Arama:
Destekten Yoksun Kalma Tazminatı

Destekten yoksun kalma tazminatı, ölenin yaşarken destek verdiği kişilerin ölüme sebep olan taraftan talep edebileceği maddi tazminattır.

Buradaki amaç destekten mahrum kalan kişilerin hayatlarına aynen devam etmeleridir, zenginleşmeleri değil. Yardımın düzenli olması ve bunun da bakılan kimsenin normal yaşama imkânlarını sağlama amacıyla yapılması gerekir. Bunun dışında bir amaçla verilen destekler sürekli de olsa destekten yoksun kalma tazminatı ile talep edilemez. Yapılmış olan yardımın nedeni önemli değildir. Merhamet veya dinî nedenlerle, itibar kazanmak amacıyla yapılmış olabilir. Fakat neden, ahlaka aykırı olmamalıdır. Desteğin sürekli olmasıyla kastedilen her gün, ay yapılması değildir. Yılda bir kez yapılan fakat her yıl tekrarlanan bir yardım da bu kapsama alınır. Verilen destek illaki parasal bir destek olmak zorunda değildir.

Davacı mevcut hayat seviyesini idame ettirecek bir imkâna sahip ise talebi reddedilir.

Ayrıca destekten yoksun kalma tazminatının talep edilebilmesi için ölüm neticesi gerçekleşmeseydi desteğin verilmeye devam edileceği ile ilgili bir inanç olması gerekir.

Bu tazminatı talep etmeleri için ölümden önce destek alıyor olmaları şarttır. Normalde destek almayan kişi öldükten sonra destekten yoksun kalma tazminatı talep edemez. Destekten yoksun kalma tazminatı davasını destek alan herkes açabilir. Ancak eşi, çocukları, anne ve babası gibi kanunen destek verdiği yönünde bir karine bulunan kişiler dışındaki amcası, halası, erkek/kız arkadaşı gibi kişiler destek aldığını ispatlamak zorundadır. Buna ek olarak anne, baba eş vb. gibi destek verdiği karine olarak kabul edilen kişilerin hayatın olağan akışına aykırı şekilde aslında destek vermediği ispat edilirse destekten yoksun kalma tazminatı talep edilemez. Örneğin yıllardır görüşmeyen eşler için destekten yoksun kalma tazminatı talep edemez.

Bir sözleşme ile ölünceye kadar bakma borcu altında olan kişi ölürse bakılan kişiye destekten yoksun kalma tazminatı ödenmez.

İş kazaları veya meslek hastalıkları sonucu ölüm dolayısıyla ölenin yakınlarına Sosyal Sigortalar Kurumunca ödenen yoksun kalma tazminatlarından ötürü SGK, kusurlu işverene karşı rücu hakkına sahiptir.

Ölenin gelirinden pay alabilme hakkına sahip kişilerden birinin dava açmamış olması, onun payının başkalarına dağıtılabileceği anlamına gelmez.

Bekar olduğu dönemde alabileceği destek ile evlendikten, çocuğu olduktan sonra alacağı destek farklı hesaplanmalıdır.

Destekten yoksun kalma tazminatı talebinin zamanaşımı süresi, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesinden itibaren 2 yıldır. Ölüm olay nedeniyle fakat tedaviyle süren yıllardan sonra gerçekleştiyse ölümün gerçekleştiği yıldan itibaren süre işlemeye başlar. Her koşulda 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar.

TRAFİKTE SUÇ VE YAPTIRIM

TRAFİKTE SUÇ VE YAPTIRIM

Trafik suçlarını incelediğimizde trafik suçları içerisinde Türk ceza kanunu hükümlerinin kapsamına da giren fiillerin yer aldığını bunların yanı sıra basit taktiği cezaları ve idari cezaları gerektiren durumların da yer aldığını söyleyebiliriz. Söz konusu kabahatlı cezalar incelendiğinde cezaların içerisinde hafif para cezası hafif hapis cezası söz konusu sürücünün belgesinin geri alınması vs. Gibi yaptırımların bulunduğunu idari cezaların içindeyse para cezası sürücü belgesinin geri alınması puan cezası vs. gibi yaptırımların bulunduğunu söyleyebiliriz. Bunlar dışında Türk ceza kanununun hükümleri içerisinde yer alan bazı maddelerin de trafik suçlarını kapsadığını ve bu yüzden ağır yaptırımlar gerektirdiğini söyleyebiliriz. İlk olarak fazla şekilde alkollü bir şekilde araç kullanmanın ağır yaptırımla cezalandırıldığını TCK 179/3 trafik güvenliğine tehlikeye sokma suçu hükmü kapsamında “alkol ya da uyuşturucu madde etkisi ile ya da başka bir sebeple emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına rağmen araç kullanmanın sürücü yukarıdaki fıkraya göre  (179/2 hükmündeki yaptırımla ) cezalandırılır. ” ifadesinden anlamaktayız.

Türk Ceza Kanunu madde 179/1 hükmünce “Kara, deniz, hava ya da demiryolu ulaşımının Güven içinde akışını sağlamak için konulmuş her türlü işareti değiştirerek kullanılmaz hale getirerek , konuldukları yerden kaldırarak, yanlış işaretler vererek , geçiş, varış , kalkış ya da iniş yolları üzerine bir şey koyarak veya teknik işletim sistemine müdahale ederek , başkalarının hayatı,  sağlığı ya da mal varlığı bakımından bir tehlikeye sebep olan kişiye bir yıldan 6 yıla kadar hapis cezası verilir.” İfadesinden anlaşıldığı üzere bu şekilde gerçekleştirilmiş olan bir trafik kuralı ihlali de Türk ceza kanunu kapsamında incelenmekte olup Türk Ceza Kanunu hükümlerince cezalandırılan ağır bir durumdur. TCK  179/2 hükmüne bakacak olursak “Kara, deniz, hava ya da demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat sağlık ya da mal varlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare eden kişi 3 aydan 2 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” İfadesinden anlaşıldığı üzere söz konusu hükümde yer alan durumların gerçekleşmesi sonucu yine söz konusu sürücünün Türk ceza kanunu kapsamında ceza alacağı bundan kaynaklı da oluşturmuş olduğu suçun ağır bir suç kapsamına gireceğini bilmekteyiz.

Türk Ceza Kanunu’nun trafik suçları ile ilgili bir başka yaptırımına bakacak olursak trafik kazası sonucu taraflardan birinin yaralanması taksirle yaralama sebebiyle savcılığın soruşturma açması ve kamu davası açmasına sebep olacaktır bu durumu Türk Ceza Kanunu madde 89 hükmü şöyle açıklamaktadır; ” Taksirle başkasının vücuduna acı veren ya da sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına sebep olan kişinin 3 aydan 1 yıla kadar hapis ya da adli para cezası ile cezalandırılacağını hükmedilmiştir. ” Çok ceza kanunu kapsamında taksiyle ayarlama suçunu nitelikli halleri ise aynı maddenin ikinci bendinde tanımlanmış olup bu durumda 1. fıkraya göre belirlenmiş olan cezanın yarısı oranında arttırılacağı ve aynı maddenin üçüncü fıkra hükmünde ise taksirli yaralamanın mağdurun iyileşme durumu bulunmayan bir hastalığa ya da bitkisel hayata girmesine ya da duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine ya da konuşma veya çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına ya da yüzünün sürekli değişikliğine ya da gebe bir kadının çocuğunun düşmesine sebep olması durumunda 1. fıkraya göre belirlenmiş olan cezanın bir kat arttırılması gerektiğini ifade etmektedir. Trafik kazasında birden fazla yaralanma söz konusu ise yani sürücü birden çok kişinin yaralanmasına neden olmuşsa  bu durumda taksirle yaralama fiili, birden çok insanın yaralanmasına neden olmuşsa, fail altı aydan üç yıla kadar hapis cezası alacaktır. Bilinçli taksir hâli hariç bu hüküm içine giren  suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olmakla beraber mağdurun şikayetini çekmesi halinde söz konusu olayla ilgili soruşturma kapanabilir. Keza, suçun takibi şikayete bağlıdır bundan kaynaklı olarak olayla ilgili altı aylık şikayet süresinin mevcut olduğunu da unutmamalısınız.

Keza trafik kazası neticesinde yapılan yargılamada, mağdurun maddi zararının karşılanması halinde bu husus Mahkemece indirim sebebi yapılabilecektir.

Söz konusu trafik kazası sonucu eğer bir ölüm gerçekleştiyse aynı şekilde Türk Ceza Kanunu madde 85 hükümde yer alan taksirli ölüme sebebiyet verme hükmünce kişinin yargılanacağı ve bu hüküm çerçevesinde durumun incelenip bu durumu varlığı halinde aynı yüküm çerçevesinde ceza alacağı söz konusudur. Görüldüğü üzere trafik suçlarının yalnızca idareye para cezası yaptırımı olmadığı Türkçe daha kanunu içeriğinde yer alan suçların da gerçekleştirilebileceği ve bu sebeple trafik suçlarının basite alınmaması gerektiği eğer yukarıda saydığımız durumların gerçekleşmesi halinde Türk ceza kanunu çerçevesinde hapis cezası alınacak ağır durumların oluşabileceği unutulmamalıdır böyle bir kazaya karışılması durumunda avukatınızdan bilgi alınız.

Eğer alkollü bir şekilde araç kullandıysanız ve bu şekildeyken bir trafik kazası taraflarından biri olduysanız iletişim numaramızdan 7/24  bize ulaşabilir ve kıdemli , sigorta ile ilgili davalarda uzman avukatımız Av. Ferhat Küle’den söz konusu kazayla ve yapılabileceklerle ilgili bilgi alabilir ve aynı şekilde avukatımız aracılığıyla bağlı olduğunuz sigorta şirketine ulaşarak taleplerinizi ve sorularınızı yöneltebilirsiniz.

HÜSEYİN DOĞAN

KAZA TESPİT TUTANAĞI

KAZA TESPİT TUTANAĞI NEDİR?

Araç veya araçların karışmış olduğu trafik kazalarında söz konusu trafik kazasını belirten imgeleyen ve kazadaki tüm durumları belgeleyen bu yolla da kazadaki kusur hasar durumlarını açık bir şekilde ortaya koyan evrakın adıdır. Kaza tespit tutanağının kolu kuvvetleri ile beraber tutulabileceği gibi bazı durum ve şartlar yerine getirildiğinde ya da tam tersi bazı durum ve şartlar yerine getirilmediğinde kolluk kuvvetleri olmadan yalnızca araç sahibi veya araç sahiplerinin yalnız da  tutabileceği bir belge olduğunu bilmekle beraber bu şartları incelediğimizde yalnızca maddi hasarın oluşmuş olduğu trafik kazalarında taraflar birbirleriyle anlaşarak ve detaylı bir şekilde her olayı trafik kazasını aydınlatıcı şekilde anlatarak kendi aralarında bir kaza tespit tutanağı tutabilirler burada kolluk kuvvetlerini çağırmaları şart değildir fakat daha sonra bir sorun çıkması durumunda tarafların iddialarını ispat edebilmesi yönünden tuttukları bu kazağı tespit tutanağının kolu kuvvetleri tarafından tutulması durumu daha sağlıklı görünmektedir. Yaralanma ya da ölüm ile sonuçlanmış olan trafik kazalarında ise taraflar kendileri arasında anlaşsa bile kolluk kuvvetleri eşliğinde kaza tespit tutanağı tutulması zorunludur.

TUTANAK NASIL DOLDURULUR Ve AMACI NEDİR?

Söz konusu trafik kazası gerçekleştiğinde trafik kazasının taraflarından her ikisinin de ehliyet araç ruhsatı ve sigorta poliçelerinin geçerli olma şartı vardır eğer geçerli değillerse raporunu doldurulması mümkün olmayacaktır ve söz konusu kaza tespit tutanağı taraftar tarafından doldurulmuş olan bu tutanak geçerli bir evrak olarak nitelendirilemeyecektir. Bu kavramların geçerli olduğunu varsayımından sonra kaza tespit tutanağının doldurulmasına başlandığında kazanın tarihi saati ve yeri belirtilmekle başlanmalı ve ardından araçlar için ayrılmış 2 bölüm araç sahipleri sürücü bilgileri ve aracı ruhsat bilgileriyle ilgili bilgiler doldurulmalı sonra Trafik Sigortası poliçe bilgilerinin girilmesi ve yazılması tutanağın alt kısmında aracın darbe almış olduğu noktaların oklarla gösterilmesi ve trafik kazasının gerçekleştiği alanın taslağının çizilmesinin gerekli olduğunu ardından ise en alt kısma trafik kazasına karışan her iki tarafın kendi açılarından kazanın olmam biçimini beyan ettiği yazılar yazılır ve tarafların imzaları açılır bu şekilde kaza tespit tutanağı tutulmakta olup günümüzde sigorta bilgi ve gözetim merkezi tarafından çıkarılmış olan mobil kaza tutanağı uygulaması ile daha kolay bir şekilde kaza tespit tutanağı tutulabilmektedir. Kaza tespit tutanağını tutulmasındaki amaca baktığımızda kazanın oluş şeklini ve olaydaki hasarların tespit edilmesini ortaya koyan bir rapor olduğu fakat bu raporun tek başına bir kaza kusur oranı ya da derecesi belirleyemeyeceği kusur oranları ancak sürücülerin sigorta şirketlerinin değerlendirme ve incelemesinden sonra belirleneceği ve 3 gün içinde sonuçlanacağını söyleyebiliriz. Fakat kaza tespit tutanağı kaza ile ilgili önemli bir belgedir çünkü tarafların ileri c ya da kaza ile ilgili bir durum iddia etmesi noktasında hem zıt görüşün ya da iddia edilen durumun ispatlanması yönünden önemli bir belge niteliği taşıyabilmektedir özellikle kolluk kuvvetleri tarafından tutulmuş belgelere kendi taraflarından tutunmuş belgelerin nazaran daha az itiraz edebilme payı olmasından kaynaklı kolluk kuvvetleri tarafından tutulan kaza tespit tutanağının önemli bir uyuşmazlıkta ya da bir mahkeme yolunda daha önemli bir ispat delili olan bir evrak olduğunu söyleyebiliriz bu sebeple kişilerin Kendi başlarına kollu kuvvetleri olmadan tutmuş olduğu kaza tespit tutanağına iki tarafında onay vererek tutmasından kaynaklı olarak daha sonra itiraz ederek yanlışlık olduğunu belirtme Hakkı doğmayacaktır fakat kolluk kuvvetleri tarafından tutulan kaza tespit tutanağına kişilerin daha sonra eksik ya da yanlış tutulduğuna dair bir itiraz etme durumu söz konusu olabilmektedir.

TUTANAĞIN GECERSİZ OLDUĞU HALLER NELERDİR?

Kaza tespit tutanağı her durumda geçerli olabilecek ya da bir trafik kazasındaki tarafların her birinin doldurma hakkı olan ve doldurması sonucunda geçerli olabilecek bir belge ya de evrak değildir bu belge ya da evrakın geçerli olabilmesinin belirli şartları olmakla beraber bunun yanı sıra geçersiz olmasına sebep olacak bazı durumlarda vardır kaza tespit tutanağının kollu kuvvete olmadan yalnızca taraflarca tutulmasının her durumda geçerli olmadığını ve bunları detaylı incelediğimizde yukarıda da belirttiğimiz gibi taraflardan birinin ya da ikisinin de ehliyeti veya araçlarının ruhsatının olmaması durumunda tutulan kaza tespit tutanağı geçerli değildir araçlardan en az biri olmak üzere trafik sigortası bulunmaması durumunda da aynı şekilde doldurulan tutanak geçerli değildir. Bunların yanı sıra trafik kazası meydana geldiğinde kazaya karışan araçlardan birinin kamuya ait olması ya da kaza sonucu bir kamu malına zarar doğması sonucunda kolluk kuvveti olmadan tutulan kaza tespit tutanağı geçerli olmayacaktır aynı şekilde sürücülerden en az birinin 18 yaşının altında olması kazada ölüm ya da yaralanmanın olması sürücülerden birinin ya da ikisinin de alkol veya uyuşturucu madde şüphesi olması durumunda kolluk kuvvetleri olmadan tutulan kaza tespit tutanağı geçerli olmayacaktır. O yüzden kaza anında kolluk kuvvetleri eşliğinde ve kolluk kuvvetlerince kaza tespit tutanağının tutulması en sağlıklı olan durumdur.

HÜSEYİN DOĞAN

Open chat
Whatsappdan mesaj at
Merhaba
Geçmiş Olsun.Size yardımcı olabiliriz.
Hemen Ara