapılan tedavi sonucu yapılan inceleme sonucunda hazırlanacak olan sağlık raporlarında çalışma gücünün en az 2\3’ünü kaybettiği yazıyorsa,
İş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az yüzde altmışını kaybettiği, ilgili Sağlık Kurumlarınca tespit edilirse tespit edilen sigortalı kişi malul sayılır.
Malul olma oranının bazı unsurlar dikkate alınarak hazırlanmış cetvellerden faydalanılmak suretiyle belirlenmesine maluliyet oranı denir.

HÜSEYİN DOĞAN
KASKO, SOVTAJ VE ZORUNLU MALİ SORUMLULUK SİGORTASI
KASKO, SOVTAJ VE ZORUNLU MALİ SORUMLULUK SİGORTASI ARASINDAKİ İLİŞKİ

KASKO NEDİR VE ZORUNLU TRAFİK SİGORTASI İLE ARASINDAKİ FARKLAR NELERDİR
Kasko zorunlu trafik sigortası aksine kaza sonucunda kişinin kendi aracındaki zararları karşılayan sigorta türüdür. Kimi zaman zorunlu trafik sigortasıyla karıştırılsa da zorunlu trafik sigortasının aksine yaptırılması zorunlu değildir ve cezai yaptırımı yoktur. Yukarıda belirttiğim gibi zorunlu trafik sigortası kaza sonucu karşı tarafa verilen zararı karşılarken kasko ise kendi aracında oluşan zararları karşılamaktadır. Kasko kısaca sigorta sahibi aracının güvence alınmasını sağlayan ve bazı riskleri güvenceye alan bir özel sigorta türüdür. Bu söz konusu riskler , trafik kazası ve kaza sonucu oluşan hasarlar, aracın çalınması ya da aracın çalınmaya teşebbüs edilmesi bunun yanı sıra aracın yanması gibi zararlar ve bunların yanında ferdi zararlardır. Kasko söz edilen bu zararlara karşı tamamen ya da olayın içeriğine göre araştırarak ve inceleyerek büyük oranda sorumluluk sahibi olup bu durumların karşılanmasını sağlamaktadır. Trafik sigortasından bir diğer farkı ise kaskonun maliyetidir. Trafik sigortasının prim çerçevesi devlet tarafından belirlenmesinden kaynaklı olarak standart olup kasko da tutar sınırı kaskonun kapsamı içine girecek durumlara göre değişiklik göstermektedir. Kasko trafik sigortasına göre daha kapsamlı bir sigorta türü olduğu için trafik sigortası maliyetine göre kıyaslandığında daha maliyetlidir. Zaman bakımından ise birbirilerine benzer olup iki sigorta türünün de süresi 1 yıllıktır ve yıllık olarak yenilenmesi veya ödeme yapılması şartıyla başlatılması gerekmektedir.
SOVTAJ, SOVTAJ BEDELİ VE SOVTAJ SÜRECİ
Sovtaj bedeli özellikle kasko sigortaları içerisinde karşımıza çıkan bir kavramdır bu kavram hasar gören malın sigortalı kişinin onayı alınarak satılma işlemini ifade etmektedir. Sovtaj işlemi sigorta şirketinin giderlerini ve kaybını azaltır. Sovtaj bedeliyle sigorta şirketinin ödemesi gereken tazminat düşmektedir bunun dışında tamamen karşılanmazsa ödenecek tazminat bedelini düşürür.Sovtaj için yukarıda da belirttiğimiz üzere ilk olarak sigortalının onayının alınması gerekmekte olup onay verildiği taktirde hasarlı olan mal sigorta şirketinin zimmetine geçer ve satılır satıldığında sigortalı ve şirket arasında ödeme işlemleri usulünce yapılır. Hasarlı malın değer kaybına uğramamış parçalarından elde edilen geliri ise şirket ödemesi gereken tazminat bedelinden düşer. Bahsedilen ve düşürülen bu bedel sovtaj bedeli olarak nitelendirilir. Sovtaj bedelinin hesaplanmasında hasarlı olan malın ilk fiyatı , değer kaybı, değeri, satıştan elde edilen gelir gibi tüm bedeller dahil alınarak hesaplanır.Söz konusu sovtaj bedeli, ekspertiz raporuyla belirlenir ve bu rapordaki bedel sigorta şirketince sigortalı kişiye ödenir.

HÜSEYİN DOĞAN
İKAME ARAÇ BEDELİ



İKAME ARAÇ NEDİR?
İkame araç; aracın kaza yapması sonucunda eksper tarafından objektif olarak yapılan incelemeye göre,  almış olduğu hasar nedeniyle trafiğe çıkamamasına karar verilmesi sonucunda aracın sahip olduğu sigorta kuruluşunun sigorta sahibi kişiye kullanması amacıyla verdiği araçtır. İkame edilen aracın sigorta edilen araca yakın özelliklere sahip olması gerekmektedir. Sigorta şirketinin hasarlı araca uygun ikame aracı verememesi durumunda kişi hasarlı araca uygun bir araç kiralayabilir ve gerekli olan tüm masrafları sigorta kuruluşuna yönlendirebilir( Fatura karşılığında). Küçük hasarın durumunda trafiğe çıkamama durumu söz konusu olmadığından ikame araç tesis edilmez.

İKAME ARAÇDAN YARARLANABİLMEK İÇİN YERİNE GELMESİ GEREKEN ŞARTLAR NELERDİR?
İkame araç hizmetinden yararlanabilmek için bazı şartların yerine gelmesi gerekmektedir. Bu şartlar sigorta şirketleri tarafından belirlenir. Genel şartlar olarak aşağıdaki maddeler sayılabilir:
1-Aracın kaza yapması sonucunda ortaya çıkan hasar bağımsız bir eksper tarafınca onaylanmış olası gerekmektedir.
2- Hasar gören aracın yirmi dört saat içerisinde tamir edilemiyor olması gerekmektedir.
3- Aracın seyir halindeyken hasara uğramalıdır. Durağan halde veya park halinde kazanın olmaması gerekmektedir.
4- Eksper ile aracı tamir edecek olan servisin anlaşmaları gerekmektedir. Anlaşmaları halinde araç servise verilir. Eğer anlaşamazlarsa konu sigorta kuruluşuna gider.
5- Verilen süreden önce araç tamir edilirse ikame aracın geri verilmesi gerekmektedir.

Sigortaya sahip sürücülerin, her sigorta kuruluşunda değişebilmekle beraber genellikle yılda bir ya da iki defa ikame araç talebinde bulunmaları mümkündür.
İkame araç bedeli bilirkişi tarafından piyasa göz önüne alınarak hesaplanır.
İkame araç bedeli hesaplandıktan sonra kişinin arabasını kullanamadığı günler kapsamında aracı kullansa idi yapacağı masraflar (yakıt masrafı amortisman gideri gibi) bu hesaplamadan düşülür.
Sigortalının ikame araçla geçtiği tüm otoyol ve köprü paraları ile cezaların parası sigorta ettiren tarafından ödenir.
İkame dilen araç genellikle hasarın giderilmesine kadar verilir.
Sigorta kuruluşlarınca değişmekle beraber ikame araç süresi yedi ve on beş gün arasında değişebilir.

İKAME ARAÇ TAZMİNATI
İkame araç tazminatı ise hasar gören aracın trafiğe çıkamaması nedeniyle ortaya çıkan zarara denir. Onarım aşamasında olan aracın kullanılamamasında dolayı kazada kusuru olan taraf( araç sürücüsü ve/veya araç sahibi) sorumludur. Türk Borçlar Kanunu 49. Madde çerçevesince zararın tazmini için kusurlu tarafa başvurulmamaktadır. Aracı hasar gören kişi tazminatı karşı taraftan ya da karşı tarafın sigorta şirketinden isteyebilir.
Tazminat miktarının belirlenmesinde; aracın modeli ve markası, aracın özellikleri, aracı sigorta yaptıran şahsın aracı ne sıklıkla kullandığı, aracın bugüne kadar yapmış olduğu kilometresi, aracın onarım süresi, aracın değeri, aracın trafiğe çıkış tarihi ikame araç için ödenmesi gereken tutar gibi unsurlar dikkate alınır.
İkame araç tazminatının hesaplanmasında ticari araç ve ticari olmayan, hususi araç ayrımına dikkat etmek gerekmektedir. Kullanılamayan aracın; taksi, otobüs gibi ticari amaçla kullanılması nedeniyle ortaya çıkan zarar ticari araçlarda kazanç kaybı tazminatını konusunu oluşturur ve tazminat hesaplanırken ticari kazanç da göz önüne alınarak hesap yapılır.
Araçtan yoksun kalma tazminatı trafiğe çıkamayan hasarlı aracın günlük ikame araç bedeliyle, onarım nedeniyle trafiğe çıkamadığı gün sayısının çarpımı sonucunda hesaplanarak bulunur.
Araç değer kaybı için dava açabilmek için görevli mahkeme; sigorta kuruluşuna karşı dava açmak isteniyorsa Asliye Ticaret Mahkemesine başvurulur, araç sürücüsü ve\veya sahibine karşı dava açmak isteniyorsa Asliye Hukuk Mahkemesine başvuru yapılır. Burada dikkat edilmesi gereken diğer bir noktada da sigorta kuruluşuna karşı Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açabilme için arabuluculuk yolunun denenmiş olması gerekmektedir.
Araç değer kaybı davalarında yetkili mahkeme birçok yer olabilir: kazanın gerçekleştiği yer, kazada zarara uğrayan kişinin yerleşim yerinin olduğu yerdeki mahkeme gibidir.
Eğer sigorta şirketine iki yıl içinde başvuru yapılmazsa zamanaşımı süresi dolmuş olur.
Unutulmaması gereken önemli bir husus da taraflar eğer mahkemeye gitmek istemiyorlarsa Sigorta Tahkim Kuruluşuna başvurarak uyuşmazlığı burada çözümleyebilirler.

HÜSEYİN DOĞAN

SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU

SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU NEDİR VE GÖREVLERİ NELERDİR?

SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU NEDİR VE GÖREVLERİ NELERDİR?

Sigorta tahkim komisyonu 2008 yılında 5684 sayılı sigortacılık kanunu madde 30 hükmü kapsamında sigorta ve reasürans şirketleri birliği gözetiminde kurulmuş olan bir komisyondur. Söz konusu komisyon sigorta sözleşmesinde yer alan maddelerle ilgili ya da sigortalı ve sigorta şirketi tarafından yapılan anlaşma ile ilgili uyuşmazlıkları gidermeye çalışan bir kurumdur bu komisyonun üyeleri arasında bir tane  temsilcisi , iki tane birlik temsilcisi bir tane tüketici derneği temsilcisi ve bir tane de akademisyen hukukçu temsilci yer almaktadır. Söz konusu komisyonun tanımı ve görevi kısaca böyleyken bu komisyona başvuru yapmanın süresi ve bazı şartları bulunmaktadır. Bu durumları inceleyecek olursak, sigorta tahkim komisyonuna yapılacak olan başvurular önce röportajlar tarafından incelenmekte olup bir çözüm sonucu almayan olaylar bağımsız Sigorta hakemlerine iletilmektedir. Söz konusu komisyonun bir olayı incelemesi için o uyuşmazlıkla ilgili durumun mahkemeye ya da tüketici sorunları hakem heyetine gitmemiş olması gerekmektedir. Sigortalı ile bir sigorta şirketi ya da üçüncü kişi ve sigorta şirketi arasında bir uyuşmazlık sonucu sigorta tahkim komisyonuna başvurmanın bazı şartları vardır bu şartlardan biri söz konusu olaydaki sigorta şirketinin sigorta tahkim komisyonuna üye olması gerekmektedir Bunun yanı sıra sigorta tahkim komisyonuna başvurmanın bir diğer şartına bakacak olursak başvuran kişinin sigorta tahkim komisyonundan önce sigorta şirketine başvurmuş olması ve bu başvuru sonucu sigorta şirketinden ret cevabı ya da 15 iş günü içerisinde cevap gelmemesi durumunda ancak sigorta tahkim komisyonuna başvuru yapılabileceği yukarıda da belirttiğim gibi sigorta tahkim komisyonuna üye olmayan bir sigorta şirketinin komisyona başvurarak o şirketle ilgili uyuşmazın çözülmesi istendiğinde komisyonun bunu dikkate almadı ve kendisine üye olan sigorta şirketleri ile ilgili uyuşmazlıkları dikkate aldığını unutmamalıyız. Peki söz konusu sigorta tahkim komisyonuna başvuru için neler gereklidir hangi belgeler gereklidir sorusunu cevaplamamız gerekirse buna da şu şekilde cevap vermemiz gerekir:

İlk olarak başvuran kişinin ıslak imzasının yer aldığı ve detaylıca eksiksiz bir biçimde doldurulmuş başvuru formu , bu başvuru formunu yapan kişinin kimlik belgesi fotokopisi,  bu başvuru formu ile ilgili sigorta tahkim komisyonunun belirlediği başvuru ücretinin ödenmesine dair bir makbuz, öncelikle sigorta şirketine başvurulduğuna ve oradan olumsuz yanıt geldiğine ya da hiç yanıt gelmediğine dair belge, sigorta şirketine gönderilmiş olan müracaatla ilgili yazılı evrak ve bunların yanında başvuran kişinin komisyondan beklediği şeyi açık ve çeşitli evraklarla ispatlama yönteminde kendisine yardımcı olacak bu evrakları da kullanarak talep etmek istediği şeyi açık ve net bir biçimde belirtmiş olduğu bir evrakla yani bir yazıyla başvuru yapılabilir.

TAHKİM KOMİSYONU KARARINA İTİRAZ EDİLİR Mİ?

Sigorta tahkim komisyonuna başvuru yapılmış bir uyuşmazlıkla ilgili sigorta takibi komisyonunun vermiş olduğu karara itiraz edilip edilmeyeceğini incelediğimizde söz konusu uyuşmazlığın 5.000 TL ve daha alt seviyede değere sahip olması durumunda komisyon kararını itiraz edilemeyeceği 5000 TL ve üzerindeki uyuşmazlıklarla ilgili ise komisyonun kararı bildirmesinden sonra 10 gün içerisinde bir kere olmak şartıyla komisyon kararını itiraz edilebileceğini itiraz sürecinin ise itiraz başvuru formu doldurulup başvuru ücretiyle miktarı aynı olan bir ücret yatırılarak itiraz edilebildiğini bilmekteyiz Bunun dışında 40.000 TL üzerindeki uyuşmazlıklarla ilgili Sigorta tahkim komisyonu kararlarının temyiz edilebileceğini komisyonun kararına yapılan itirazım ise hakem hey tarafından incelenip bu inceleme yapıldıktan sonra 2 ay içerisinde karar verilip 3 iş günü içerisinde itiraz sahiplerine bu kararın iletildiğini de atlamamalıyız.

HÜSEYİN DOĞAN

TRAFİK KAZASI TUTANAĞI


TRAFİK KAZASI TUTANAĞI
 
TRAFİK KAZASI TUTANAĞI NEDİR ve NASIL TUTULMALIDIR?
Trafik kazası tutanağı, gerçekleşen bir trafik kazası olayında karşılıklı olarak kazaya konu olan araç sürücülerinin kendileri ve araçları ile ilgili trafik kazasının nasıl gerçekleştiğini ve tarafların söz konusu trafik kazasındaki kusur durumlarını gösteren, trafik kazası sonucu ya taraflarca ya da kolluk kuvvetlerince tutulan belgedir.
Trafik kazası tutanağı, söz konusu kazada yalnızca şeye dair zarar yani mal varlığı zararı söz konusuysa kolluk kuvvetleri olmadan tarafların birbirleriyle ve tutanağın doğruluğu konusunda anlaşarak kolluk kuvvetleri gözetimi ve denetimi olmadan da tutabilecekleri bir tutanaktır sadece mal varlığının zarar gördüğü bu tutanak çeşidine nasıl tutulduğu önemli olmaksızın(kolluk kuvvetleri eşliğinde veya değil) “maddi hasarlı trafik kazası tutanağı” denmektedir bu durumda kazaya karışmış olan araçların olay anında ve olay sonrasında hiçbir şekilde bozulmadan ve başka bir mekana taşınmadan fotoğraflarını çekilmesi kazaya karışan araç sürücülerinin kimlikleri ve araçların ruhsat fotokopilerinin yer alması ve kesinlikle imzalı bir şekilde yapılması gerekmektedir böyle tutulacak bir maddi hasarlı trafik kazası tutanağı ancak kazaya karışan tarafların gerçekleştirebileceği bir işlemdir fakat taraflar kusur ve kaza gerçekleşme şeklini anlatım konusunda birbirleriyle anlaşamazlarsa ya da taraflardan en az birinin ehliyetsiz olması durumunda ya da taraflardan en az birinin ehliyet yetkisinin kazaya karıştığı araçla uyuşmaması halinde ya da kazaya karışan araçlardan birinin resmi plakalı olması durumunda ya da kaza anında 3. kişilerin zarar görmesi ya da kaza nedeniyle devlet mallarına zarar verilmesi ya da sürücünün ruh sağlığı ile ilgili problemleri olması durumunda kolluk kuvvetleri olmadan trafik kazası tutanağı tutamayacaklardır yani kısaca kusur dağılımı yapamayıp anlaşamazlarsa ya da belirtilen diğer şartlardan biri varsa bu durumlarda kolluk kuvvetleri yardımıyla, denetimiyle tutanak tutulmalıdır yani tutanağı kolluk kuvvetlerinin tutması gerekmektedir. Kazada bir yaralanma veya can kaybı meydana geldiyse trafik kazası tutanağının kolluk kuvvetleri gözetiminde tutulması şart hale gelecektir.
 
TRAFİK KAZASI TUTANAĞINDA OLMASI GEREKEN BİLGİLER VE BELGELER NELERDİR?
Öncelikle trafik kazası tutanağında söz konusu kazaya karışmış olan araçların ruhsatlarının fotokopileri ve araç kullanıcılarının ehliyetlerinin fotokopileri en önemlisi söz konusu araçların sigorta şirketleri yer almalıdır. Bunların yanında kaza yeri ve kaza saati olayla ilgili bir ya da birden fazla tanığın olması durumunda bu tanık ya da tanıkların o an tutanağa not alınarak geçirilmesi bunların yanı sıra aracın tüm yeşil kart bilgilerinin açık ve net bir şekilde yazılması ve yazılı olarak tutulmuş olan bu trafik kazası tutanağının kazaya karışan taraflarca imzalanması gerekmektedir.
 
TRAFİK KAZASI TUTANAĞININ YANLIŞ DÜZENLENMESİ
Bir trafik kazası sonucunda kazaya konu olan kişilerin kendi aralarında anlaşarak kolluk kuvvetleri olmadan bir trafik kazası tutanağı tutması kazayı anlatması ve kusurları göstermesi konusunda birbirlerini kandıramayacaklarından kaynaklı böyle tutulan bir tutanakta yanlış tutulmanın olma olasılığının az olmasından kaynaklı kolluk kuvvetleri olmadan tutulan yani yukarıda belirttiğimiz şartların yokluğu halinde kolluk kuvvetlerinin olması gerektiği şartlarını sağlamayan bir kazada kolluk kuvvetleri çağrılmadan kendi aralarında anlaşılarak tutulmuş olan trafik kazası tutanağının bir süre sonra taraflardan biri tarafından yalanlanması ve doğru olmadığının iddia edilmesi çok da yerinde bir durum olmayacağı için direkt olarak birbirleriyle anlaşamayan tarafların kolluk kuvvetleri denetimiyle tutmuş olduğu trafik kazası tutanağının yanlışlığını incelememiz gerekir. Kaza sonucu kolluk kuvvetleri yardım ve denetimi yoluyla tutulmuş bir trafik kazası tutanağının taraflardan birinin yanlış anlatması, yanlış yönlendirmesi sonucu trafik kazası tutanağı tamamen ya da belli oranda yanlış tutulmuş olup kusursuz bir tarafa kusur yükleme ya da kusur oranında yanlışlıklar göstermeye yol açabilir bu durumda da kusur oranı normalde az olan ya da hiç olmayan tarafın kusurlu gibi görünüp bir borç yükümlülüğü altına girmesine neden olacağından kaynaklı kişi kolluk kuvvetlerinin tutmuş olduğu trafik kazası tutanağının yanlışlığı ile ilgili trafik kazası tutanağını düzeltilmesi davası açmalıdır aksi takdirde tutanağın yanlışlığı aleyhine olan kişi sebepsiz ve hatalı bir durumdan kaynaklı zarara uğramış olacaktır. Kusur oranının gerçekten daha fazla olmasından kaynaklı zarara uğrayacak olan kişi Sulh Hukuk Mahkemesine tespit davası açarak çeşitli delillerle birlikte durumu ispatlama yoluyla trafik kazası tutanağını düzeltilmesini talep edebilir ve böylelikle dava yoluyla tutanağı düzelttirebilir. O yüzden kazaya karışıp kolluk kuvvetlerince kazası ile ilgili trafik kazası tutanağı tutulmuş kişilerin bu tutanağın , çok iyi anlatılarak ve çok net bir şekilde tutulduğundan emin olarak gerçekleştirmeleri önemlidir, aksi takdirde herhangi bir aksi durumda kazaya karışan taraflardan kusursuz ya da az kusurlu bir tarafın çok kusurlu gibi görünmesi ve tutanakta da böyle geçmesi durumunda söz konusu tarafa hem maddi hem de hukuki yaptırımlar gerçekleştirebilir ve bu durumda taraf haksız yere mağdur olabilir bu sebeple kişilerin söz konusu tutanak başta tutulurken dikkat etmesi aksi bir durumda tutanağın yanlış olduğunu düşünmeleri durumunda da tutanağın düzeltilme davasını açmasını fakat bu davanın işin ehli ve nerede nasıl ne yapılacağını bilen avukatlar tarafından açılmasının davanın kabulünü çok önemli bir oranda olumlu etkileyeceğinden kaynaklı bir avukattan yardım alarak yapılması ve kişinin bu şekilde dava açarak tutanağın düzeltilmesini, hatanın tespit edilip düzeltilmesini dava yoluyla istemesi en mantıklı yol olacaktır.
 
 
HÜSEYİN DOĞAN
 
 
 
 
 
DEĞER KAYBI

ARAÇ DEĞER KAYBI
GENEL OLARAK ARAÇ DEĞER KAYBI
Trafik kazası sonucunda hasar gören aracın servise götürülerek onarılır . Bunun sonucunda ise araç kazalı olduğu için ikinci el statüsüne düşer . Aracın ikinci el statüsüne düşmesi ise o aracın satımında zorluğa yol açar ve aracın değeri düşerek fiyat bakımından bir azalma söz konusu olur . Tam da bu nedenden dolayı mağduriyet yaşayan araç sahiplerinin yaşamış oldukları mağduriyetlerin giderilebilmesi için araç değer kaybı tazminatı mağdur olan araç sahiplerine verilir . Mağdur olan araç sahibine bu tazminatın verilebilmesi için trafik kazasının yaşanmasında kusurunun bulunmaması gerekmektedir . Bu tazminatın verilmesindeki amaç ise trafik kazasında kusurlu olan tarafın kusuru olan tarafa mağduriyetinden dolayı ödeme yaparak mağdur olan araç sahibinin mağduriyetini gidermektir .
ARAÇ DEĞER KAYBININ HESAPLANMASINDA DİKKATE ALINAN HUSUSLAR
Kaza yapan aracın modeli ve markası , aracın üretildiği yıl , aracın ne zaman trafiğe çıktığı , aracın kaza anındaki yapmış olduğu kilometresi , aracın kaza yapmış olduğu tarihteki kendi benzer araçlarının piyasa rayiç bedeli , aracın o güne kadar hasarlı olup olmadığı ve eğer oldu ise bu hasarların niteliği ve son olarak da araca o güne kadar yapılmış olan boyama işlemleriyle aracın değişen parçaları kontrol edilerek bir hesaplama yapılır .
ARAÇ DEĞER KAYBI NASIL HESAPLANIR ?
Araç değer kaybı tazminatının alınabilmesi için kusurlu tarafın kusur oranında bir talep gerekmektedir .
Değer kaybı hesaplamasını ise tarafsız bir ekspertiz ya da bilirkişi kurumu yapabilir .
Trafik kazasının sonunda kusuru bulunan tarafın sigorta kuruluşuna araç değer kaybı talebini içeren bir dilekçe yazılır . Eğer gönderilen bu sigorta kuruluşunun dilekçeye ret kararı verirse Sigorta Tahkim Kuruluşuna bir başvuruda bulunabilir ya da Sigorta Tahkim Kuruluna başvuru yapmadan direkt dava açılabilir . Eğer Sigorta Tahkim Kuruluna başvurulmadan direkt dava açılırsa Asliye Ticaret Mahkemesi ya da Asliye Ticaret Mahkemesince bilirkişi atanır ve değer kaybı hesaplama talebinde bulunur .
Araç değer kaybının hesaplanmasında iki tane formül bulunmaktadır . Buna göre :
Baz değer kaybı = Aracın piyasa rayiç değeri x yüzde on dokuz
Total değer kaybı = Baz değer kaybı x hasar boyutu katsayısı x aracın kazaya kadarki yapmış olduğu kilometre katsayısı
ARAÇ DEĞER KAYBININ ALINAMAYACAĞI ARAÇLAR
Tekerlekli ve zırhlı olan toplumsal müdahale araçları , belediyenin otobüsleri ( toplu taşıma araçları ) , yol süpürmek için kullanılan özel araçlar , itfaiye araçlarında oluşan hasar nedeniyle hasar değer kaybı istenemez . Ve son olarak da yabancı ülke plakasına sahip olan araçlar Türkiye’de karışmış olduğu trafik kazasını nedeniyle bir hasar alırsa bu araçların sahipleri de araç değer kaybı isteyemezler .
ARAÇ DEĞER KAYBININ ŞARTLARI
1 – Trafik kazasının çift taraflı bir trafik kazası olması gerekmektedir .Yani örnek olarak duvara çarpan bir araç , araç rayiç bedelin isteminde bulunamaz .
2 – Trafik kazası yapan aracın araç değer kaybı isteminde bulunabilmesi için aranan diğer bir şart da kazada yüzde yüz kusurunun bulunmaması gerekmektedir .
3 – Trafik kazası sonucunda araçta bir hasarın oluşması gerekmektedir . Ve bu oluşan hasarın da tamir edilmesi , onarılması gerekmektedir .
4 – Araç değer kaybı istemine bulunabilmenin son şartı ise tamir edilen parçaların daha önceden yapmış olan bir trafik kazası nedeniyle onarılmaması gerekmektedir .
Unutulmaması gereken bir noktada zamanaşımıdır . Araç değer kaybı tazminatı başvurusu yapabilmek için iki yıllık bir zamanaşımı süresi bulunmaktadır eğer bu süre zarfında başvuru yapılmazsa kişi bu hakkını bir daha kullanamaz , hakkını yitirmiş olur .
ARAÇ DEĞER KAYBINI İSTENECEĞİ KİŞİLER
Kazanın oluşmasına neden olan karşı tarafın aracının ruhsat sahibi , Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası poliçesini düzenleyen sigorta kuruluşu ve kazayı yapan araç sürücüsü müteselsilen sorumlu olurlar . İlgili kişinin üçünden de isteme hakkı bulunmaktadır . Araç sahibi ve araç sürücüsü bu bedeli ödemek durumunda kalırlarsa o zaman kendi sigorta poliçelerine başvurup rücu etme hakları bulunmaktadır .
SONUÇ
Trafik kazalarında oluşan hasarlar servislerde giderilir ve bu hasarlar sigortalardan standart bir şekilde karşılanır .Ancak bu araçlar her ne kadar tamir edilip hasarları karşılansa da bu araçlar trafik kazası geçirmiş olduklarından kaynaklı bir zarar oluşur . Bu zararda aracın kaza yapmasından önceki rayiç değeriyle kazadan sonra ne kadar onarılsa da , hasarları tamir edilse de ikinci el piyasa değerinin düşmesi arasındaki farka araç değer kaybı .
Araç değer kaybını sigortalar talep edilmediği sürece karşılamazlar .
Değer kaybı tazminatında amaç aslında araç kazasında kusurlu olan tarafın kusursuz olan tarafa mağduriyetinden kaynaklanan ödemesi gereken değer tazminatını ifade eder  yani burada oluşan mağduriyeti gidermek amaçlanmaktadır .
Open chat
Whatsappdan mesaj at
Merhaba
Geçmiş Olsun.Size yardımcı olabiliriz.
Hemen Ara