Arama:
TEK TARAFLI TRAFİK KAZASI

TEK TARAFLI TRAFİK KAZASI

Bu tür trafik kazası kazayı yapan aracın herhangi bir yayaya ya da başka bir araca çarpmadığı , hasar vermediği trafik kazalarıdır . Tek taraflı olan trafik kazalarında aracın sürücüsünün kusurunun yüzde yüz olduğu kabul edilmektedir . Bu nedenle de kendisi için herhangi bir hak talebinde bulunamaz .

Araç sürücüsü tek başına  bir trafik kazası geçirdiğinde derhal polise haber vermeli , aracın güvenli bir yerde durmadığı tespit edilişe güvenli bir yere çekilme ve daha sonra da tek taraflı trafik kazası tespit tutanağı düzenlenmelidir . Bu tutanakta kazanın yeri , saati , kazanın nasıl gerçekleştiği , aracın aldığı hasar ve \ veya sürücünün yaralandığı gibi noktalar yer almaktadır . Unutulmaması gereken bir diğer husus da tutanaklara atılan imzanın ıslak imza olması gerekmektedir . Bu belgelerin dışında alkol için tutulan rapor , kaza yerinde çekilmiş olan fotoğraflar , kazayı yapan sürücünün ehliyet ve aracın ruhsatı ve sürçünün trafik poliçesi örnekleri de verilen bu dosyanın içerisinde bulunması gerekmektedir .

TEK TARAFLI TRAFİK AKZASINDA TCK

Türk Ceza Kanununun 179 ve 180. Maddelerinde tek taraflı trafik kazalarıyla ilgili düzenleme yer almaktadır . Buna göre tek taraflı trafik kazalarında sadece maddi bakımdan bir hasar varsa araç sürücüsünün ya da aracın işleteninin herhangi bir cezai sorumluluğu bulanmamaktadır fakat alkollü ya da uyuşturucu etkisinde iken araç kullanıp kaza yapan kişinin kazada trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunu işlemiş olur .

TEK TARAFLI KAZADA SİGORTA ÖDEMESİ

‘ Kimse kendi kusuru dolayısıyla yararlanamaz ’ ilkesi burada da geçerliliğini korumaktadır . Bu nedenle de tek taraflı trafik kazalarında araç sürücüsü bağlı olduğu sigorta şirketinden tazminat alamaz .  Fakat kaza yapan araçta sürücü dışında birilerinin de bulunması durumunda somut olaya göre sigorta ve tazminat ödemeleri yapılabilir .

TEK TARAFLI TRAFİK KAZALARINDA SİGORTA KURULUŞLARIIN SORUMLULUKLARI

  • Aracını sigorta yaptıran kişide kaza sonucunda meydana gelen hasarlar , bedensel anlamada , yaptırılması zorunlu olan trafik sigortasına ek olarak ferdi kaza sigortası yaptırılmış olması koşuluyla karşılanır .

TEK TARAFLI TRAFİK KAZALARINDA YARALANMA

Tek taraflı olmayan trafik kazalarında yaralanma durumunda yaralanan kişinin kendisi bir maluliyeti oluştu ise çalışma hayatı boyunca uğramış olacağı iş gücünün kaybı sebebiyle maddi tazminat uğramış olduğu trafik kazası sebebiyle de yaşadığı elem , keder ve üzüntü için manevi tazminat talep edebilmektedir .

Tek taraflı trafik kazalarında ise kazanın sonucunda kişi uzuv kaybına uğramış ise ya da yaşamsal bakımdan hayati fonksiyonlarını yerine getiremiyor durumda ise , yaralanmış olan kişinin yakınları yalnızca manevi tazminat isteminde bulunabilirler . Tek taraflı trafik kazasının meydana gelmesi sonucunda kişi ölür ise bu durumda da ölenden o hayatta iken desteğini alan kişiler destek aldıklarını ispat etmeleri şartıyla maddi ve manevi tazminat davasını açabilme haklarına sahiptirler  .

TEK TARAFLI TRAFİK KAZASINDA ÖLÜM DURUMUNDA TAZMİNAT

Araçta araç sürücüsünün dışında bulunan yolcuların ölümü durumunda kazanın tek taraflı ya da çift taraflı kazanın olmasına bakılmaksızın ve aracın sürücüsünün dikkate alınmaksızın her aracın içerisinde yolcu olarak bulunan kişilerin yakınları tazminata hak kazanır . Bu tazminat türü de destekten yoksun kalma tazminatı olarak yer almaktadır .

Tek taraflı trafik kazalarında duruma sebep olmayan kişinin ölümü durumunda geride kalan kişiler destekten yoksun kalma tazminatı alabilir .

Fakat kendi kusuru nedeniyle ölen kişinin yakınlarının ya da desteğini görenlerin destekten yoksun kalma tazminatını alıp alamayacağı konusu tartışmalıdır . Fakat son zamanlarda Yargıtay bu tartışmaya son vererek bu kişilerin tazminat alaya hak kazandıkları yönünde kararlar vermektedir . Bunun nedeni de kazada kusuru bulanan kişinin sorumluluğunun bu kişilere yüklenilemeyeceği ve bu kişilerin tazminat haklarında mahrum bırakılmaması gerektiğidir .

Tek taraflı trafik kazalarında sürücünün kendisinden kaynaklanmayan nedenlerle kaza yapıldıysa , örnek olarak yolun bozuk olması gibi , aracın sürücüsü tek taraflı trafik kazası yapsa dahi geride bırakmış olduğu kişiler destekten yoksun kalma tazminatına hak kazanırlar . Bu durumda aracın sigortalı olması hali mevcutsa ölenin arkasında bıraktığı kişiler destekten yoksun kalma tazminatını aracın sigortasında talep edebilirler .

TEK TARAFLI TRAFŞK KAZALARINDA DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATI ZAMANAŞIMI

Buna göre Borçlar Kanununda düzenlenen haksız fiil zamanaşımı olan 2 yıl burada da geçerlidir . Tek taralı trafik kazalarında suç işlendiğinde ise Türk Ceza Kanununda düzenlenmiş olan zamanaşımı süreleri uygulama alanı bulmaktadır . Buna göre uzatılmış haldeki zamanaşımı süresi yaralanma halinde 8 yıl , ölüm halinde ise 15 yıl olarak düzenlenmiştir .

TEK TARAFLI TRAFİK KAZALARINDA DEĞER KAYBI

Tek taraflı trafik kazalarında aracı hasara uğrayan kişi araç değer kaybı isteminde bulunamaz .

ALKOLLÜ ARAÇ KULLANIMI
ALKOLLÜ ARAÇ KULLANIMI
 
Araç sahibi ya da aracı kullanan kişinin eğlenmek ve keyifli vakit geçirmek için alkol alıp daha sonrasında araç kullanımı yaygın bir durum olmakla beraber son derece yanlış bir davranıştır. Alkollü araç kullanımı yapacak olan bireylerin oldukça az miktarda alkol alması önerilse de az ya da çok alkol alımı trafiği , diğer araç kullanıcılarını ve yayaları zor duruma sokabilir. Bundan kaynaklı olarak alkollü araç kullanımına bir kaza gerçekleşmese bile belli bir sınır promil üzerinde alkol saptanan kişiye idari yaptırım uygulanmakta olup bu sınır özel araç kullanan sürücüler için 50 promil olup yapılacak olan alkol testinde kanında 50 promil ve üzeri alkol bulunan sürücü idari para cezasına mahkum edilecek ve ehliyetine el konulacaktır. Hem idari para hem de ehliyete el konma cezalarından dolayı sürücülerin kaza yapmasalar bile alkol kullanımından sonra araç sürmemeleri çok daha sağlıklı olacaktır. Peki ya eğer alkollü kişi araç kullanırken kaza yaparsa ne olacak? Alkollü araç sürücüsüne kaza yapmasa bile uygulanacak olan idari yaptırımları yukarda belirttik. Araç sürücülerinin alkol aldıktan sonra alkollü bir şekilde araç kullanırken kaza yapmaları da beklenilen bir şey olduğundan kaynaklı bununla ilgili de bazı yaptırımların ve durumların önceden belirlendiğini söyleyebiliriz. Şimdi alkollü araç sürücüsünün kaza yapması durumunda söz konusu alkol durumunun bu kazayla ilgili ve sigortayla ilgili durumlarını inceleyelim.
 
ALKOLLÜ SÜRÜCÜNÜN YAPMIŞ OLDUĞU KAZADA TRAFİK SİGPRTASI ÖDEMELERİ
 
Trafik sigortasını yaptırmış olan araç sürücüsü belli oranda alkol aldıktan sonra yapmış olduğu kazada masrafları ya da masraflarının belli bir oranını sigorta şirketinin karşılayıp karşılamayacağını merak eder. Normalde sigorta şirketinin karşılayacağını bilen sürücü alkollü bir şekilde yani trafik kurallarına aykırı bir şekilde araç kullanımında nasıl bir uygulama olduğunu merak eder. Bu durumda gerçekleşmiş olan trafik kazasının direkt olarak alkollü sürücü nedeniyle gerçekleşip gerçekleşmediğine bakılmasını gerektirir  çünkü kaza direkt olarak alkollü sürücü sebebiyle gerçekleşmemiş olabilir. Söz konusu kazaya karışan aracın sigorta şirketinin de  ne ölçüde devreye girmesi gerektiğinin belirlenip anlaşılması için söz konusu trafik kazasıyla ilgili detaylı inceleme yapılması gerekmektedir.
 
Trafik ve kasko sigortalarının genel şartları incelendiğinde aslında sigorta şirketlerinin alkollü araç sürücüsünün yer aldığı trafik kazalarında ödeme yapmayı ve sorumluluk lamayı doğru bulmadıkları görülmektedir. Fakat sigorta şirketi kafasına göre keyfi olarak ödeme yapmak istemiyorum diyemez bundan kaynaklı da sigorta şirketi söz konusu trafik kazasıyla ilgili rücu davası açıp uzman yetkililerce kazanın ve söz konusu durumun incelenmesini ister. Araç sigortalarının konularını detaylı olarak incelediğimizde trafik sigortası ve kasko şartlarında bir fark olduğu anlaşılır.  Alkollü kazada kasko sigortası alkol kullanımını direkt olarak teminatın dışında tutarken trafik sigortası şartlarına bakıldığındaysa söz konusu trafik kazasında alkolün ne derece etkili olduğunun belirlenmesi sonucunda değiştirmektedir. Bu yüzden söz konusu kazayla ilgili araştırma ve derecelendirme yapılması gerekmektedir.
Söz konusu trafik kazasının olmasında sürücünün almış olduğu alkol dışında pek çok şey sebep olabilmektedir o yüzden  bu ‘’karşı tarafın yanlış araç kullanımı, kendi aracınızdaki çeşitli arızalar ve yol sorunları vs. ‘’ etkenler de kazanın oluşmasına neden olabileceği için durum incelenmeli ve sigorta şirketinin ödeme yapıp yapmayacağı durumların varlığı tespit edilmelidir. Yukarıda saydığımız gibi etkenlerin varlığı halinde kaza gerçekleştiği ortaya çıkarsa sigorta şirketinin ödeme yapması söz konusudur. Alkollü sürücünün tarafı olduğu trafik kazasında trafik sigortasıyla ilgili dikkat edilmesi gereken başka bir durum da kazada alkolün kazada bir miktar etkisi varsa bile eğer diğer etkenlerin varlığı da kazada söz konusuysa  sigorta ödemesi yapılacak olmasıdır.
 
Eğer alkollü bir şekilde araç kullandıysanız ve bu şekildeyken bir trafik kazası taraflarından biri olduysanız iletişim numaramızdan 7/24  bize ulaşabilir ve kıdemli , sigorta ile ilgili davalarda uzman avukatımız Av. Ferhat Küle’den söz konusu kazayla ve yapılabileceklerle ilgili bilgi alabilir ve aynı şekilde avukatımız aracılığıyla bağlı olduğUnuz sigorta şirketine ulaşarak taleplerinizi ve sorularınızı yöneltebilirsiniz.
 
HÜSEYİN DOĞAN
TRAFİKTE SUÇ VE YAPTIRIM

TRAFİKTE SUÇ VE YAPTIRIM

Trafik suçlarını incelediğimizde trafik suçları içerisinde Türk ceza kanunu hükümlerinin kapsamına da giren fiillerin yer aldığını bunların yanı sıra basit taktiği cezaları ve idari cezaları gerektiren durumların da yer aldığını söyleyebiliriz. Söz konusu kabahatlı cezalar incelendiğinde cezaların içerisinde hafif para cezası hafif hapis cezası söz konusu sürücünün belgesinin geri alınması vs. Gibi yaptırımların bulunduğunu idari cezaların içindeyse para cezası sürücü belgesinin geri alınması puan cezası vs. gibi yaptırımların bulunduğunu söyleyebiliriz. Bunlar dışında Türk ceza kanununun hükümleri içerisinde yer alan bazı maddelerin de trafik suçlarını kapsadığını ve bu yüzden ağır yaptırımlar gerektirdiğini söyleyebiliriz. İlk olarak fazla şekilde alkollü bir şekilde araç kullanmanın ağır yaptırımla cezalandırıldığını TCK 179/3 trafik güvenliğine tehlikeye sokma suçu hükmü kapsamında “alkol ya da uyuşturucu madde etkisi ile ya da başka bir sebeple emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına rağmen araç kullanmanın sürücü yukarıdaki fıkraya göre  (179/2 hükmündeki yaptırımla ) cezalandırılır. ” ifadesinden anlamaktayız.

Türk Ceza Kanunu madde 179/1 hükmünce “Kara, deniz, hava ya da demiryolu ulaşımının Güven içinde akışını sağlamak için konulmuş her türlü işareti değiştirerek kullanılmaz hale getirerek , konuldukları yerden kaldırarak, yanlış işaretler vererek , geçiş, varış , kalkış ya da iniş yolları üzerine bir şey koyarak veya teknik işletim sistemine müdahale ederek , başkalarının hayatı,  sağlığı ya da mal varlığı bakımından bir tehlikeye sebep olan kişiye bir yıldan 6 yıla kadar hapis cezası verilir.” İfadesinden anlaşıldığı üzere bu şekilde gerçekleştirilmiş olan bir trafik kuralı ihlali de Türk ceza kanunu kapsamında incelenmekte olup Türk Ceza Kanunu hükümlerince cezalandırılan ağır bir durumdur. TCK  179/2 hükmüne bakacak olursak “Kara, deniz, hava ya da demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat sağlık ya da mal varlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare eden kişi 3 aydan 2 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” İfadesinden anlaşıldığı üzere söz konusu hükümde yer alan durumların gerçekleşmesi sonucu yine söz konusu sürücünün Türk ceza kanunu kapsamında ceza alacağı bundan kaynaklı da oluşturmuş olduğu suçun ağır bir suç kapsamına gireceğini bilmekteyiz.

Türk Ceza Kanunu’nun trafik suçları ile ilgili bir başka yaptırımına bakacak olursak trafik kazası sonucu taraflardan birinin yaralanması taksirle yaralama sebebiyle savcılığın soruşturma açması ve kamu davası açmasına sebep olacaktır bu durumu Türk Ceza Kanunu madde 89 hükmü şöyle açıklamaktadır; ” Taksirle başkasının vücuduna acı veren ya da sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına sebep olan kişinin 3 aydan 1 yıla kadar hapis ya da adli para cezası ile cezalandırılacağını hükmedilmiştir. ” Çok ceza kanunu kapsamında taksiyle ayarlama suçunu nitelikli halleri ise aynı maddenin ikinci bendinde tanımlanmış olup bu durumda 1. fıkraya göre belirlenmiş olan cezanın yarısı oranında arttırılacağı ve aynı maddenin üçüncü fıkra hükmünde ise taksirli yaralamanın mağdurun iyileşme durumu bulunmayan bir hastalığa ya da bitkisel hayata girmesine ya da duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine ya da konuşma veya çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına ya da yüzünün sürekli değişikliğine ya da gebe bir kadının çocuğunun düşmesine sebep olması durumunda 1. fıkraya göre belirlenmiş olan cezanın bir kat arttırılması gerektiğini ifade etmektedir. Trafik kazasında birden fazla yaralanma söz konusu ise yani sürücü birden çok kişinin yaralanmasına neden olmuşsa  bu durumda taksirle yaralama fiili, birden çok insanın yaralanmasına neden olmuşsa, fail altı aydan üç yıla kadar hapis cezası alacaktır. Bilinçli taksir hâli hariç bu hüküm içine giren  suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olmakla beraber mağdurun şikayetini çekmesi halinde söz konusu olayla ilgili soruşturma kapanabilir. Keza, suçun takibi şikayete bağlıdır bundan kaynaklı olarak olayla ilgili altı aylık şikayet süresinin mevcut olduğunu da unutmamalısınız.

Keza trafik kazası neticesinde yapılan yargılamada, mağdurun maddi zararının karşılanması halinde bu husus Mahkemece indirim sebebi yapılabilecektir.

Söz konusu trafik kazası sonucu eğer bir ölüm gerçekleştiyse aynı şekilde Türk Ceza Kanunu madde 85 hükümde yer alan taksirli ölüme sebebiyet verme hükmünce kişinin yargılanacağı ve bu hüküm çerçevesinde durumun incelenip bu durumu varlığı halinde aynı yüküm çerçevesinde ceza alacağı söz konusudur. Görüldüğü üzere trafik suçlarının yalnızca idareye para cezası yaptırımı olmadığı Türkçe daha kanunu içeriğinde yer alan suçların da gerçekleştirilebileceği ve bu sebeple trafik suçlarının basite alınmaması gerektiği eğer yukarıda saydığımız durumların gerçekleşmesi halinde Türk ceza kanunu çerçevesinde hapis cezası alınacak ağır durumların oluşabileceği unutulmamalıdır böyle bir kazaya karışılması durumunda avukatınızdan bilgi alınız.

Eğer alkollü bir şekilde araç kullandıysanız ve bu şekildeyken bir trafik kazası taraflarından biri olduysanız iletişim numaramızdan 7/24  bize ulaşabilir ve kıdemli , sigorta ile ilgili davalarda uzman avukatımız Av. Ferhat Küle’den söz konusu kazayla ve yapılabileceklerle ilgili bilgi alabilir ve aynı şekilde avukatımız aracılığıyla bağlı olduğunuz sigorta şirketine ulaşarak taleplerinizi ve sorularınızı yöneltebilirsiniz.

HÜSEYİN DOĞAN

TRAFİK SİGORTASINDAN DOĞAN UYUŞMAZLIKLARA İLİŞKİN KARAR

  26.03.2021 Tarih ve 2020/İHK-8401 Sayılı İtiraz Hakem Heyeti (Trafik Maluliyet) 

  İlgili karar, bir itiraz kararıdır. Sigorta Tahkim Komisyonu  kararlarına itiraz edilebilmesi mümkündür, İtiraz etmenin belirli koşulları bulunur ve itiraz bu şartlara uyularak yine Sigorta Tahkim Kuruluna yapılır, itirazlar Komisyonca oluşturulan İtiraz Hakem Heyeti tarafından incelenir ve karara bağlanır. Bu karara konu olayda ise itiraz, Sigorta Tahkim Komisyonuna yapılan başvurunun gerekli koşullar sağlanmadan yapıldığına ilişkindir.

Uyuşmazlık  Konusu  Olay

  XX  plakalı aracın 15.10.2019 tarihinde yaya olan başvurana çarpması, yaralanmasına sebebiyet vermesi sonucu başvuranın şimdilik 500 TL geçiçi iş görmezlik, 500 TL bakıcı gideri, 4000 TL sürekli iş görmezlik olmak üzere toplam  5000 TL tazminat talebi ile komisyona başvurmuştur

Sigorta Hakemi Tarafından Verilen Hüküm

  Hakem  kararında, kaza tarihinin 15.10.2019 olup, maluliyet raporu tarihinin ise 22.06.2020 tarihi olduğu görülmüş, Maluliyete esas sekelin alt ekstremite’de olması nedeni ile raporun 12 ay sonra verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Yönetmelikte belirtildiği üzere maluliyet raporu için 12 aylık iyileşme süresi beklenmelidir, bu süre beklenmeden alınan  rapor nedeniyle başvurunun  usulden  reddedilmesine karar verilmiştir.

İtiraz ve İtiraza İlişkin Gerekçeli Karar

  Sigorta Tahkim Komisyonunun bu kararına karşı davacı vekili ibraz ettikleri raporun  karar vermeye yeterli olduğunu, bu bakımdan başvurunun  usulden reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, eksiklik olsa bile bunun ara kararı ile tamamlanmasının  istenebileceğini belirterek itiraz etmiş , bu itiraz İtiraz Hakem Heyeti  tarafından  incelenerek  gerekçeli  karar açıklanmıştır. Gerekçeli  kararda ise  ilk kararda da  yer aldığı gibi 12 aylık sürenin beklenmediği ve ek olarak davacı vekilinin raporun yeterlilik iddiasına karşın  raporda en az üç uzman bulunması gerekirken iki uzman ve bir araştırma görevlisi imzasının bulunduğu bu hali ile raporun yeterli bir rapor olmadığına kanaat  getirildiği de eklenmiştir.

   Yine tüm bunlara ilişkin olarak KTK ‘ nın  gerekli belgelerin ibrazı ile ilgili hükümlerine ve ilgili yargıtay kararlarına da atıf  yapılarak , sunulan maluliyet belgesi geçerli bir belge sayılmamış, İTİRAZIN REDDİNE, yaptığı itiraz ücretinin üzerinde bırakılmasına, belirtilen hakem  kararanın  aynen  icrasına karar verilmiştir. Başvuranın  tazminat talebi bakımından  belirli bir miktar söz konusu olmayıp talep belirsiz alacak davası şeklinde vuku bulduğundan başvuranın temyiz yoluna başvurabileceği de belirtilmiştir. Hakem  itiraz kararlarına da tekrar itiraz temyiz yoluyla mümkündür ancak temyize gidilebilmesi için uyuşmazlığın maddi değerinin  temyiz sınırını aşması gerekir, başvuranın  başvurusunda  talep ettiği tazminat miktarı net olmayıp belirsiz alacak davası şeklinde olduğundan temyize gidilebilmesi mümkündür.

Sonuç

  Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuranın yaptığı ilk başvuruda başvurunun haksız olup olmadığı bile değerlendirilmeden, maluliyet raporunun  usulüne uygun  şekilde alınmamasından  dolayı başvuru  reddedilmiştir. Maluliyet raporu  12 aylık sürenin  geçmesi beklenerek alınsaydı ve Komisyona başvuru bu şekilde  yapılsaydı Komisyonun  başvuruyu olumlu değerlendirip  başvuranın tazminat talebini kabul etmesi söz konusu olabilirdi, usulüne uygun yapılmayan başvurular , başvurucu haklı olsa bile değerlendirmeye alınmayarak kişilerin  hak kaybına uğramalarına neden olabilirler. İlgili kararda da görüldüğü gibi hakem kararına  itiraz edilmesi de sonucu değiştirememiştir, kişilerin başvurularını tüm  şartlara uyarak  yapması başvuruların   usulden reddedilmesini ve kişilerin hak kaybına uğramasını önler, en azından başvurunun içerik açısından inceleme aşamasına geçmesini sağlar.

SİGORTA TAHKİM KOMİSYONUNA HANGİ UYUŞMAZLIKLAR İÇİN BAŞVURULABİLİR ?

SİGORTA TAHKİM KOMİSYONUNA HANGİ UYUŞMAZLIKLAR İÇİN BAŞVURULABİLİR ?

  Tahkim, hukukumuzda uyuşmazlıkların dava yoluyla değil de belirlenen bir hakemce çözülmesini ifade eden bir kavramdır. Sigorta tahkimi ise sigorta sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıkların Sigorta Tahkim Komisyonu bünyesindeki hakemlerce çözülmesini ifade eder. Komisyonca belirlenen hakem kişilerce yapılan başvuru sonucu uyuşmazlığı inceler ve Sigorta Tahkiminin en avantajlı yanı olarak, 4 ay içinde başvuruyu karara bağlar. Komisyonun kararları ise mahkeme kararı niteliğindedir dolayısı ile  hem incelemenin kısa sürmesi hem de  yargılama giderleriyle kıyaslayacak olursak dava açmaktan daha az maliyetli olması bakımından çokça tercih edilen bir yöntemdir, Komisyonun yetki alanı kapsamına giren her türlü uyuşmazlık için başvuru yapılabilir.

  Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru için öncelikle uyuşmazlığın bir sigorta sözleşmesinden kaynaklanması gerekir ve ilgili sigorta şirketinin de Tahkim sistemine kayıtlı bir sigorta şirketi olması gerekir, Komisyon Tahkime üye olmayan şirketlerle yaşanan uyuşmazlıkların çözümü için başvuru kabul etmez, kişiler sigorta şirketleri ile poliçe imzalarken bu sisteme üye olup olmadıklarını öğrenebilirler.

  Genellikle uyuşmazlıkların kapsamından araçlı kazalar sonucu oluşan sigorta uyuşmalıkları anlaşılır ancak, uyuşmazlıkta her iki tarafın da bir sigorta şirketi sözleşmesine dayanması veya kazanın mutlaka iki farklı araçla yapılması gerekli değildir. Tüm sigorta poliçelerinden doğan zararlar Komisyonun inceleme alanına girer, örneğin bir aracın bir yayaya çarparak onun maluliyetine neden olması sonucu, ilgili yaya mahkemeye gidip dava açıp tazminat talep edebileceği gibi eğer araç Sigorta Tahkim Sistemine kayıtlı bir sigorta şirketiyle poliçe imzlamışsa, Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurarak uyuşmazlığın Komisyonca çözülmesini de isteyebilir.

  Uyuşmazlığın komisyon tarafından değerlendirilmesi için aynı uyuşmazlıkla ilgili mahkemeye,Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamındaki tahkim kurumuna ve Tüketici Hakem Heyetine başvuru yapılmamış olmalıdır.

  Ayrıca, uyuşmazlıkla ilgili Sigorta Tahkimine gitmeden önce sigorta şirketine başvuru yapılması ve bu başvurudan istenildiği gibi bir sonuç alınamaması gerekir, bu başvurunun süresi  15 gündür. Sigorta şirketine yapılan başvuru 15 gün içinde sonuçlanmamış veya başvuranın lehine sonuçlanmışsa Sigorta Tahkimine başvurulabilir.

  Bir de uyuşmazlık tahkime elverişli olmalıdır, tahkime elverişli olmayan durumlar Hukuk Muhakemeleri Kanununda tahkim başlığı altındaki ilgili maddelerde sayılmıştır, bu durumlar söz konusu olur ise uyuşmazlık Sigorta Tahkimine de elverişli olmayacaktır dolayısı ile dava açılması gerekir.

  Başvurunun  yapılma şekli ise, öncelikle Sigorta Tahkim Komisyonunun sitesinde yer alan online  başvuru formu doldurulmalıdır, doldurulan form, uyuşmazlıkla ilgili olan tüm bilgi ve belgeler ile başvuru ücretinin yatırıldığına dair belge de eklenerek başvuru tamamlanmalıdır. Sigorta Tahkim Komisyonunun merkezi istanbulda bulunmakla birlikte çeşitli illerde büroları bulunur, merkeze ya da bürolara bu belgeleri elden veya posta ile ileterek başvuru yapılması da mümkündür. Başvuruyu başvuran kendisi yapabileceği gibi vekaleten başvuru da söz konusu olabilir,Sigorta Tahkim Komisyonuna vekil aracılığıyla başvuru yapılması da mümkündür.

TRAFİK KAZALARINDA ZAMANAŞIMI
TRAFİK KAZALARINDA ZAMANAŞIMI

ZAMANAŞIMI NEDİR?

Zaman aşımı kavramını incelediğimizde bu kavramın hukuk kurallarının ve kanun hükümlerinin şahıslara tanımış bulunduğu hakların ve bu haklar sonucu şahsa uygulanacak lehe ya da aleyhe yaptırımların aynı şekilde hukuk kuralları ve kanun hükümlerince belirlenmiş olan sürenin geçmesi ve bu süre geçtiği için söz konusu bu yaptırımların uygulanmamasını ifade etmektedir. Zamanaşımı , zamanaşımı belirtilmiş her durum için karar verilmiş tek bir süreyi ifade etmemektedir yani zamanaşımının söz konusu olduğunu ifade eden kanun hükümleri çerçevesinde bu hükümlerin içerisinde yer alan her durum için kendi özelinde kanun hükümlerince zamanaşımı süresi belirtilmiş olup hepsi kendi özelinde zamanaşımı süresi barındırmaktadır.

TRAFİK KAZALARINDA ZAMANAŞIMI

Söz konusu bir trafik kazası sonucu oluşan maddi ya da manevi hasar ve zararların tazminini istemenin yani bu durumlar için bir tazmin talebi vermenin ve dava açmanın belli bir süre sınırı vardır bu süreye bakacak olursak yasada bu zamanaşımı süresinin mağdur kişinin uğramış olduğu zararı ve bu zararın failini öğrenmesinden itibaren 2 yıl olduğunu bunun yanı sıra 6098 sayılı yeni Türk Borçlar Kanununun m.72 hükmünde de bu süre 2 yıl olarak belirtilmiştir. trafik kazalarının detaylarına inecek olursak değer kaybı , araç zararı vb. maddi hasarla ilgili talepler içinse bu davaların ayrı bir şekilde suç oluşturmamasından kaynaklı uzamış ceza zamanaşımı uygulanamamakta olup aynı şekilde 2 yıllık zamanaşımı süresi geçerli olacaktır. Eğer söz konusu kazadaki zararların miktarı yargılama esnasında bilirkişi aracılığıyla tespit edilebilecek bir durum varsa bu durumda dava belirsiz alacak davası olarak nitelendirilecek olup bu davalarda zamanaşımı dava edilen kısım için değil de tüm dava için kesilecek olup 6102 sayılı TTK’nın m. 1420 hükmünde belirtildiği üzere sigorta sözleşmesinden doğmuş olan taleplerin hepsi 2 yılda zamanaşımına uğrayacak olup dediğimiz gibi belirsiz alacak davası da bu şartın içinde olmaktadır.

Trafik kazasına sebebiyet veren fiilin aynı zamanda TCK hükümlerince ceza gerektiren bir fiil olması durumunda bu fiille ilgili ceza kanununlarında yukarıda belirtmiş olduğumu 2 yıllık zamanaşımı süresinden daha fazla bir zamanaşımı süresi öngörülmüş olup belirtilmiş ise bu durumda dava açma süresi yani zamanaşımına uğrayacak olan genel süre Türk Ceza Kanununda belirtilen süreye tabi olacak yani bu durumda yukarıda belirtmiş olduğumuz 2 yıllık sürenin üstünde bir süre söz konusu olabilecektir. Bu durumunun açıklaması ise 6098 sayılı Yeni Türk Borçlar Kanunu madde 72 hükmünün 1. fıkrasının 2. cümlesinde ” Ancak tazminat ceza kanunlarında daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuş ise söz konusu tazminata yönelik bu belirtilen zamanaşımı uygulanır.” ifadesinde görüldüğü üzere yer almaktadır.

‘918 sayılı KTK’NIN madde 109/1 maddesinde motorlu araç kazalarında zamanaşımı süresiyle ilgili olarak kaza sonucunda zarar görenin zararı , ve aynı şekilde tazminattan yükümlü olan kişinin öğrenilmesinden itibaren 2 yıl her halde ise 10 yıllık süre içerisinde yapılması öç görülmüştür. Aynı hükmün 2i fıkrasında ise fiilin cezayı gerektirme durumunda uzamış ceza zamanaşımının uygulanacağı ifade edilmiştir.

ZAMANAŞIMININ UYGULANMASI

ZAMANAŞIMININ UYGULANMASINA bakacak olursak söz konusu zamanaşımı tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse sigortacı tarafına da kesilmiş olmaktadır. Aynı şekilde sigortacı bakımından kesilmiş olan zamanaşımı tazminat yükümlüsü bakımından da kesilmiş sayılmakta olup. Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlüsü olan kişilerin birbirine rücu hakları kendilerinin yükümlülükleri tam olarak yerine getirilmişse ve rücu yapılacak kişiyi öğrenmeleri durumunda o tarihten başlayarak 2 yıllık zamanaşımı süresine tabi olacaktır.

HÜSEYİN DOĞAN

Open chat
Whatsappdan mesaj at
Merhaba
Geçmiş Olsun.Size yardımcı olabiliriz.
Hemen Ara