Arama:
Hasar Farkı Tazminatı

Motorlu bir aracın maddi hasarlı trafik kazasına maruz kalması halinde aracın eski haline getirilmesi için belirli bir onarım aşamasına girmektedir. Bu onarım sırasında araç üzerinde yapılan birtakım tamirat ve parça değişimi giderleri mevcut olmaktadır. Bu tamirat ve parça değişimi kapsamında araç üzerinde hasara uğrayan parçanın ya eşdeğer parçayla ya da eşdeğer parçanın bulunmaması halinde orijinal parça ile değiştirilmesi gerekmektedir. Ancak araçta yapılan tamir ve onarım işlemleri sırasında eşdeğer veya orijinal parçanın piyasa değerinin daha pahalı olması vb. sebeplerden ötürü çoğu zaman hukuka aykırı şekilde yan sanayi adı verilen daha ucuz parçalar kullanılabilmektedir. Bunun sonucunda her ne kadar araç tamir edilmiş gibi gözüküyor olsa da değiştirilen parçanın orijinal ya da eşdeğer parça değil de yan sanayi ürünü olmasından ötürü kazadan önceki durumuna nazaran aracın donanımsal yapısında fiyat düşmesi yaşanacaktır. İşte böyle bir durumda araç üzerinde hasar farkı oluşacak ve sigorta şirketlerinden Hasar Farkı Bedeli adı altında tazminat talep edebilme hakkı doğacaktır.

Trafik Kazası Nedeniyle Taksirle Yaralama

Taksirle yaralama, gerekli dikkat ve özenin gösterilmemesi sonucu zarar verme amacı olmadığı halde mağdurun vücudunda bir zarara sebep olunması şeklinde özetlenebilir. Herkesin trafikte uyması gereken kurallara uygun davranılmadığı ve böylece trafik güvenliğinin tehlikeye atıldığı durumlarda söz konusu olur.

Suçun basit şeklinde 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası veya adli para cezası uygulanır. Ancak mağdurun uğradığı zararın büyüklüğü, kalıcılık durumu, sonraki hayatını etkileme seviyesi gibi durumlar söz konusu cezanın artmasına sebep olabilir. Örneğin mağdurun yüzünde kalıcı bir ize ya da hamile bir kadının çocuğunu vaktinden önce doğurmasına veya çocuğunu düşürmesine sebep olması gibi durumlar böyledir. Bunun yanında bilinçli taksir söz konusuysa, yani meydana gelen sonucu öngördüğü halde sanık davranışını sürdürdüyse ceza yine artırılır.

Mağdurun maddi ve manevi tazminat davası açma hakkı vardır.

KARAYOLLARI MOTORLU ARAÇLAR ZORUNLU MALİ SORUMLULUK (TRAFİK) SİGORTASI GENEL ŞARTLARI İLE GETİRİLEN YENİLİKLER VE DEĞİŞİKLİKLER

Türkiye’de Karayolları Trafik Kanunu’nun 91-101. maddeleri arasında zorunlu mali sorumluluk sigortası hüküm altına alınmıştır. Bu sigorta, araç sahiplerinin ve sürücülerinin kaza durumunda karşı tarafa verdiği maddi zararları karşılamak için yaptırmaları gereken bir sigortadır. Bu kapsamda, zorunlu trafik sigortası olarak da bilinen bu sigorta, Türkiye’de her araç sahibi ve sürücü tarafından yaptırılması zorunlu olan bir sigortadır.  ZMSS bir sigorta şirketi gibi davranmakta ve yalnızca maddi zararları karşılamaktadır. Maddi zararlar, ölüm, yaralanma veya eşyaya ilişkin hasar gibi çeşitli şekillerde ortaya çıkabilir. Eğer zarar maddi hasara ilişkinse, tazminata dahil edilen masraflar arasında yedek parça ve işçilik giderleri de bulunabilir. Ancak, sigorta kapsamı manevi zararları kapsamamaktadır. Bu nedenle, sigortalı bir kişi veya kuruluş, sadece maddi zararları karşılamak için ZMSS gibi bir sigorta şirketinden poliçe satın alabilir. Manevi zararlar için tazminat alma talebi durumunda, ayrı bir hukuki süreç gereklidir. Karayolları motorlu araçlar zorunlu malî sorumluluk sigortası, Türkiye’deki motorlu araçların yasal olarak trafiğe çıkabilmesi için zorunlu tutulan bir sigortadır. Bu sigorta, sürücülerin, araçların işletilmesi sırasında üçüncü şahıslara verilebilecek maddi ve bedensel zararlar için ödeme yapmalarını sağlar. Sigorta şirketi, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet verilmesinden dolayı, sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde belirlenen tazminatlara ilişkin talepleri karşılamakla yükümlüdür. Bu tazminatlar, kaza tarihi itibariyle geçerli olan zorunlu sigorta limitleri dahilinde karşılanır. Bu limitler, her yıl yeniden belirlenir ve Türkiye’deki Trafik Kanunu’na göre belirlenir. Aynı zamanda pasif bir sigorta olarak da kabul edilir. Çünkü bu sigortayı yaptıran kişi, bir zararın gerçekleşmesini beklemek zorunda değildir. Yani sigorta primi ödenir ve olası bir kaza sonucu ortaya çıkabilecek maddi ve hukuki sorumlulukları karşılamak için bir güvence sağlanır.

Özetle, zorunlu mali sorumluluk sigortası, bir zarar sigortası ve aynı zamanda pasif bir sigortadır.  Bu sigortanın amacı, trafik kazalarında karşı tarafın uğradığı maddi zararları karşılamak ve bu zararların tazmin edilmesini sağlamaktır.  14 Mayıs 2015 tarihli ve 29355 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan tebliğle, Türkiye’deki trafik sigortası alanında bir takım değişiklikler ve yenilikler getirilmiştir. Bu değişiklikler ve yenilikler, Karayolları Trafik Kanunu’nun 91-101. maddeleri arasında zorunlu mali sorumluluk sigortası hükümleriyle uyumlu olarak yapılmıştır.

Öncelikle, tebliğle birlikte trafik sigortası primlerinin hesaplanması ve tahsilatı konusunda yeni bir düzenleme getirilmiştir. Buna göre, sigorta şirketleri tarafından yapılan prim tahsilatları, Motorlu Taşıtlar Vergisi tahsilatlarıyla entegre edilmiş ve bu işlem Vergi Dairesi tarafından gerçekleştirilmektedir. Bu sayede, trafik sigortası primleri daha etkin bir şekilde tahsil edilmekte ve takip edilmektedir. Bunun yanı sıra, tebliğle birlikte trafik sigortasında yeni teminatlar da getirilmiştir. Buna göre, trafik kazalarından kaynaklanan maddi hasarlar, ölüm ve yaralanma gibi zararlar için daha geniş kapsamlı teminatlar sunulmaktadır. Ayrıca, trafik sigortasından yararlanan kişilerin haklarının daha net bir şekilde belirlenmesi için düzenlemeler yapılmıştır.

Sonuç olarak, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartlarına ilişkin olarak 14 Mayıs 2015 tarihli tebliğle bir takım değişiklikler ve yenilikler getirilmiştir. Bu değişiklikler, sigorta primlerinin tahsilatı ve trafik sigortası teminatları konusunda daha etkin bir düzenleme getirirken, trafik kazalarından kaynaklanan zararların daha geniş kapsamlı bir şekilde teminat altına alınması için çalışmalar yapılmıştır.

– YENİ ZMSS İLE GETİRİLEN YENİLİKLER:

Yeni ZMSS’nin “Kapsama Giren Teminat Türleri” başlıklı A.5. maddesinde Genel Şartlar kapsamındaki teminat türleri ayrıntılı bir biçimde tanımlanmıştır. Bu tanımlar sayesinde, sigorta sözleşmesi yapanlar, hangi risklerin hangi teminatlar altında olduğunu daha anlaşılır bir şekilde anlayabileceklerdir.  Bu kavramların ayrıntılı olarak tanımlanması belirsizliklerin ortadan kalkmasını sağlayacaktır. Zira, eski genel şartlarda teminat türleri tanımlanmamıştı. Bunları ele alacak olursak:

Maddi zararlar teminatı, sigorta poliçesi sahibinin veya sigortalının, sigorta poliçesi kapsamındaki bir olay nedeniyle üçüncü şahıslara verdiği maddi zararları karşılamayı amaçlar. Bu teminat altında, sigorta poliçesi sahibi veya sigortalı, üçüncü şahıslara verdiği maddi zararların tazmin edilmesi için sigorta şirketinden talepte bulunabilir.

Sağlık giderleri teminatı, sigortalının bir kaza veya hastalık sonucu tıbbi müdahale gerektiren tedavi masraflarını karşılamayı amaçlar. Bu teminat altında, sigorta poliçesi sahibi veya sigortalı, tıbbi müdahale gerektiren bir durumla karşılaştığında tedavi masraflarının sigorta şirketi tarafından karşılanmasını talep edebilir.

Sürekli sakatlık teminatı, sigortalının bir kaza sonucu sürekli olarak sakat kalması durumunda ödenecek olan bir tazminat tutarını belirler. Bu teminat altında, sigorta poliçesi sahibi veya sigortalı, bir kaza sonucu sürekli sakat kalması durumunda belirlenen tazminat tutarını sigorta şirketinden talep edebilir.

Destekten yoksun kalma (ölüm) teminatı, sigortalının bir kaza sonucu hayatını kaybetmesi durumunda, ödenecek olan bir tazminat tutarını belirler. Bu teminat altında, sigorta poliçesi sahibi veya sigortalı, sigortalının hayatını kaybetmesi durumunda belirlenen tazminat tutarını sigorta şirketinden talep edebilir. Bu tanımlar, sigorta sözleşmeleri yapılırken taraflar arasındaki belirsizlikleri ortadan kaldırmaya yardımcı olacak ve sigorta poliçesi sahibi veya sigortalının, hangi risklerin hangi teminatlar altında olduğunu daha net bir şekilde anlamasına yardımcı olacaktır.

>Genel Şartların A.6. maddesinde teminat dışında kalan haller düzenlenmiştir. Burada (d) bendindeki destekten yoksun kalma konusundaki hükmün eski Genel Şartlarda olmayan yeni bir düzenleme olduğunu incelediğimizde görmekteyiz. Bu hükme göre, bir sigorta poliçesi kapsamında sigortalı bir olay gerçekleştiğinde ve bu olay sonucunda destekten yoksun kalan bir hak sahibi ortaya çıktığında, bazı durumlarda sigorta teminatı kapsamında olmayan destek tazminatı talepleri olabilir.

Örneğin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan bir olay sonucu destekten yoksun kalan bir hak sahibi, sigorta teminatı kapsamında olmayan destek tazminatı talebinde bulunabilir. Bu durumda, sigorta şirketi sorumluluk kabul etmeyebilir. Diğer yandan, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olan bir olay sonucunda destekten yoksun kalan bir hak sahibi, ancak bu olayın destek şahsının kusuru nedeniyle gerçekleştiği durumlarda, destek tazminatı talebinde bulunabilir. Bu durumda, sigorta şirketi destek şahsının kusuru nedeniyle gerçekleşen destek tazminatı talebini karşılamayabilir, çünkü bu talep sigorta teminatı dışındadır.

 Yine teminat dışı kalanları incelemeye devam ettiğimizde; Eski ZMSS Genel Şartlarına göre, sigorta poliçesi kapsamında olan dolaylı zararlar sigorta teminatı dışında bırakılıyordu. Ancak 2006 yılında yapılan değişiklikle, dolaylı zararlar nedeniyle yapılacak tazminat talepleri de sigorta teminatı dışında bırakıldı. Yeni ZMSS Genel Şartları, dolaylı zararların teminat dışında bırakıldığı şeklindeki açıklamanın yerine, destekten yoksun kalma ile ilgili düzenleme getirdi. Bu düzenleme, sigorta poliçesi kapsamında olan dolaylı zararların tazmin edilmesini engellemektedir.

>A.6 (j) bendinde yapılan değişiklik, motorlu araç kazalarından kaynaklanan çevresel zararların artık sigorta teminatı kapsamı dışında olduğunu belirtmektedir.

Bu değişiklik, sigorta şirketlerinin çevre kirliliği ve doğal yaşama verilen zararlar nedeniyle ortaya çıkan masrafları karşılamak zorunda kalmayacakları anlamına gelir. Bu nedenle, motorlu araç kazaları nedeniyle oluşan çevresel hasarlar için zarar gören kişilerin, masraflarını kendileri karşılamaları veya kazayı gerçekleştiren kişinin veya kuruluşun sorumluluğunu kanıtlamaları gerekebilir. Bu düzenleme, sigorta şirketlerini, çevreye zarar veren faaliyetlere karşı daha dikkatli davranmaya ve sigorta poliçelerindeki kapsamı daha net bir şekilde belirtmeye teşvik etmek amacıyla yapılmış olabilir.

>Yeni genel şartlarda, A.6. maddede (k) bendinde, gelir kaybı, kâr kaybı, iş durması ve kira mahrumiyeti gibi zarar verici olgulara bağlı olarak oluşan yansıma veya dolaylı zararların tazminat taleplerinin sigorta teminatı dışında tutulduğu belirtilmektedir. Bu demektir ki, eğer bir sigorta poliçesi bu yeni genel şartları içeriyorsa, söz konusu zararlar sigorta kapsamında değildir ve bu tür zararlar nedeniyle ortaya çıkan tazminat talepleri poliçe sahibi tarafından karşılanmalıdır. Esasında; dolaylı zararların yanı sıra yansıma zararlarının da sigorta teminatı dışında kalacağı belirtiliyor.

Son olarak yapılan değişikliklerden biri de; sigortacıya haber verilecek gün sayısında yapılan değişikliktir. Yeni ZMSS Genel Şartları’nda belirtilen B.1.1. maddesi, sigortalının sorumluluğunu gerektirecek bir olayı sigortacıya bildirme süresiyle ilgilidir.

Bu maddeye göre, sigortalı, sorumluluğunu gerektirecek bir olayı öğrendiği anda on gün içinde sigortacıya bildirmelidir. Ayrıca, kendisine yöneltilen istemi de derhal sigortacıya bildirmelidir. Bu şekilde, sigortacı olayı ve talepleri zamanında öğrenerek gerekli işlemleri yapabilir.

Eski Genel Şartlar’da ise, bu bildirim süresi beş gün olarak belirtilmişti. Yeni Genel Şartlar’da ise, sigortalının bildirim süresi uzatılmış ve on güne çıkarılmıştır.

Trafik Kazalarından Kaynaklı Tedavi Giderleri

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, Türkiye’de karayollarının trafik ve güvenliğiyle ilgili düzenlemeler yapmaktadır. Bu kanunda 98. madde, sürücülerin veya yolculardan oluşan kazalar sonucunda oluşan tedavi giderlerine ilişkin yasal düzenlemeleri içermektedir. Madde, kaza sonucu oluşan sağlık hizmeti bedellerinin nasıl ödeneceği konusunda bilgi vermektedir.

Bu madde, kazada zarar gören sürücü veya yolcuların tedavi giderlerinin kazanın sorumlu olduğu tarafın sigorta şirketi tarafından ödeneceğini belirtmektedir. Bu, yaralanan taraf için bir ödeme talebinde bulunmasına gerek kalmaksızın tedavi giderlerinin ödenmesini sağlar. Aynı maddede, kaza sonucu yaralananların tedavi giderlerinin ödenmesi için gerekli olan belgelerin ne olması gerektiği ve hangi durumlarda ödemeler yapılacağına ilişkin düzenlemeler yer alır. Örneğin sağlık kuruluşlarından alınan tedavi raporları, kaza sonucu yaralanmanın varlığını doğrulamak için gereklidir.

Kanunun 98. Maddesinin yeni ismiyle “Sağlık Hizmeti Bedellerinin Ödenmesi” konusunda ilişkin düzenlemeler yapmakta ve böylece kazada yaralanan kişilerin sağlık hizmetleri bedelleri ödenmekte ve bu konuda gerekli olan ödeme talebinde bulunmalarına gerek kalmamaktadır. Karayolları Trafik Kanunu 98. Madde değişikliği ile birlikte:

  1. Trafik kazaları sonucunda oluşan tedavi giderleri, özel veya resmi olması fark etmeksizin tüm sağlık kuruluşları tarafından ödenmektedir.
  2. Kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın, Sigorta Fonu (SGK) tarafından sağlık hizmet bedelleri ödenmektedir.
  3. Madde, eski halinde yer alan “ile tedavinin gerektirdiği diğer giderler” ifadesi yerine, “sağlık hizmet bedelleri” gibi daha sınırlayıcı bir ifade kullanılmıştır.

Tedavi Giderlerinin Kapsamı: Tedavi giderleri, trafik kazası sonucunda yaralanan kişinin bedenen eski haline dönmesi ve hastalığının artmasının engel olması amacıyla yapılan tüm masrafları içerebilir. Bu giderler arasında, doktor ve diğer sağlık profesyonellerinin muayene ve tedavileri, ilaçlar, cerrahi işlemler, fizik tedavi, rehabilitasyon ve diğer tedavi programları gibi hizmetler yer alabilir. Bu giderler, kaza sonucu oluşan hasarın derecesine ve tedavinin uzunluğuna göre değişebilir.

Bu giderlerin ödenmesi genellikle kazazedenin sosyal güvencesi olduğu vakitlerde Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından ödenmektedir. Eğer kazazede sosyal güvencesi olmayan bir kişi ise, kaza sonucu oluşan hasarın sorumlu olduğu tarafın sigorta şirketi tarafından ödenmektedir. tedavi giderleri sadece hastaneye yapılan ödemelerle sınırlı değildir. Kaza sonucu oluşan yaralanma sonrası kişinin iyileşmesi için gerekli olan tüm masraflar kapsamaktadır. Örnek olarak, yol masrafları, bakıcı masrafları, evde bakım hizmetleri, evde tedavi hizmetleri, ulaşım giderleri, tedaviye erişim giderleri, tedaviye uyum sağlama giderleri, izin giderleri gibi giderleri sayabiliriz. Ayrıca, kaza sonucu oluşan yaralanma sonrası kişinin iş veya okul hayatını sürdürmesi için gerekli olan özel ekipmanların, adaptasyonların, yazılım veya yazılım ürünlerinin maliyetleri de tedavi giderleri arasındadır.

Esasında; tedavi giderleri iki ana başlık altında kategori edilir: sağlık hizmeti giderleri ve iyileşme giderleri. Sağlık hizmeti giderleri, hastane, doktor ve diğer sağlık profesyonellerinin muayene ve tedavileri, ilaçlar, cerrahi işlemler, fizik tedavi, rehabilitasyon ve diğer tedavi programları gibi hizmetleri içermektedir. Bu giderler, kaza sonucu oluşan hasarın derecesine ve tedavinin uzunluğuna göre değişebilir ve genellikle Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) veya kaza sorumlu olan tarafın sigorta şirketi tarafından ödenmektedir.

İyileşme giderleri ise kaza sonucu oluşan yaralanma sonrası kişinin iyileşmesi için gerekli olan tüm masrafları içermektedir. Bu giderler arasında, yol masrafları, bakıcı masrafları, evde bakım hizmetleri, evde tedavi hizmetleri, ulaşım giderleri, tedaviye erişim giderleri, tedaviye uyum sağlama giderleri, izin giderleri gibi giderler yer almaktadır. Bu giderler, kaza sonucu oluşan hasarın derecesine ve iyileşmenin uzunluğuna göre değişebilir.

Trafik kazası giderlerini kim karşılar?

25 Şubat 2011 tarihli ve 27857 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren değişiklikle beraber Türkiye’de trafik kazalarına sağlık teminatı sağlayan zorunlu trafik sigortalarında, sorumluluk sigorta şirketlerinden ve Güvence Hesabından Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) devredilmiştir. Bu değişiklik ile amaçlanan şey, trafik kazası geçiren kişilerin sağlık hizmetleri için gerekli olan masrafların SGK tarafından karşılanmasıdır. Bu sayede kazazedelerin sağlık hizmetleri için maddi sorun yaşamaması ve daha hızlı ve etkili bir şekilde tedavi alması sağlanmış olur.

Sosyal Güvenlik Kurumu, 2918 sayılı Kanunun 98. maddesi kapsamında belirli tedavi giderlerinden sorumludur. Ancak, belgeye dayanmayan tedavi giderleri 6111 sayılı Kanun kapsamında düzenlenmiş olan giderler olmadıkları için kurum tarafından karşılanmaz.

6111 sayılı Kanun ile kaza sonucu oluşan maluliyetin derecesi belirlenir ve maluliyet derecesine göre ödenekler yapılır. Maluliyet derecesi belirlenirken daha çok yaralanma şiddeti, tedavi süresi ve iş gücü kaybı gibi faktörler dikkate alınır.

Ayrıca söz konusu giderlerin karşılanabilmesi için kaza sonucu maluliyet derecesinin belgelendirilmesi gerekir. Yani yaralanmaların ve sakat kalınanların belgelendirilmesi ve maluliyet derecesinin tespiti için raporların alınması gerekir. Bu nedenle belgeye dayanmayan tedavi giderleri kapsam dışındadır.

SGK tarafından karşılanan tedavi giderleri nelerdir? Belgelendirilmiş masraflar olarak tanımlanan tedavi giderleri, trafik kazası ile illiyet bağı olan SGK ödeme sisteminde karşılığı olan fatura veya ödeme dekontu gibi belgelere dayanmaktadır. Bu belgeler, kaza sonrasında tedavi giderlerinin gerçekten kaza sonucu olarak oluştuğunu gösterir. Bu nedenle, SGK tarafından karşılanan tedavi giderleri için belgelendirilmiş masrafların varlığı zorunludur. Belgeye dayanmayan giderler karşılamazlar.

Belgelenmek şartıyla karşılanabilecek giderlere örnek olarak; Özel veya Resmi Hastanelerde, Üniversite Hastanelerinde, Eğitim ve Araştırma Hastanelerinde, kliniklerde, bakım merkezlerinde, fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezlerinde yapılan tıbbi tedavi ile sınırlı masraflar; İlk yardım ve ambulans için yapılan masraflar, Muayene için yapılan masraflar, Tahlil (kan testleri, röntgen, ultrason, tomografi, mr vb.) için yapılan masraflar, Tedavi (ilaç, kan, serum, ameliyat, yoğun bakım, protez, ortopedik cerrahi malzemeler, pansuman, diyaliz vb.) için yapılan masraflar, Tedavi sonrası sağlık kuruluşlarında yapılan fizik tedavi ve rehabilitasyon giderleri, Doktor raporu ile alınan diğer tıbbi medikal ürün giderleri verilebilir.

Belgelenemeyen Tedavi Giderleri:

Belgelendirilemeyen tedavi giderleri genellikle trafik kazası ile illiyeti kanıtlanamayan veya belgelendirilemeyen giderler olarak tanımlanır. Bu giderler arasında örneğin, kaza sonrası yapılan psikolojik tedavi, masaj, fizik tedavi gibi alternatif tıp yöntemleri, kişinin kaza sonrası oluşan sosyal ve ekonomik zararları gibi giderler yer alabilir. Bu giderler kapsam dışındadır ve genellikle sigorta şirketi ile araç işleten veya sürücünün sorumluluğunda olduğu belirtilmektedir. Ancak sürücü veya araç işletenin sorumlu olup olmadığı ve giderlerin karşılanıp karşılanmayacağı sigorta şirketi tarafından incelenir. Tedavi sırasında yapılan masraflar arasında;

  • Hastane refakatçı – bakıcı giderleri,
  • Tedavi için yapılan yol giderleri,
  • İyileşme sürecinde yapılan masraflar,
  • Tedavi için yol giderleri (taksi ücretleri, başka şehirde tedavi ve kontrol için şehirlerarası otobüs, tren ve uçak ücretleri vb. kullanımlar),
  • Evde özel bakım giderleri,
  • Tedavi amaçlı alınan ancak faturalandırılması mümkün olmayan diğer tıbbi medikal ürün giderleri (SGK kapsamında olmayan ilaçlar, doktor raporu ile alınmayan tekerlekli sandalye, koltuk değneği, baston, havalı yatak vb.) gibi masraflar yer almaktadır. Bu masraflar SGK tarafından karşılanmaktadır, ancak giderlerin karşılanması için belgelendirilmiş olması ve doktor raporu ile gerekli olması gerekir.
  • Son olarak belirtmek gerekir ki; dava açılırken mutlaka dava dilekçesine davalı kısmına SGK yazılmalıdır. Eğer SGK davalı olarak gösterilmemişse davaya dahil edilemeyecektir. Ayrıca, Sorumluluk alanları farklı olduğu için tedavi gideri için dava talebinde bulunurken, hangi tedavi giderlerinin istendiği (belgeli mi belgesiz mi) veya tümünün istediği açıkça belirtilmeli ve dava dilekçesinde sorumlu olan kuruluş (sorumluluğuna göre sigorta şirketi veya SGK veya her ikisi birden) davaya davalı sıfatıyla dahil edilmelidir. Bu sayede davanın konusu net olarak belirlenir ve davalının sorumluluğu kesinleşir. Aslında dava dilekçesinde belgelendirilmiş ve belgelendirilmemiş giderlerin ayrı ayrı istenmesi daha sonra dava sürecinde oluşabilecek belge eksikliği ya da belirsizliği en aza indirecektir.
Trafik Kazalarında Sigorta Şirketine Başvuru

Doğrudan sigorta şirketine başvurma zorunluluğu 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 65. maddesi ile düzenlenmiştir. Bu madde uyarınca, trafik kazası sonucu ortaya çıkan zararları tazmin etmek isteyen kişilerin ilk olarak sigorta şirketine başvurmaları gerekmektedir.

Bu başvuru, zarar gören kişinin sigorta şirketine kaza sonucu ortaya çıkan zararların tazmin edilmesi için talep ettiği bir işlemdir. Sigorta şirketi, bu talep üzerine kaza sonucu ortaya çıkan zararların tazmin edilebilmesi için gerekli olan adımları atmaya çalışır. Eğer sigorta şirketi tarafından kaza sonucu ortaya çıkan zararların tazmin edilmesi için yeterli ödeme yapılmazsa veya zarar gören kişi ile sigorta şirketi arasında anlaşma sağlanamazsa, zarar gören kişi dava açma hakkına sahiptir.

Dava açma hakkına sahip olmasına rağmen, zarar gören kişilerin öncelikle sigorta şirketine başvurmaları gerekmektedir. Bu sayede, zarar gören kişilerin dava açmalarına gerek kalmadan zararların tazmini sağlanmaya çalışılır. Ancak, eğer sigorta şirketi ile anlaşma sağlanamazsa veya sigorta şirketi tarafından yeterli ödeme yapılmazsa, zarar gören kişi dava açma hakkına sahiptir.

Formun Üstü

Bu başvuru şartı, mahkemelerce dava şartı olarak değerlendirilir. Dava şartı, dava açılması için yasal bir gerekliliktir ve dava açılmadan önce yerine getirilmesi gerekir. Eğer dava şartı yerine getirilmemişse, dava usulsüzlük nedeniyle reddedilebilir. Dolayısıyla; başvuru yapılmadan tazminat davası açılırsa dava şartı eksikliği sebebiyle dava usulden reddedilir.

Zorunlu mali sorumluluk sigortasından kısaca bahsetmek gerekirse; bu sigorta bir araç sürücüsünün trafik kazaları veya diğer zararlı olaylar sırasında ödediği zararları karşılamaya yönelik bir sigorta türüdür. Bu sigorta, bir araç sürücüsünün sürüş esnasında meydana gelebilecek zararları karşılamak üzere zorunlu tutulan bir sigortadır.

Zarar gören bir kişi, zorunlu mali sorumluluk kapsamında dava ya da tahkim yoluna gitmeden önce ZMSS kapsamındaki sigorta şirketine yazılı başvuruda bulunması gerekmektedir.

Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasına sahip olan bir araç sürücüsünün yaptığı bir kaza sonucu oluşan zararların karşılanması için bu yolu izlemesi gerekir. Bu sayede, zarar gören kişinin zararının karşılanması için gerekli olan tüm işlemlerin düzgün bir şekilde yürütülmesi sağlanmış olur.

>Tazminat taleplerinin kapsamı, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına İlişkin Tebliğ’in “Sigortanın Kapsamı” başlıklı maddesinde belirlenmiştir.

 Sigorta şirketleri tarafından karşılanabilecek kalemler, sigorta poliçesi üzerine alınan teminatları ifade etmektedir. Bu teminatlar, sigortalının belirli bir olay sonucu uğrayabileceği zararları karşılamaya yöneliktir. Örneğin, maddi zararlar teminatı, sigortalının araçta meydana gelen değer kaybı gibi doğrudan malları üzerindeki azalmaları karşılar. Sağlık giderleri teminatı ise, trafik kazası sonucu oluşan sağlık giderlerini kapsar. Sürekli sakatlık teminatı ise, üçüncü kişinin sürekli sakatlığı dolayısıyla ileride uğrayacağı maddi zararları karşılamaya yöneliktir. Destekten yoksun kalma (ölüm) teminatı ise, sigortalının ölümü sonucu oluşan ekonomik zararları karşılamaya yöneliktir.

Bu teminatlar, sigorta poliçesi üzerine alındığında, sigortalının belirli bir olay sonucu uğrayabileceği zararları karşılamaya yönelik bir güvence sağlar. Bu nedenle, sigortalıların sigorta poliçesi üzerine hangi teminatları almaları gerektiği konusunda bilgi sahibi olmaları ve sigorta şirketleri ile yapacakları anlaşmalarda bu konuları göz önünde bulundurmaları önemlidir.

Rizikonun gerçekleşmesi hâlinde; sigortalı, sigorta poliçesi kapsamında meydana gelebilecek bir olayı, sigortalı veya hak sahibi tarafından öğrenildiği tarihten itibaren otuz iş günü içinde, sigortacıya bildirmek zorundadır. Bu süre, olay yurt dışında meydana gelmişse altmış iş günü olarak uzatılır. Bu zorunluluk, sigortalının sigorta poliçesi şartlarını yerine getirmesi ve sigorta poliçesi kapsamında olayın sigorta şirketine bildirilmesi gereken sorumluluklarındandır. Eğer sigortalı olayı sigorta şirketine bildirmezse, sigorta şirketinin olayı karşılaması veya sigortalının talep ettiği tazminatı ödemesi mümkün olmayabilir.

 Eğer bir kaza sonucu bir kişinin hasar görmüş veya ölmüş olması durumunda, sigorta şirketi tazminat ödemek için hak sahibinden bazı belgeler isteyebilir. Bu belgeler arasında, kaza tespit tutanağı veya bilirkişi raporunu içeren alkol raporu, olaya karışan diğer araçların trafik tescil belgeleri ve sürücü belgelerinin fotokopileri, ölüm nedeniyle yapılacak başvuru durumunda ölüm raporu ve veraset ilamı, yaralanma nedeniyle yapılacak başvuru durumunda tedavi giderlerini gösteren belgeler, geçici veya daimi sakatlanma nedeniyle yapılacak başvuru durumunda tam teşekküllü hastaneden alınan rapor gibi belgeler olabilir. Mahkeme kararının da istenebileceği durumlar olabilir. Bu belgeler, sigorta şirketinin tazminat ödeme sürecini doğru bir şekilde gerçekleştirmesi için gereklidir ve hak sahibinin bu belgeleri sunması zorunlu olabilir.

Burada süreden de bahsetmek gerekir; sigorta şirketleri, sigortalı bir olayın (örneğin bir kaza) sonucunda ortaya çıkan zararı tazmin etmekle yükümlüdürler. İşte bu yükümlülük, ihbar tarihinden itibaren başlar. Ancak, sigorta kuruluşu başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamamışsa veya verilen cevap talebi karşılamamışsa, zarar gören dava açabilir. Başvuru yapılmadan açılan tazminat davaları ise başta da söylediğimiz gibi “dava şartı yokluğu” nedeniyle usulden reddedilebilir.

Eğer trafik sigortasına başvuru yapıldıktan sonra 15 gün içerisinde cevap verilmemiş ya da talepleriniz karşılanmamışsa, dava açma ya da sigorta tahkim komisyonlarına başvuru yapma hakkınız vardır. Ancak, bu tür bir durumda sigorta şirketinin cevap vermemesi ya da talebinizin karşılanmaması durumunda mutlaka bir hukuki danışman ya da avukatla iletişim kurarak durumunuzu değerlendirmesi ve size danışmanlık hizmeti vermesi önerilir. Hukuki süreçlerin nasıl yönetileceği, hangi adımların izlenmesi gerektiği gibi konuları bir avukat ya da hukuki danışman yardımıyla daha iyi anlayabilir ve haklarınızı daha etkin bir şekilde koruyabilirsiniz.

Trafik Kazalarında Tedavi Giderlerinin Ödenmesi

Günümüz Türkiye şartlarında artan nüfusun beraberinde getirmiş olduğu en büyük problemlerden birisi de hiç şüphesiz trafikte yaşanan kazalardır. Giderek artış gösteren trafik kazaları hiç şüphesiz hukukun da ilgi alanı haline girmiş bulunmaktadır. Dolayısıyla insanların merak etmiş olduğu en büyük soruların başında trafik kazası yaşanması halinde hangi alacak kalemlerinin talep edilebileceği ve söz konusu kalemleri kimden talep edilebileceğidir. Bugünkü yazımızda bu soruların cevabını açıklamaya çalışacağız ve başlıkta da görüldüğü üzere Karayolları Trafik Kanununda ayrıca düzenlenmiş olan sağlık hizmet bedelleri ne şekilde talep edilebileceğini açıklamaya çalışacağız.

6047 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre motorlu bir aracın işletilmesinden kaynaklanan kazalarda motorlu aracın sahibi ve bağlı olduğu teşebbüs müştereken ve müteselsilen sorumludurlar. Ayrıca motorlu aracın işletenleri Karayolları Trafik Kanunun 91. Maddesi uyarın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası yaptırmakla mükelleftirler. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kapsamına giren alacak kalemleri ise şunlardır:

  • Maddi Zararlar: Araçta oluşan değer kaybı dahil olmak üzere üçüncü kişinin ekonomik değerleri üzerinde oluşmuş olan zararlar
  • Sürekli Sakatlık: Üçüncü kişinin meydana gelen kazadan ötürü ömrünün geri kalanı için vücudunda oluşmuş olan maluliyetten ötürü talep edebileceği zarar kalemi
  • Sağlık Giderleri: Üçüncü kişinin meydana gelen kazadan dolayı yaptırmış olduğu tedavi giderleri
  • Destekten Yoksun Kalma Tazminatı: Üçüncü kişinin kazadan dolayı ölmesi sonucu desteğinden yoksun kalanların talep edebileceği tazminat kalemi

Motorlu aracın işletilmesinden kaynaklı bir kaza meydana geldiğinde zarar gören üçüncü kişi yukarıda sayılan kalemleri zarara sebebiyet veren ilgili motorlu aracın ZMSS kapsamındaki sigorta şirketinden talep edebilecektir.

Sağlık hizmet bedelleri, diğer adıyla tedavi giderleri Karayolları Trafik Kanunun 98. Maddesinde özel olarak düzenlenmiştir. Sağlık hizmet bedelleri, tedavi giderlerini ifade etmekte olup kazadan dolayı zarar gören şahsın vücut bütünlüğünü eski haline getirmek için yapılan her türlü tedavi masrafını ifade etmektedir. Söz konusu zararların nasıl karşılanacağı ise KTK m.98’te açık bir şekilde açıklanmaktadır. Buna göre trafik kazası sebebiyle yasada belirtilen tüm sağlık kuruluşlarının tedavi sebebiyle sunmuş oldukları sağlık hizmet bedelleri SGK tarafından karşılanacaktır. Buna göre tedavinin SGK ile anlaşması olmayan hastanelerde yapılsa dahi sağlık hizmet bedelleri SGK tarafından karşılanacaktır. İlgili 98.madde 2011 yılında değişikliğe uğramadan önce ilgili sağlık hizmet bedellerinden motorlu aracın sürücüsü, işleteni ve ZMSS kapsamındaki sigorta şirketi birlikte sorumluluk sahibiydiler. Ancak 2011 yılında yapılan değişiklikle sorumluluk SGK’ya devredilmiştir. Hatta geçici madde ile birlikte 2011 yılından önce gerçekleşen kazalarda da sağlık hizmet bedellerinin SGK tarafından karşılanmasına karar verilmiştir.

Ancak yukarıda da bahsedeceğimiz üzere SGK tüm tedavi giderlerinden değil, yalnızca belgelendirilmiş tedavi giderlerinden sorumludur. Yani bakıcı giderleri ve diğer tedavi giderleri SGK’nın teminatı kapsamında değildir. Buna göre tedavi giderleri için motorlu aracın işleteni, sürücüsü ve sigorta şirketinin sorumluluğu tamamen ortadan kalkmamakta, en azından SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderleri bakımından sorumlulukları devam etmektedir.

Trafik Kazası Tespit Tutanağı

Ülkemizde her geçen gün sayısı hızla artmakta olan trafik kazalarına karşı hem trafik kazalarını önleyebilmek hem de trafik kazaları sonrasındaki süreçleri hızlı bir şekilde çözebilmek adına önemli çalışmalar yürütülmektedir. Trafik kazalarından sonraki süreci mağdurlar tarafından hızlı ve kayıpsız bir şekilde atlatmak oldukça önem kazanmaktadır. Bu çalışmalar doğrultusunda 1 Nisan 2008 tarihinde “ kaza tespit tutanağı” adı verilen sisteme geçiş yapılmıştır. Bu sistem mağdur ve sigorta şirketleri arasında adeta bir köprü görevi görerek özellikle mağdur olan kişinin zararının giderilmesini hızlandıran bir süreç olarak nitelendirebiliriz. Kaza tespit tutanağı, trafik kazalarında maddi hasarlı olarak nitelendirilen kazalarda kullanılır ve kazanın meydana geliş şeklini açıklamaktadır. Bu tutanak, kazaya karışan taraflar tarafından doldurulur ve kaza yerinden ayrılmalarına yardımcı olur. Tutanakta, kazaya karışan sürücülerin bilgileri, araçlardaki hasar alınan yerler ve sürücülerin görüşleri yer alır. Ancak kaza tespit tutanağındaki kusur tespiti mutlak olmayıp tek başına taraflara kusur atfedilmesinde yeterli olmayacaktır. Kusur oranı, sigorta şirketi tarafından yapılan değerlendirme sonucu yüzdelik dilimlerle belirlenir ve bu işlem 3 iş günü içinde sonuçlanır. Trafik kazası tespit tutanakları sadece kasko ve trafik sigortası yaptıran araç sahiplerine verilir ve doldurulan tutanak 5 iş günü içinde sigorta şirketine iletilir. Aşağıdaki şartların oluşması halinde tarafların kendi aralarında kaza tespit tutanağı tutabilecekleri söylenebilir.

  • Kazada maddi hasar bulunması: Kaza tespit tutanağı, maddi hasarlı kazaların tespit edilmesi amacıyla kullanılır. Bu nedenle, kazada maddi hasar bulunmaması durumunda tutanak tutulmaz.
  • Kazada bedensel yaralanma ve ölüm olmaması: Kazada bedensel yaralanma veya ölüm olması halinde, olayın özel bir anlamı vardır ve bu durumlar özel bir resmî sürece tabi tutulur. Bu nedenle, kazada bedensel yaralanma veya ölüm olması durumunda kaza tespit tutanağı tutulmaz.
  • Kazaya karışan sürücülerin tutanak içeriği hakkında anlaşmaya varabilmesi: Kaza tespit tutanağı, kazaya karışan taraflar tarafından doldurulur ve bu nedenle tarafların tutanak içeriği hakkında anlaşmaya varmaları gerekir. Eğer taraflar anlaşamazlarsa, olay resmî olarak tespit edilir ve çözüme ulaşılır.
  • Kazaya karışan tüm araçların geçerli sigortalarının bulunması: Kazada maddi hasar olması halinde, sigorta şirketleri tarafından hasarın ödenmesi için gereklidir. Bu nedenle, kazaya karışan tüm araçların geçerli sigortalarının olması gerekir.
  • Kazaya karışan sürücülerin ehliyet sahibi olması: Sürücülerin ehliyet sahibi olması, sürücülerin trafik kurallarına uygun bir şekilde araç kullandıklarını gösterir. Bu nedenle, kazaya karışan sürücülerin ehliyet sahibi olması gerekir.
  • Sürücülerin kaza anında alkol, keyif verici madde gibi unsurların etkisi altında olmaması: Trafik güvenliği açısından önemlidir ve bu nedenle sürücülerin kaza anında alkol ve keyif verici madde gibi unsurların etkisi altında olmaması gerekmektedir.

Trafik kazaları tespit tutanağı sürücülerden birinin ehliyeti veya ruhsatı olmadığı durumlarda, araçlardan birinin trafik sigortası bulunmadığında, kazada ölüm veya yaralanma varsa, kazaya karışan araçlardan biri kamuya ait ise ve kamu malına zarar verilmiş ise ve sürücüde alkol ve uyuşturucu kullanımına dair şüphe varsa geçerli olmaz. Bu tür durumlarda taraflar kendi aralarında tutanak tutamayacakları için mutlaka olay mahalline ilgili mercilerin (genellikle polis) çağırılması gerekmektedir. Bu tür durumlarda tutanağı tutacak yetkili kimse kazanın gerçekleşmiş olduğu yerin detaylı bir şekilde incelemesini yaparak gerek tarafların beyanı, gerekse görgü tanıklarının beyanları doğrultusunda yolun ve havanın şartları esas alınarak tutanağı hazırlayıp tarafların kusur oranlarını takdiri bir şekilde görüş belirtmek suretiyle tutanağa geçirecektir. Ancak ilgili kimse tutanağa hiçbir şekilde kusur oranlarını sayısal değer belirtmek suretiyle yazamaz (örneğin %50, 75). Yetkilinin yapacağı tek şey 6047 sayılı Karayolları Trafik Kanununa atıfta bulunmak suretiyle taraflardan hangisinin asli hangisinin tali kusurlu olduğunu belirtmek olacaktır.

Karayolları Trafik Kanunu Kapsamında Geçici İş Göremezlik Tazminatı

 Geçici iş göremezlik zararı, bedensel zararlar türü içinde yer alır. Geçici iş göremezlik zararı, bir kişinin bir süre için işine gidememesi ve bu yüzden gelir kaybına uğraması sonucu ortaya çıkan zararı ifade eder. Bu tür bir zarar, bir kaza veya sağlık sorunu gibi bir nedenle ortaya çıkabilir ve bu durumda kişi, işine gidemez ve bu yüzden gelir kaybına uğrar.

Geçici iş göremezlik zararı, bedensel zararlar türü içinde yer alır çünkü bu zarar, bedensel bir nedenle ortaya çıkmıştır. Bedensel zararlar türü, bir kişinin bedenine veya sağlığına zarar vermesi sonucu ortaya çıkan zararları ifade eder. Bu tür zararlar, bir kaza veya sağlık sorunu gibi bir nedenle ortaya çıkabilir ve kişinin bedenine veya sağlığına zarar verir.

 Geçici iş göremezlik tazminatı ise bir kişinin bir kazayı ya da bir sağlık sorununu nedeniyle işine gidememesi sonucu oluşan kazanç kaybını karşılamaya yönelik bir tazminattır. Bu tazminat türü, yasal olarak belirlenmiş bir oran üzerinden hesaplanır ve kazazedenin iş göremezlik süresi boyunca ödenir.

Geçici iş göremezlik tazminatı, bedensel zarar tazminatından farklıdır ve sadece kazanç kaybını karşılamaya yöneliktir. Öte yandan, bedensel zarar tazminatı, kişinin kazada ya da sağlık sorununda yaşadığı fiziksel zararların karşılanması amacıyla verilen bir tazminattır ve bu tazminatın miktarı, zararın derecesine göre belirlenir.

Bu tazminat türleri, yasal olarak ayrı olarak düzenlenmiştir ve hangisi uygulanacağı, olayın niteliğine ve olayda yaşanan zararlara göre belirlenir.

Geçici iş göremezlik tazminatının hukuki niteliği, Türkiye’de yasal olarak düzenlenmiştir. Özelikle İş Kanunu ve Özel Çalışma Sigortaları Yasası gibi yasalar, geçici iş göremezlik tazminatının nasıl hesaplanacağı, ödeneceği ve hangi durumlarda verileceği konularını düzenlemektedir.

Geçici iş göremezlik tazminatı, kişinin iş göremezlik süresi boyunca oluşan kazanç kaybını karşılamak amacıyla verilen bir tazminattır ve  bu tazminat, kişinin iş göremezlik süresi boyunca ödenir ve kazazedenin özel çalışma sigortaları yaptırılmış olması durumunda, sigorta şirketi tarafından ödenir. Özel çalışma sigortaları yaptırılmamışsa, işveren tarafından ödenir.

                      Geçici İş Göremezlik Tazminatının Ortaya Çıkış Halleri:

Bu tazminatın ortaya çıkış halleri aşağıdaki gibi olabilir:

  1. İşyerinde meydana gelen bir kaza: İşyerinde meydana gelen bir kaza sonucu kişinin işine gidememesi durumunda geçici iş göremezlik tazminatı verilebilir.
  2. İşyeri dışında meydana gelen bir kaza: İşyeri dışında meydana gelen bir kaza sonucu kişinin işine gidememesi durumunda geçici iş göremezlik tazminatı verilebilir.
  3. Sağlık sorunları: Bir sağlık sorunu nedeniyle kişinin işine gidememesi durumunda geçici iş göremezlik tazminatı verilebilir.

Geçici iş göremezlik tazminatı, yasal olarak belirlenmiş bir oran üzerinden hesaplanır ve kazazedenin iş göremezlik süresi boyunca ödenir. Bu tazminat, özel çalışma sigortaları yaptırılmışsa sigorta şirketi tarafından, yaptırılmamışsa işveren tarafından ödenir.

                    Geçici İş Göremezlik Tazminatından Sorumluluğun Şartları:

Bu tazminatın verilebilmesi için aşağıdaki şartların yerine getirilmesi gerekir:

  1. İşyeri dışında meydana gelen bir kazada veya sağlık sorununda: Kazazedenin, kaza ya da sağlık sorunundan dolayı işine gidememesi durumunda geçici iş göremezlik tazminatı verilebilir. Bu durumda, kazazedenin işyeri dışında meydana gelen bir kaza sonucu iş göremezliği olması gerekir.
  2. İşyerinde meydana gelen bir kazada: İşyerinde meydana gelen bir kazada, işyerinin güvenlik önlemlerinin yetersiz olması veya işyeri işçisinin güvenlik önlemlerine uymaması nedeniyle meydana gelen bir kaza durumunda, işyeri sorumluluğu taşır ve geçici iş göremezlik tazminatı verilir.

Geçici iş göremezlik tazminatı, yasal olarak belirlenmiş bir oran üzerinden hesaplanır ve kazazedenin iş göremezlik süresi boyunca ödenir. Bu tazminat, özel çalışma sigortaları yaptırılmışsa sigorta şirketi tarafından, yaptırılmamışsa işveren tarafından ödenir.

Geçici iş göremezlik tazminatında sağlık hizmet bedeli yönünden bir ödeme yapılmaz, çünkü geçici iş göremezlik tazminatı, bir kişinin bir süre için işine gidememesi ve bu yüzden gelir kaybına uğraması sonucu ortaya çıkan zararı karşılar. Sağlık hizmet bedeli, bir kişinin sağlık sorunlarını çözmek için yaptığı ödemelerdir ve bu ödemeler, geçici iş göremezlik tazminatı kapsamında karşılanmaz. Geçici iş göremezlik tazminatı, zarar görenin uğradığı kazanç kaybını karşılamak için verilir ve bu nedenle, sağlık hizmet bedeli yönünden bir ödeme yapılmaz.

Söz konusu bu tazminat, genellikle sigorta şirketleri tarafından ödenir ve sigorta poliçesi kapsamında yer alan bir hizmettir.

Sigorta şirketlerinin geçici iş göremezlik tazminatı yönünden sorumluluğunun belirlenmesi, sigorta poliçesi koşullarına göre değişiklik gösterir. Bu nedenle, geçici iş göremezlik tazminatının ne zaman ve hangi koşullar altında ödeneceği konusunda sigorta poliçesi incelenmelidir.

Genellikle, sigorta poliçesi kapsamında yer alan bir kişinin geçici iş göremezlik tazminatı alabilmesi için aşağıdaki koşulların bir veya daha fazlasının yerine getirilmesi gerekir:

  • Sigorta poliçesi çerçevesinde geçici iş göremezlik tazminatı hizmeti yer almalıdır.
  • Sigorta poliçesi çerçevesinde belirlenen prim ödemesi yapılmış olmalıdır.
  • Sigorta poliçesi kapsamında yer alan bir kişinin geçici iş göremezliğe sebep olan nedenin (kaza, hastalık gibi) sigorta poliçesi koşullarına uygun olması gerekir.

Sigorta poliçesi koşullarının yerine getirilmesi durumunda, sigorta şirketi geçici iş göremezlik tazminatı ödemekle yükümlüdür. Bu tazminat, genellikle sigortalının özel sağlık sigortası poliçesi çerçevesinde yapılan sağlık hizmetlerine (tedavi giderleri, ameliyat giderleri gibi) karşılık olarak ödenir.

Geçici iş göremezlik tazminatı miktarı, sigorta poliçesi koşullarına göre değişiklik gösterir. Bu nedenle, geçici iş göremezlik tazminatı miktarını öğrenmek için sigorta poliçesine veya sigorta şirketine danışmak gerekir.

Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçu

Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu, bir kişinin trafikte güvenliği tehlikeye sokan bir davranış sergilemesi sonucu ortaya çıkan bir suçtur. Bu suça örnek olarak, trafikte hız sınırını aşmak, trafik ışıklarına uymamak, trafik işaretlerine uymamak, başka bir araç veya yaya üzerinde geçiş yapmak, trafikte alkol veya uyuşturucu etkisi altında olmak gibi davranışlar verilebilir. Bu suçun cezası, yasa gereği belirli bir para cezası veya hapis cezası ile cezalandırılabilir. Bahsedeceğimiz trafik güvenliğini kasten tehlikeye düşürme suçu TCK m.179’da düzenlenmiştir. Maddeye göre, “Trafik güvenliğini kasten tehlikeye düşürme suçu, bir yol kullanımının veya bir taşıtın kullanımının güvenliğini kasten tehlikeye düşürme suçudur. Bu suçun işlenmesi halinde, cezalandırılacak olan kişi hakkında bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası veya adli para cezası uygulanır.” Bu suçun işlendiği durumlarda, kişi hakkında ciddi cezalar uygulanabilir ve trafik güvenliğinin tehlikeye düşürülmesi sonucu ortaya çıkabilecek kaza ve yaralanmaların sorumluluğu da bu kişiye ait olabilir. Bu nedenle, trafik güvenliğini kasten tehlikeye düşürme suçunu işlemekten kaçınılması önemlidir.

     Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun unsurları ise şunlardır:

  1. Trafik güvenliğini tehlikeye düşürme eylemi: Bu eylem, sürücülerin ve yaya/bisiklet kullanıcılarının trafikte güvende olmalarını tehlikeye atacak şekilde davranışlarda bulunmaktır. Örneğin, yüksek hızda sürüş, geçiş yasağını ihlal etme, trafik lambalarına uymamama veya trafik işaretlerine uymamama gibi davranışlar bu eylemi içerebilir.
  2. Kendini ve/veya diğerlerinin güvenliğini tehlikeye atma: Bu unsurda, sürücünün kendi ya da diğerlerinin fiziksel güvenliğini tehlikeye atacak şekilde davranışlar sergilemesi önemlidir. Örneğin, sürücünün içki içerek veya uyuşturucu kullanarak sürüş yapması, diğer sürücüler ve yaya/bisiklet kullanıcılarının güvenliğini tehlikeye atar.
  3. Önceden planlanmış bir davranış: Bu unsurda, sürücünün trafik güvenliğini tehlikeye düşürme eylemini önceden planlamış olması gerekir. Bu, sürücünün bilinçli bir şekilde trafik kurallarını ihlal ettiği ve bu eylemini önceden düşündüğü anlamına gelir.
  4. Sonuçlarının olumsuz olması: Bu unsurda, sürücünün trafik güvenliğini tehlikeye düşürme eyleminin bir ya da birden fazla kişinin yaralanmasına veya ölümüne neden olması gerekir. Bu, sürücünün eyleminin birinci derecede trafik güvenliğini tehlikeye düşürdüğü anlamına gelir.

Formun Üstü

Söz konusu suç somut tehlike suçudur ve failin ceza alabilmesi için suçun unsurları oluşmalı ve somut bir tehlike doğmalıdır. TCK md. 179’da düzenlenen trafik güvenliğini kasten tehlikeye atma suçunun maddi unsurlarını sayacak olursak şu şekildedir:

  1.   Kişinin, bir araç kullanırken ya da bir araçla iletişim kurarken bir yol kullanımına ya da bir yol veya yol araçlarının kullanımına ilişkin kuralları önemsemeyip bu kuralları açıkça ihlal etmesi.
  2. Kişinin, bu ihlal sonucu bir yol veya yol araçlarının kullanımı sırasında bir başka kişinin ya da bir yol veya yol araçlarının zarar görmesine neden olması.
  3. Kişinin, bu ihlal sonucu bir başka kişinin ölümüne neden olması.
  4. Kişinin, bu ihlal sonucu bir başka kişinin malvarlığını zarara uğratması.
  5. Kişinin, bu ihlal sonucu bir yol veya yol araçlarının kullanımının önünde bir engele neden olması.
  6. Kişinin, bu ihlal sonucu bir yol veya yol araçlarının kullanımının önünde bir tehlike yaratması.
  7. Kişinin, bu ihlal sonucu bir yol veya yol araçlarının kullanımı sırasında bir başka kişinin güvenliğini tehlikeye atması.
  8. Kişinin, bu ihlal sonucu bir yol veya yol araçlarının kullanımı sırasında bir başka kişinin yaşamını tehlikeye atması.

Bahsettiğimiz gibi trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu, trafikte güvenliği tehlikeye düşüren bir davranışın yapılması durumunda uygulanan bir suçtur. Bu suç, trafikte güvenliği tehlikeye düşüren bir davranışın yapılması durumunda, gözaltına alınıp tutukluluk haline gelebilir. Örneğin, aşırı hız yapmak, alkol ya da uyuşturucu kullanmak, trafik kurallarını ihlal etmek gibi davranışlar trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu olarak kabul edilebilir.

Gözaltına alınıp tutukluluk haline gelme olasılığı, suçun ciddiyetine göre değişebilir. Örneğin, bir kazada yaralanan ya da ölen bir kişi olması durumunda, suçun ciddiyeti daha fazla olacağı için gözaltı ve tutukluluk olasılığı da daha yüksek olacaktır.

Bu suçun önlenmesi için, trafikte güvenliği tehlikeye düşüren davranışlardan kaçınılması gerekmektedir. Ayrıca, trafikte güvenliğini tehlikeye düşüren bir davranış yaptıysanız, cezaevine girmek yerine trafik güvenliği eğitimi almayı tercih edebilirsiniz. Böylece, trafikte güvenliğini tehlikeye düşüren davranışların önüne geçilebilir ve trafikte daha güvenli bir ortam sağlanabilir.

Trafik Kazalarında Tahkim Süreci

Sigortacılık Kanunu’nun 5684 sayılı kanunu, Türkiye’de sigorta hukukundaki tahkim sistemini ilk kez düzenlemiştir. Bu sistem, sigortalılar ve sigortacılık yapan örgütler arasındaki anlaşmazlıkların hızlı, adil, basit ve maliyet etkin bir yolla çözülmesini amaçlamaktadır. Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik ve Sigorta Tahkim Usûlü ve Sigorta Hakemlerine İlişkin Tebliğ gibi yönetmelikler ve tebliğler tahkim ile ilgili olarak Türkiye’de yürürlüktedir. Bu tahkim sistemi, sigortalıların hak kayıplarını önlemeyi amaçlamakta ve bu nedenle sigorta sistemine olan güven artmaktadır. Tahkim sistemine yapılan başvurular her geçen gün artmaktadır ve bu sistemin, Türk sigorta hukukundaki amacına ulaştığına inanılmaktadır. Sigorta hukukunda tahkim, sigortalılar ve sigortacılık yapan örgütler arasındaki sigorta sözleşmesi veya hesap uyuşmazlıklarının çözümü için kullanılan bir yol olup, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 23. maddesi gereğince sigorta sözleşmesi, bir sigorta şirketi ile sigorta ettirenin karşılıklı anlaşmasıdır. Sigorta sözleşmesi, bir rizikonun meydana geldiği tarihte para ile ölçülebilir bir menfaati zarara uğratması halinde sigorta şirketinin bu zararı tazmin etmeyi ya da diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşmedir. Tahkim yolu, güvence Hesabı’ndan faydalanan kişiler ile Hesap arasındaki uyuşmazlıklarda da kullanılabilir. Güvence Hesabı, zorunlu sigortaların sağladığı güvencelerle ilgili bir kurumdur ve zarar görenin uğrayacağı zararları karşılamak için kurulmuştur. Sigorta Tahkim Komisyonu, Sigorta Tahkim Komisyonu Başkanlığı ve diğer çalışanlarından oluşan bir kuruluştur. Komisyon Başkanlığı, Müsteşarlık temsilcisi, iki Birlik temsilcisi, tüketici derneği temsilcisi ve Müsteşarlıkça belirlenen bir akademisyen hukukçu temsilcisinin katılımıyla oluşur. Komisyonun görevleri arasında Birliğe sunulacak olan Komisyonun bütçesinin hazırlanması, tahkim sisteminin adil, tarafsız ve etkin bir şekilde işlemesi için gerekli önlemlerin alınması, yıllık rapor hazırlanarak Birliğe ve Müsteşarlığa gönderilmesi, bilgi işlem alt yapısının hazırlanması ve kanunlarla kendisine verilen diğer görevler yer almaktadır. Sigortacılık yapan kuruluşla uyuşmazlık yaşayan kişiler, uyuşmazlıklarının çözülmesi için Komisyona başvurmalıdır. Komisyon, hakem listesinden seçeceği hakemler aracılığıyla uyuşmazlıkları çözmeye çalışır. Komisyon hakemleri sekreteryal destek veren kurum olarak da nitelendirilir. Komisyona başvuru yapılabilmesi için, uyuşmazlık konusu riziko, sigorta kuruluşunun tahkim sistemine üye olduğu tarihten sonra meydana gelmiş olması gerekir. Üyelik tarihinden önce meydana gelen rizikolara ilişkin başvurular, Komisyon tarafından dikkate alınmaz. Komisyona başvuru yapılırken, başvuru ücreti ödenir. Bu ücret, uyuşmazlık miktarına göre değişiklik gösterir:

  • 5.000 TL ve altındaki uyuşmazlıklarda, başvuru ücreti 150 TL’dir.
  • 5.001-10.000 TL arası uyuşmazlıklarda, başvuru ücreti 350 TL’dir.
  • 10.001-30.000 TL arası uyuşmazlıklarda, başvuru ücreti 500 TL’dir.
  • 30.001 TL ve üzerindeki uyuşmazlıklarda, başvuru ücreti uyuşmazlık tutarının %1,5’idir.

Tahkime konu olan uyuşmazlıklarda, taraflar aksini kararlaştırmamışlarsa, hakem tarafından Türk maddi hukuk hükümleri uygulanacaktır. Ancak taraflar aksini kararlaştırmış olsa dahi kanundaki emredici hükümler hakem tarafından tatbik edilecektir . Hakemler, verilen dosya ve evraklar üzerinden karar verirler. Ancak hakemlerin duruşma yapmalarına da bir engel yoktur. Uygulamada genellikle duruşma yapılır. Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16. maddesinin 12. fıkrasına göre, hakem veya hakem kurulu, hukuk dışında özel veya teknik bilgi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine veya kendiliğinden bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verebilir. Bilirkişiler, Komisyon Müdürü tarafından Müsteşarlıkça belirlenen esaslar çerçevesinde oluşturulan bilirkişi listesinden seçilir.

Open chat
Whatsappdan mesaj at
Merhaba
Geçmiş Olsun.Size yardımcı olabiliriz.
Hemen Ara