Arama:
SİGORTA TAHKİM KURULU KARAR

SİGORTA TAHKİM KURULU KARAR ANALİZİ

KARAYOLLARI MOTORLU ARAÇLAR ZORUNLU MALİ SORUMLULUK ( TRAFİK ) SİGORTASI POLİÇESİNDEN DOĞAN UYUŞMAZLIKLARA İLİŞKİN KARARLAR

04 . 06 . 2021 Tarih ve K – 2021 \ 71599 Sayılı Hakem Kararı

OLAY VE TALEP

Davalı olan şirket tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk ( Trafik ) Sigortası poliçesi ile sorumluluğu teminat altına alınmış olan aracın 01 . 07 . 2020 tarihinde maddi zararlı ölümlü trafik kazasına karışmış olması Hakem heyetine tevdi edilmiş olan uyuşmazlığın konusunu oluşturmaktadır .

Buna göre başvuruda bulunan kişinin vekili 01 . 07 . 2020 tarihinde ortaya çıkan trafik kazasında ölen kişi tarafından destek gördüğünün yani müvekkilinin desteğinin vefat ettiğini , ayrıca trafik kazasında vefat eden müvekkilinin eşinin destekten yoksun kaldığını , trafik kazasında vefat eden kişinin ölümüne sebep olan aracın trafik sigorta şirketi olan kuruluştan destek tazminatı talep edilmesine rağmen bu talebin yerine getirilmediği belitmiş ve müvekkili için 5.000 Türk Lirası meblağındaki destek tazminatının avans faiziyle beraber kazaya sebep olan aracın sigortacısı olan davalı şirketçe karşılanmasını talep etmektedir .

TARAFLARIN ORTAYA KOYDUĞU İDDİA VE DELİLLER

BAŞVURAN KİŞİNİN :

Başvuranın vekili Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurmuş olduğu beyanda :

  • 01 . 07 . 2020 tarihinde kazaya neden olan aracın kusurlu olduğunu başvuran kişilerin desteği olanın ölümüne neden olduğu ,
  • Kaza yapan aracın x nolu poliçe ile davalı olan sigorta kuruluşunun bünyesinde trafik sigortalı olduğu ,
  • Trafik kazası sonrasında tazminatı talep etmek için başvuruda bulunulduğu fakat talep edilen tazminatın yerine getirilmediği , talep edildiği halde tazminat yükümlüğünün yerine getirilmemesi nedeniyle de Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru zorunluluğu doğduğu belirtilerek ,
  • Başvuruda bulunan kişi için şimdilik kaydıyla 5.000 Türk Lirası tazminatın avans faizi ve yargılama giderleri ve vekalet ücreti ile birlikte tahsil edilmesine karar verilmesi talep edilmektedir .

Vekaletname , trafik kazası tespit tutanağı , sigorta poliçesi , mirasçılık belgesi ve diğer belgeler davacı başvuru sahibi iddia ve taleplerine dayanak olarak Sigorta Tahkim Komisyonuna sunulmuştur .

SİGORTA KURULUŞUNUN :

Sigorta kuruluşu tarafınca yapılan yazılı açıklamada :

  • İhtilafa konu aracın müvekkil şirketin bünyesinde Trafik Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğu ,
  • Sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçede belirtilmiş olan limitler dahilinde ve sigortalı kişinin kusuru oranında sorumlu olduğu ,
  • Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuruda bulunan başvuru sahiplerinin destekleri olan kişinin vefatı sebebiyle müvekkil kuruluştan destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunduğu ,
  • Kusur oranlarının belirlenmesi için Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiği ,
  • Davacılara SGK tarafından bağlanmış olan bir gelirin varlığının araştırılması ve eğer varsa böyle bir gelir istenen tazminattan indirilmesi gerektiği ,
  • Tazminatın hesaplanmasında genel şartlarda belirlenen yöntem ve esasların göz önüne alınması gerektiği ,
  • Müvekkilinin faiz , vekalet ücreti ve masraftan sorumlu olmadığı ,
  • Kabul anlamında olmamak üzere yasal faize hükmedilmesi gerektiği ,
  • Aleyhlerine hükmedilecek olan vekalet ücretinin bir bölü beş oranına göre hesaplanması gerektiği belirtilerek , davanın reddine tüm masrafların üzerinde bırakılmasına karar verilmesi talep edilmiştir .

Vekaletname , zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesi davalı sigorta şirketi tarafından savunmalara dayanak olarak ibraz edilmiştir .

DEĞERLENDİRME VE GEREKÇELİ KARAR

Sigorta şirketi tarafından ilgili sigortalı araç için Trafik Sigorta Poliçesinde ölüm halinde şahıs başına 410.00 Türk lirası limitli teminat verilmesi yer almaktadır .

Dosyadaki tüm belgeler incelenerek , başvuran kişinin 01 . 07 . 2020 tarihli trafik kazasında vefat edenin eşi olduğu , aleyhine başvuru yapılmış olan sigorta kuruluşunun da aynı tarih itibarıyla zarara sebep olduğu iddia edilen aracın Karayolları Trafik Kanunu zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu tespit edildiğinden dava şartları bakımından davanın görülmesini engelleyecek bir eksikliğin olmadığı anlaşılmıştır ve böylece ihtilafın esasına girilmiştir .

Uyuşmazlığa konu olan trafik kazası 01 . 07 . 2020 tarihinde meydana gelmiştir . Resmi makamlarca düzenlenmiş olan trafik kazası tespit tutanağında : kazaya sebep olan sigortalı  aracın kazaya karıştığı , Adli Tıp Kurumunun raporunda ise sigortalı araç sürücüsüne %25 tali kusur verildiği , diğer araç sürücüsüne ise %75 asli kusur verildiği anlaşılmıştır .

Sigorta şirketi başvuru sahibiyle sulh olduğunu ve 26 . 04 . 2021 tarihinde faiz , yargılama giderleri ve vekalet ücreti dahil olmak üzere toplam 56.155,00 TL ödeme yapıldığı beyan etmiş ve bu ödemeye ilişkin iki adet dekontu dosyaya ibraz etmiştir .

Başvuru sahibi vekili ise dosyaya sunduğu beyanda sigorta kuruluşu ile sulh olduğunun ve tüm alacaklarının ödenmiş olduğunu belirterek başvurunun reddini talep etmiştir .

Yapılan değerlendirme sonucunda başvurunun feragat nedeniyle reddine ve tarafların vekalet ücretiyle yargılama gideri alacağı talebi bulunmadığından bu hususta karar vermeye yer olmadığına oybirliği ile karar verilmiştir .

DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATI

 DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATI

HAKSIZ FİİL SORUMLULUĞU

  Hukuka aykırı bir fiile bir kişiye zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Öncelikle hukuka aykırı bir fiilin varlığı gerekir. Ayrıca hukuka aykırılık bulunmasa bile ahlaka aykırılıktan dolayı sorumluluk doğabilir (TBK M.49 /2 sorumluluğu genişleten bir madde olduğu söylenmektedir). Hukuka aykırı fiil sonucu bir zarar olmalıdır. Zarar hem maddi tazminatın hem de manevi tazminatın konusu olabilir. Kural olarak, fiile kişinin kusuru sebebiyet vermelidir, fakat kişi kusursuz olarak da sorumlu olabilir. Bu hallerde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiştir (TBK m.61-71). Son olarak da fiil ve zarar arasında uygun nedensellik bağı bulunmalıdır. Bu nedensellik bağı da mücbir sebep, üçüncü kişin ve zarar görenin kusuru ile kesilmemelidir.

 Haksız fiil sorumluluğunda ispat yükü zarar gören üzerindedir (TBK m.50/1).  Yani sözleşmesel sorumluktan farklı olarak zarar görene bir külfet yükler. Bu sebeple zarar gören kişilerin başvurması gereken, varlığını araması gereken ilk sorumluluk, sözleşmesel sorumluktur. Haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler uygun düştüğü ölçüde kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılığa da uygulanır (TBK m. 114).

 Haksız Fiil sorumluluğun kurulması açısında şartlar aşağıda kısaca sıralanmıştır:

  1. Hukuka aykırı bir fiil
  2. Zarar
  3. Kusur
  4. Uygun nedensellik bağı

 Bu şartların gerçekleşmesiyle kişi haksız filinden sorumlu olur. Buradaki önemli noktalardan bir tanesi zarar kavramıdır. Zarar olmadan kişi sorumlu olamaz. Zaten tazminat hukukunun da amacı var olan zararın karşılanmasıdır. Bazı sıkıntıları gidermek ve zararın boyutu nedeniyle yasa koyucunun kanun maddesinde düzenleyerek garanti altına aldığı birtakım zarar kalemleri de vardır. Bu özel durumlardan bir tanesi ölüm halinde uğranılan zararlardır. TBK m.53 de düzenlenmiştir.

 MADDE 53- Ölüm hâlinde uğranılan zararlar özellikle şunlardır:

1. Cenaze giderleri.

2. Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.

3. Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar.

 Bu zarar kalemlerinden en göze çarpan destekten yoksun kalma zararıdır. Çünkü genel kuraldan, klasik sorumluluk hukukundan ayrılarak üçüncü kişilerin zararlarını tazmin ettiği için bir istisna oluşturur.

* Sorumluluk hukukunda kural, zarar veren doğrudan zarar görene tazminat öder (doğrudan zarar). Başka ifade ile üçüncü kişiler tazminat talebinde bulunamazlar.  Bunun bir istisnası yansıma zararlardır. Zararın doğrudan yönelmediği, yansıyarak üçüncü kişilerin üzerinde etkili olduğu zarar tipidir. Genel bir kural olmadığı için sadece kanunda gösterilen hallerde uygulanır. Bu ise sorumluğu daraltmak için yapılmış bir uygulamadır. İşte büyük bir öneme sahip destekten yoksun kalma tazminatı da aslında birer yansıma zarardır, kanunda öngörüldüğü için tazmin edilebilmektedir. Eğer yasa koyucu böyle bir düzenlemeye gitmeseydi bu zarar tazmin edilmezdi. Bu doğrultuda TBK53/3 düzenlenen destekten yoksun kalma tazminatı, üçüncü kişilerin zararının karşılanması bakımından büyük bir öneme sahiptir.

DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATI NEDİR?

 Destekten yoksun kalma tazminatı, ölen kişinin belli bir düzen içinde yardım ettiği üçüncü kişin, destekten yoksun kalmasıyla oluşan maddi zararın karşılanmasıdır.

TAZMİNATTAN YARARLANABİLECEK ÜÇÜNCÜ KİŞİLER KİMLERDİR

  1. Ölen kişiden destek almalıdır (desteğin varlığı).

 Bu tazminattan fiilen, ölen kişinin sürekli ve düzenli baktığı gelecekte de hayatın olağan akışında bakma ihtimali yüksek kişiler yararlanabilir. Düzenli ve sürekli olmasından anlaşılması gereken geçim sağlayıcı veya geçimine katkı bulunan bir yardım olmasıdır.

 Akraba, mirasçı vs. olması gerekmez; çünkü yardım fiili duruma bakılarak verilir. Desteğin varlığı yeterlidir.

  * İki türlü destek vardır:

  Gerçek (fiili) Destek: Ölmeden önce desteğini gördüğü kişi ve desteğine devam edecek olan kişiye verilen yardım. Ölüm tarihinden sonra işlemeye başlar.

  Müstakbel (farazi) Destek: Desteği önceden (ölmeden) sağlamamasına rağmen ölmese idi gelecekte büyük olasılıkla destek sağlaması beklenen kimseye verilen yardım. Yardımın başlayacağı tahmin edilen tarihten itibaren işlemeye başlar. Kapsamın dar tutulması gerekmektedir. Örneğin, ailesini geçindirerek bir çocuk trafik kazası sonucu öldüğünde, annesini ve babası destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunabilir.

  2. Destekten yoksun kaldığı için zarara uğramalıdır.

 Destekten yoksun kalan kişinin yaşam düzeyenin kaza sonucu düşmüş olması gerekir. Zarurete düşmüş olmasına gerek yoktur, olaydan/kazadan önceki eski standartlarının devam ettirmeyeceği yeterlidir.

 3. Destek ihtiyacının devam etmesi gerekir.

 Ölüm veya başka bir nedenle destekten yoksun kalan kişinin elde ettiği yararlar da olabilir. Amaç zarar gördükten önceki konumunu korumak olduğuna göre, bu yararlar destekten yoksun kalma zararını tamamen veya kısmen ortadan kaldırabilir.  Örneğin, destekten yoksun kalan kişiye bir üçüncü kişi tarafından miras kaldığı düşünüldüğünde kişinin ölenin desteğine ihtiyacı kalmamış olabilir.

SAADET KARTALCİ/HÜSEYİN DOĞAN

ÖLÜMLÜ KAZA TAZMİNATI YARALANMA TAZMİNATI

ÖLÜMLÜ KAZA TAZMİNATI
Trafik kazası sonucunda ölen kişinin trafik kazasının işlenmesinde herhangi bir kusuru olmadığı durumlarda ölen kişinin yakınları trafik kazasına neden olan kişiden tazminat talep etme hakkına sahiptir .
Trafik kazası sonucunda kişinin ömür boyunca çalışamayacak hale gelmesi de ölümlü trafik kazası adı altında yer alır .
Ölen kişinin yakınlarının isteyeceği tazminat genel olarak maddi tazminat ve manevi tazminat olarak ikiye ayrılmaktadır .
Ölümlü kazalarda tazminat ilk olarak trafik kazasını yapan şoföre karşı açılır . Fakat trafik kazasına neden olan şoför bir şirket çalışanıysa o şirkete karşı da dava açılabilir . Bu tazminat türünde davayı açmaya yetkili kişiler ise ölen kişinin birinci dereceden yakınlarıdır .

TRAFİK KAZASI SONUCUNDA KİŞİNİN ÖLMESİ NETİCESİNDE TALEP EDİLEBİLECEK TAZMİNAT ÇEŞİTLERİ
1 – Destekten Yoksun Kalma Tazminatı : İlk olarak bu tazminat türü maddi tazminat türüdür . Destekten yoksun kalma tazminatı ölen kişinin sağlığındayken maddi olarak yardımda bulunduğu kişilerin onun ölümü sonucunda yani ölen kişinin desteğinden mahrum kalması sonucunda destek alanların uğramış olduğu zararı gidermek amacıyla talep edilen tazminat çeşididir . Bu tazminat türünün amacı ise ölen kişinin desteğinden mahrum kalması nedeniyle sosyal yaşamlarına devam edememelerini önlemek ve mağduriyetlerini gidermektir .
Bu tazminat türünün belirlenmesinde ölen kişini yaşı , mesleği , trafik kazasındaki kusur durumu , düzenli olan aylık geliri , yapmış olduğu desteğin türü gibi bir çok kriter göz önüne alınır .   
Kişiler ölenin ardından yaşadığı elem , keder , acı gibi manevi zararların da tazminini destekten yoksun kalma tazminatı davasıyla beraber açabilirler .
Burada önemli olan bir diğer husus da ölen kişinin aylık gelirini davacı taraf ispatlamakla yükümlüdür .
Destekten yoksun tazminatını alabilecek kişiler trafik kazası sonucunda hayatını kaybeden kişinin sadece birinci dereceden yakınları olmak zorunda değildir . Ölen kişinin akrabası olup olmadığına bakılmaksızın ölenin maddi ve manevi desteğini alan herkes destekten yoksun kalma tazminatı davası açabilme imkanına sahiptir .
2 – Trafik kazası sonucunda kişiye ölmeden önce yapılan tedavi ve hastane masrafları
3 – Cenaze giderleri : Trafik kazası sonucunda kişinin ölmesine bağlı olarak yapılan defin işlemleri , cenaze giderleri ( örnek olarak cenaze taşınırken kullanılan aracın kira bedeli , cenaze günü ölü için verilen yemeğin giderleri vs. )

4 – Araç maddi hasar tazminatı : Trafik kazası sonucunda ölenin kazaya bağlı olarak aracında meydana gelen bir hasar oluştuğunda ölen kişinin mirasçılarının bu aracın tamiri için gerekli olan ya da ödenen tutarı davalı taraftan isteyebilme hakları bulunmaktadır . Bu tazminatın istenmesi zamanaşımına tabii tutulmuştur . Buna göre bu tazminat türünün davacıdan isteyebilmek için zamanaşımı süresi iki senedir .
5 – Trafik kazası sonucunda ölen kişinin yakınlarının isteyeceği manevi tazminat türü : Trafik kazası sonucunda ölen kişinin yakınlarının onu kaybetmenin getirdiği acı , elem ve keder gibi manevi olarak zorluk çekmeleri manevi tazminatın konusunu oluşturmaktadır . Manevi tazminat tutarının belirlenmesinde manevi tazminat isteğinde bulunan kişinin ölene olan yakınlığı ya da öleni kaybetmenin getirdiği ruhsal çöküntünün büyüklüğüne bağlı olarak da manevi tazminatın miktarı değişiklik gösterir .

YUKARIDA SAYILAN TÜM TAZMİNAT TÜRLERİNİN HESAPLANMASI
Trafik kazası sonucunda ölenin yakınlarına ve yukarıda sayılmış olan kişilere sigorta kuruluşları tarafınca verilecek olan tazminatın miktarı üst sınır olarak  yapmış oldukları sigorta poliçelerinde belirlenmiş olarak bulunur . Fakat bu miktarın üstünde bir tazminat tutarı da mahkemece belirlenebilir . Bu halde ise sigorta poliçesinde belirtilen miktarın fazla olan kısmı trafik kazasına ve kişinin ölmesine neden olan şahıs tarafınca karşılanır . Eğer bu kişinin de ölmesi durumuyla karşı karşıya kalınırsa , o halde bu kişinin mirasçıları tarafınca bu fark ödenir .
Tazminatın belirlenmesi önemli bir husus da ölenin yetişkin değil de bir çocuk olduğu durumlardır . Bu durumlarda çocuğun ilerde ailesine destek olacağı varsayılır ve buna göre bir tazminat hesaplaması yapılır .

YARALANMA TAZMİNATI
Trafik kazası sonucunda kişide yaralanma olması durumunda ise mağdur olan , yaralanan kişinin kusurunun olmaması ya da az kusurunun olması durumlarında trafik kazasına neden olan ya da kazanın oluşmasında kusuru daha büyük olan kişiden tazminat talep edebilir . Bu tazminatın amacı mağdur olan , yaralanan kişinin mağduriyetini giderebilmektir .
Karayolları Trafik Kanunu Madde 97’de trafik kazası sonucunda zarar gören kişi zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde doğrudan doğruya sigortacıya karşı da dava açılabilir hükmü yer almaktadır .
Trafik kazası sonucunda yaralanan kişinin isteyeceği tazminat tutarının belirlenmesinde bazı kriterle göz öne alınmaktadır .  Buna göre mağdur olan , yaralanan kişini aylık gelir , yaşı , kazadaki kusur oranı ve kaza sonucunda oluşan sakatlanmasının derecesi gibi ölçütler dikkate alınır .

TAYYİP T./ HÜSEYİN DOĞAN

MALULİYET ORANI

MALULİYET ORANI NEDİR?

 Öncelikle maluliyet kelime anlamı olarak sakat olma durumunu ve vücutta sakatlığı ifade eder. Maluliyet tıbbi olarak engellilik kavramıyla aynı kullanılmaktadır.

Türk Borçla Kanununda maluliyet çalışmaya gücü olmamak şeklinde açıklanmıştır.

Maluliyet bir kaza veya hastalık sonucunda vücutta meydana gelen kısıtlanma hali, yetersizlik ya da vücut bütünlüğünde olan azalmadır. Vücudumuzdaki organların ve sistemlerin eksiksiz, yüzde yüz kapasite ile çalışması halinde kişi sosyal yaşamını sürdürmede bir zorluk yaşamaz.

Kişinin tam, eksiksiz, yüzde yüz olarak kabul gören vücut bütünlüğündeki eksiklik oranı malulüyet oranı olarak tanımlanmaktadır. Kişinin vücut fonksiyonlarında bu oranın yüzde yirmi ve üzerinde eksiklik olması halinde günlük hayatında sıkıntı çekmesi beklenmektedir.

Maluliyet kalıcı, geçici, tam ya da kısmi olabilir.

Tam maluliyet: Bu durumda kaza ya da hastalık gibi haller sonucunda kişinin vücut fonksiyonları kendi başına yerine getiremez, kişi günlük hayatını yaşayabilecek temel niteliklerini kaybeder.

Kısmi maluliyet: Bu durumda kaza ya da hastalık gibi haller sonucunda kişinin bir ya da birkaç organında işlev bozukluğunun olması. Kol, bacak gibi uvuzların kaybedilmesi gibi.

Kalıcı Maluliyet: Bu durumda kişinin yaşadığı kaza ya da hastalık gibi haller sonucunda vücudunda ömür boyu sürecek bir hasarın, zararın meydana gelmesi.

Geçici Maluliyet: Bu durumda kişinin yaşadığı kaza ya da hastalık gibi haller sonucunda vücudunda tedavi edilebilir bir hasarın, zararın meydana gelmesidir.

MALULİYETİN NEDENLERİ

  1. Doğumsal hastalılar
  2. Gelişimsel bozukluklar
  3. Hastalıklar, meslek hastalıkları
  4. Kazalar
  5. Kasten yaralamalar
  6. Vücut yapılarında eksilme ya da bozukluğa neden olan tıbbi uygulama hataları

MALULİYET DOSYALARINDA HASTALIKLARA GÖRE GENEL OLARAK İSTENENEN BELGELER

1- Olayın gerçekleştiği tarihteki tıbbi belgeler,

2- Olaydan sonra yapılan tedavilerle ilgili belgeler,

3- Grafilerin asılları,

4- Sosyal Güvenlik Kurulu raporları( iş kazaları için),

5- Tüm adli soruşturma dosyası,

6- Son durumu gösteren tıbbi belgeler,

7- Kişinin mesleği ve yaşı.

İLGİLİ MEVZUAT

28 Eylül 2021 tarih ve 31612 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlülüğe giren Maluliyet ve Çalışma Kaybı Tespiti İşlemleri Yönetmeliği uygulama alanı bulmaktadır. Aynı şekilde bu yönetmelik Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğinin yürürlülükten kaldırmıştır. Fakat Maluliyet ve Çalışma Kaybı Tespiti İşlemleri Yönetmeliği yürürlülüğe girmeden önce maluliyet durumunun tespiti isteğinde bulunmuş sigortalı ile bu kişilerin hak sahiplerinin itiraz ve kontrol işlemleri için yürürlülükten kaldırılan Maluliyet Tespiti Yönetmeliği uygulama alanı bulacaktır.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu yürürlülük alanı bulur.

MALULİYET RAPORU NEREDEN VE NASIL ALINIR?

Devlet üniversitesi hastaneleri, Sağlık Bakanlığı Eğitim ve Araştırma Hastaneleri ile Askeri Hastanelerde maluliyet teşkil edecek olan sağlık raporu tesis edilebilir. Bu türdeki hastanelerin bulunmaması halinde ise Devlet Hastanelerinden bu tür sağlık raporu alınabilir. Başta yazılan hastanelerden rapor alabilmek için Sosyal Güvenlik il ya da merkez müdürlüğü tarafından sizlere verilen bir sevk yazısında bildirilir.

Bu sevk sonucunda düzenlenen sağlık kurulu raporları diğer belgelerle birlikte sizin bağlı bulunduğunuz Sosyal Güvenlik İl ya da merkez müdürlüğünce dosya üzerinden görüşülmek üzere ilgili olan Kurum Sağlık Kuruluna gönderilir. Burada görüşülen maluliyet dosyası kabul ya da ret edilebilir. Ya da bu ikisi dışında ara karar da verilebilir.

Sizin başvurduğunuz sosyal güvenlik il ya da merkez müdürlüğünden sonuç alınabilir.

Sevk sonucunda düzenlenen ilk sağlık kurulu raporu karının yetersiz ya da eksik olduğu hallerde ilgili sağlık kurulunca ara karar verilir. Bu süre içerisinde dosyadaki eksik bilgi ve belgelerin tamamlanması istenir.

Eğer çalışma gücünün yüzde altmış oranında kaybettiği gerekçesiyle talep reddedilirse sağlık kurulu raporu bir kere de Yüksek Sağlık Kurulunda incelenmesi için ilgili bağlı bulunulan Sosyal Güvenlik İl ya da Merkez Müdürlüğünce bir dilekçe ile talep istenebilir. Bu sonuca da itiraz halinde is Tıp Fakültesi Konseylerinden ya da Adli Tıp Kurumundan görüş istenir.

Kimlerin malul sayılacağı Sosyal Sigortalar Kanunu Madde 53’te düzenlenmiştir. Buna göre:

  1. Kurum hastanelerince düzenlenecek sağlık raporları ve dayanağı tıbbi belgelerin incelenmesi sonucunda çalışma gücünün en 2\3’ünü kaybeden,
  2. Sosyal Sigortalar Kanununun 34. Maddesi gereğince yapılan tedavi sonucu yapılan inceleme sonucunda hazırlanacak olan sağlık raporlarında çalışma gücünün en az 2\3’ünü kaybettiği yazıyorsa,
  3. İş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az yüzde altmışını kaybettiği, ilgili Sağlık Kurumlarınca tespit edilirse tespit edilen sigortalı kişi malul sayılır.

Malul olma oranının bazı unsurlar dikkate alınarak hazırlanmış cetvellerden faydalanılmak suretiyle belirlenmesine maluliyet oranı denir.

MALULİYET ORANI NASIL HESAPLANIR?

1.adım: Meslek grup numarası yazılır

2.adım: Arıza liste numarası bulunur

3.adım: Arıza sıra numarası bulunur

4.adım: Arıza ağırlık ölçüsü bulunur

5.adım: Daima iş görmezlik simgesi bulunur

6.adım: Yaşa göre maluliyet oranı saptanır

7.adım: Olay tarihindeki yaşa göre maluliyet oranı saptanır

TAYYİP TAŞKIN/HÜSEYİN DOĞAN

İKAME ARAÇ BEDELİ (ARAÇTAN YOKSUN KALMA TAZMİNATI)


İKAME ARAÇ BEDELİ (ARAÇTAN YOKSUN KALMA TAZMİNATI)
Kaza sonucunda aracını kullanamayacak olan kişinin, kullanamadığı zaman aralığındaki giderler düşülerek o araç modeli dikkate alınarak kendisine bir araç tesis edilmesi sonucunda oluşan giderin zarar veren kişi tarafından ödenmesinin istenmesidir.
 
İKAME ARAÇ NEDİR?
İkame araç; aracın kaza yapması sonucunda eksper tarafından objektif olarak yapılan incelemeye göre,  almış olduğu hasar nedeniyle trafiğe çıkamamasına karar verilmesi sonucunda aracın sahip olduğu sigorta kuruluşunun sigorta sahibi kişiye kullanması amacıyla verdiği araçtır. İkame edilen aracın sigorta edilen araca yakın özelliklere sahip olması gerekmektedir. Sigorta şirketinin hasarlı araca uygun ikame aracı verememesi durumunda kişi hasarlı araca uygun bir araç kiralayabilir ve gerekli olan tüm masrafları sigorta kuruluşuna yönlendirebilir( Fatura karşılığında). Küçük hasarın durumunda trafiğe çıkamama durumu söz konusu olmadığından ikame araç tesis edilmez.
 
İKAME ARAÇDAN YARARLANABİLMEK İÇİN YERİNE GELMESİ GEREKEN ŞARTLAR NELERDİR?
İkame araç hizmetinden yararlanabilmek için bazı şartların yerine gelmesi gerekmektedir. Bu şartlar sigorta şirketleri tarafından belirlenir. Genel şartlar olarak aşağıdaki maddeler sayılabilir:
1-Aracın kaza yapması sonucunda ortaya çıkan hasar bağımsız bir eksper tarafınca onaylanmış olası gerekmektedir.
2- Hasar gören aracın yirmi dört saat içerisinde tamir edilemiyor olması gerekmektedir.
3- Aracın seyir halindeyken hasara uğramalıdır. Durağan halde veya park halinde kazanın olmaması gerekmektedir.
4- Eksper ile aracı tamir edecek olan servisin anlaşmaları gerekmektedir. Anlaşmaları halinde araç servise verilir. Eğer anlaşamazlarsa konu sigorta kuruluşuna gider.
5- Verilen süreden önce araç tamir edilirse ikame aracın geri verilmesi gerekmektedir.
 
Sigortaya sahip sürücülerin, her sigorta kuruluşunda değişebilmekle beraber genellikle yılda bir ya da iki defa ikame araç talebinde bulunmaları mümkündür.
İkame araç bedeli bilirkişi tarafından piyasa göz önüne alınarak hesaplanır.
İkame araç bedeli hesaplandıktan sonra kişinin arabasını kullanamadığı günler kapsamında aracı kullansa idi yapacağı masraflar (yakıt masrafı amortisman gideri gibi) bu hesaplamadan düşülür.
Sigortalının ikame araçla geçtiği tüm otoyol ve köprü paraları ile cezaların parası sigorta ettiren tarafından ödenir.
İkame dilen araç genellikle hasarın giderilmesine kadar verilir.
Sigorta kuruluşlarınca değişmekle beraber ikame araç süresi yedi ve on beş gün arasında değişebilir.
 
İKAME ARAÇ TAZMİNATI
İkame araç tazminatı ise hasar gören aracın trafiğe çıkamaması nedeniyle ortaya çıkan zarara denir. Onarım aşamasında olan aracın kullanılamamasında dolayı kazada kusuru olan taraf( araç sürücüsü ve/veya araç sahibi) sorumludur. Türk Borçlar Kanunu 49. Madde çerçevesince zararın tazmini için kusurlu tarafa başvurulmamaktadır. Aracı hasar gören kişi tazminatı karşı taraftan ya da karşı tarafın sigorta şirketinden isteyebilir.
Tazminat miktarının belirlenmesinde; aracın modeli ve markası, aracın özellikleri, aracı sigorta yaptıran şahsın aracı ne sıklıkla kullandığı, aracın bugüne kadar yapmış olduğu kilometresi, aracın onarım süresi, aracın değeri, aracın trafiğe çıkış tarihi ikame araç için ödenmesi gereken tutar gibi unsurlar dikkate alınır.
İkame araç tazminatının hesaplanmasında ticari araç ve ticari olmayan, hususi araç ayrımına dikkat etmek gerekmektedir. Kullanılamayan aracın; taksi, otobüs gibi ticari amaçla kullanılması nedeniyle ortaya çıkan zarar ticari araçlarda kazanç kaybı tazminatını konusunu oluşturur ve tazminat hesaplanırken ticari kazanç da göz önüne alınarak hesap yapılır.
Araçtan yoksun kalma tazminatı trafiğe çıkamayan hasarlı aracın günlük ikame araç bedeliyle, onarım nedeniyle trafiğe çıkamadığı gün sayısının çarpımı sonucunda hesaplanarak bulunur.
Araç değer kaybı için dava açabilmek için görevli mahkeme; sigorta kuruluşuna karşı dava açmak isteniyorsa Asliye Ticaret Mahkemesine başvurulur, araç sürücüsü ve\veya sahibine karşı dava açmak isteniyorsa Asliye Hukuk Mahkemesine başvuru yapılır. Burada dikkat edilmesi gereken diğer bir noktada da sigorta kuruluşuna karşı Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açabilme için arabuluculuk yolunun denenmiş olması gerekmektedir.
Araç değer kaybı davalarında yetkili mahkeme birçok yer olabilir: kazanın gerçekleştiği yer, kazada zarara uğrayan kişinin yerleşim yerinin olduğu yerdeki mahkeme gibidir.
Eğer sigorta şirketine iki yıl içinde başvuru yapılmazsa zamanaşımı süresi dolmuş olur.
Unutulmaması gereken önemli bir husus da taraflar eğer mahkemeye gitmek istemiyorlarsa Sigorta Tahkim Kuruluşuna başvurarak uyuşmazlığı burada çözümleyebilirler.
 
KISACA İKAME ARAÇ BEDELİ
Türk Borçlar Kanunu’nun 49. Maddesi hükmünce ikame araç bedeli kusurlu olan tarafa yüklenir. Aracı servise giden tarafın aracının kilometresi, aracın tamiri için geçmesi gerekli olan sürenin, aracı ne sıklıkla kullandığı ve kendisine verilecek olan ikame aracın ücreti ödenmesi gereken tazminatın belirlenmesinde değerlendirilmesi gereken önemli hususları oluşturur. Bu değerlendirilecek kriterler uzmanlık gerektirmektedir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266. Maddesi hükmünce hakim; taraflardan birinin veya kendiliğinden, çözümü hukuk dışında teknik bilgi gerektiren durumlarda bilirkişiye başvurur. Türk Borçlar Kanunu’nun 50\2. Maddesi hükmünce eğer zararın tutarı net olarak ispatlanamıyorsa hakim, olayı göz önünde tutarak ve kendi hakkaniyetini kullanarak tazmin edilmesi gerekli olan miktarı tespit edebilir. Son olarak kusuru bulunmayan tarafın zararı kusurlu bulunan tarafça giderilir.

HÜSEYİN DOĞAN

ARAÇ DEĞER KAYBI

ARAÇ DEĞER KAYBI NEDİR?

Araç değer kaybı dediğimiz kavrama bakacak olursak değer kaybının yaşanan bir trafik kazası sonucunda hasar almış ve bu durumun sonucunda söz konusu hasar sebebiyle  bakım tamirat gibi işlemleri yapılmış olan aracın bu işlemler sonucu piyasadaki artık geçerli olmuş olacak veya olan maddi değerinin esas değerinden daha düşük olmasını ifade eden bir kavramdır yani kısaca araç değer kaybının söz konusu kaza sonucunda araç üzerinde ve araç değerinde yapmış olduğu kayıp bedelidir. Söz konusu bu değer kaybı “KARAYOLLARI MOTORLU ARAÇLAR ZORUNLU MALİ SORUMLULUK SİGORTASI GENEL ŞARTLARINDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR GENEL ŞARTLAR” hükümlerinde belirtilmesi üzerine talep edilme sonucunda kurum tarafından belirlenen usul ve esaslar göz önüne alınarak atanmış olan sigorta eksperince tespit edilmektedir.  Hukuk sistemimiz değer kaybı kavramının net bir şekilde açıklamamakla birlikte sistemimizdeki kanunlar kanun hükümleri ve sigorta hükümlerine bakıldığında yukarıdaki gibi bir kaza sonucu aracın değerindeki düşüş olarak nitelendirilmesi doğru olacaktır. Değer kaybının karşılanması ve sorumluluğu ile ilgili inceleme yaptığımızda TTK m.1409 hükmüne göre yaşanan kaza durumunda kazada bulunan taraflardan kusurlu olan tarafın trafik sigortasının kaza sonucu meydana gelmiş hasar ve zararı karşılama sorumluluğu ve bununla birlikte direkt olarak zarar olarak nitelendirilebilen değer kaybını telafi etme sorumluluğu olduğunu görürüz. KTK m. 85 hükmüne bakıldığında ise ‘’ Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.’’ İfadesinin değer kaybıyla ilişkilendirilebileceği aşikardır.

Değer kaybının talep edilmesi durumunda karşımıza ‘’kimden talep edileceği’’ sorusu da çıkmaktadır. Kazadaki kusursuz tarafın araç değer kaybı varsa bu değer kaybı kazaya sebep olmuş taraf veya söz konusu tarafın zorunlu trafik sigortasınca karşılanır. Tabi değer kaybının ve zararlarının tamamının direkt olarak bu şekilde istenebilmesi için tarafın yaşanılan kazada tamamen kusursuz olması gerekmektedir. Kusur oranına göre talep edilecek değer kaybı ve zararların tutarının değişeceği göz önünde tutulmalıdır. Kazadaki kusursuz taraf değer kaybının karşılanması için ekspertiz raporu alarak kusurlu tarafa dava açma ya da Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurma yollarını kullanarak değer kaybını talep edebilir.

ARAÇ DEĞER KAYBINI KİM KARŞILAR VE NASIL TALEP EDİLİR?

Öncelikle araç değer kaybı talebinin şartlarına bakacak olursak;

Söz konusu motorlu taşıtların dahil olmuş olduğu bir kaza sonrasında oluşmuş olan değer kaybını tahsil edebilmek için bu taleple ilgili bazı şartların yer aldığını bilmeliyiz. Araç değer kaybı davası da diyebileceğimiz bu durumla ilgili şartlara baktığımızda bu şartlardan iyi ki kazada suçlu olan tarafın değer kaybını talep eden taraf olmaması gerektiğini ve kazanın 2 motorlu araç arasında gerçekleşmiş olması gerektiğini Bunun yanı sıra kaza olay yerinde olay gerçekleştikten sonra tutanak tutulma kaydıyla kaydedilmiş olmalı, zaman aşımı süresi olan iki yıl geçirilmeden talep edilmeli , olaydaki söz konusu aracın 125.000 kilometrenin üstünde olması şartıyla birlikte araç 10 yaşından büyük olmamalı ve kazadaki karşı tarafın trafik sigortasının olması durumunda bu sigortadan olmaması durumunda değer kaybının kendi tarafından ödenmesi gereklidir. Araç değer kaybını kimin ödeyeceği konusunu daha detaylı incelersek söz konusu trafik kazasında kusurlu olan tarafın trafik sigortasının diğer tarafın araç değer kaybını telafi etmek zorunda olduğunu dolayısıyla da trafik sigortasının araç değer kaybını karşıladığı bilgisinin doğru olduğunu eğer söz konusu aracın yapmış olduğu kasko poliçesinde bununla ilgili bir maddenin yer alması durumunda söz konusu kasko şirketi bu madde hükmünce değer kaybını karşılayabilmekte fakat böyle bir hüküm yoksa kaskonun karşı tarafın değer kaybını karşılama gibi bir zorunluluğu olmadığını kusurlu tarafı kendi kaskosunun kendi aracının değer kaybından sorumlu olduğunu söyleyebiliriz.

ARAÇ DEĞER KAYBI BAŞVURUSU NASIL YAPILMAKTADIR?

Bir trafik kazası sonucu trafik kazasına karışmış olan motorlu aracın değer kaybının tazmin edilmesi ve bunların yanında söz konusu aracın değer kaybının minimum indirilmesi için araç değer kaybı başvurusu araç sahibi tarafından yapılmalıdır. Bu başvuru için söz konusu kaza ve kaza ile ilgili tutulmuş olan trafik kazası tutanağında yer alan kusur durumu incelenmeli ve bu tutanağın her halükarda önemli bir belge olduğunu ve gerekli olduğunu bunun yanında araçla ilgili söz konusu usul ve esaslar doğrultusunda alınmış olan ekspertiz raporu ve aynı şekilde aracın bakım tamir gibi işlemlerinden sonra ödeme ile ilgili alınmış olan fatura, tramer kaydı  ve araç ruhsatı ile birlikte karşı tarafın trafik sigortası şirketine başvuru gerçekleştirilebilmektedir. Bu durumda araçtaki kusur durumları incelenerek her iki tarafında kusurları göz önünde bulundurarak değer kaybı hesaplanmaktadır. Söz konusu başvuru sonrasında karşı tarafın sigorta şirketinin değer kaybı masrafını karşılamayı reddetmesi durumunda eğer söz konusu sigorta şirketi sigorta tahkim komisyonunu üye ise sigorta tahkim komisyonuna ya da yetkili mahkemelere başvuruda bulunulmalıdır. Eğer karşı tarafın sigorta şirketi sigorta tahkim komisyonuna üye değilse direkt olarak yetkili mahkemelere başvuruda bulunulmalıdır. Bu durumda ise başvurulacak olan mahkemeler Asliye hukuk ve Asliye Ticaret Mahkemeleridir. Bu mahkemeler söz konusu durumlarla ilgili yetkili mahkemelerdir. Başvuru ile ilgili zaman aşımı süresinin 2 yıl olduğu ve bu 2 yıllık süre içerisinde mahkemelere dava açılabilmekte olup karşı tarafın sigortasının bulunmaması durumunda ise direkt olarak karşı tarafın kendisine dava açılıp söz konusu değer kaybı talep edilebilmekte olup bu değer kaybı bedeli bu şekilde tazmin edilebilmektedir.

KISACA ARAÇ DEĞER KAYBI BAŞVURUSU

Araç değer kaybı başvurusu için 2 taraf arasında gerçekleşmiş olan trafik kazasında değer kaybını talep edecek kişinin kusursuz olmakla beraber kusurlu olan tarafın sigorta şirketine başvurabileceğini söyleyebiliriz.

Kusurlu olmayan taraf, aracının daha önce değer kaybına uğramamış şartıyla birlikte ve zarar görmüş olan araç parçasının kazadan önce tamirat ve tadilat yapılmamış olma şartını sağlaması durumunda kusurlu olan tarafın tarafın sigorta şirketinin araç değer kaybını karşılama zorunluluğu bulunduğunu fakat başvuru sonucu söz konusu şirketin reddetmesi durumunda da şirketin komisyona üye olması şartıyla Sigorta Tahkim Kurulu’na veya komisyona üye olup olmadığına dikkat etmeksizin direkt olarak Asliye hukuk ve Asliye Ticaret mahkemelerine değer kaybının karşılanması ve diğer zararlarla ilgili tazmin edilme talebinde bulunulabilir.

HÜSEYİN DOĞAN

SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU NEDİR?

SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU NEDİR VE GÖREVLERİ NELERDİR?

Sigorta tahkim komisyonu 2008 yılında 5684 sayılı sigortacılık kanunu madde 30 hükmü kapsamında sigorta ve reasürans şirketleri birliği gözetiminde kurulmuş olan bir komisyondur. Söz konusu komisyon sigorta sözleşmesinde yer alan maddelerle ilgili ya da sigortalı ve sigorta şirketi tarafından yapılan anlaşma ile ilgili uyuşmazlıkları gidermeye çalışan bir kurumdur bu komisyonun üyeleri arasında bir tane  temsilcisi , iki tane birlik temsilcisi bir tane tüketici derneği temsilcisi ve bir tane de akademisyen hukukçu temsilci yer almaktadır. Söz konusu komisyonun tanımı ve görevi kısaca böyleyken bu komisyona başvuru yapmanın süresi ve bazı şartları bulunmaktadır. Bu durumları inceleyecek olursak, sigorta tahkim komisyonuna yapılacak olan başvurular önce röportajlar tarafından incelenmekte olup bir çözüm sonucu almayan olaylar bağımsız Sigorta hakemlerine iletilmektedir. Söz konusu komisyonun bir olayı incelemesi için o uyuşmazlıkla ilgili durumun mahkemeye ya da tüketici sorunları hakem heyetine gitmemiş olması gerekmektedir. Sigortalı ile bir sigorta şirketi ya da üçüncü kişi ve sigorta şirketi arasında bir uyuşmazlık sonucu sigorta tahkim komisyonuna başvurmanın bazı şartları vardır bu şartlardan biri söz konusu olaydaki sigorta şirketinin sigorta tahkim komisyonuna üye olması gerekmektedir Bunun yanı sıra sigorta tahkim komisyonuna başvurmanın bir diğer şartına bakacak olursak başvuran kişinin sigorta tahkim komisyonundan önce sigorta şirketine başvurmuş olması ve bu başvuru sonucu sigorta şirketinden ret cevabı ya da 15 iş günü içerisinde cevap gelmemesi durumunda ancak sigorta tahkim komisyonuna başvuru yapılabileceği yukarıda da belirttiğim gibi sigorta tahkim komisyonuna üye olmayan bir sigorta şirketinin komisyona başvurarak o şirketle ilgili uyuşmazın çözülmesi istendiğinde komisyonun bunu dikkate almadı ve kendisine üye olan sigorta şirketleri ile ilgili uyuşmazlıkları dikkate aldığını unutmamalıyız. Peki söz konusu sigorta tahkim komisyonuna başvuru için neler gereklidir hangi belgeler gereklidir sorusunu cevaplamamız gerekirse buna da şu şekilde cevap vermemiz gerekir:

İlk olarak başvuran kişinin ıslak imzasının yer aldığı ve detaylıca eksiksiz bir biçimde doldurulmuş başvuru formu , bu başvuru formunu yapan kişinin kimlik belgesi fotokopisi,  bu başvuru formu ile ilgili sigorta tahkim komisyonunun belirlediği başvuru ücretinin ödenmesine dair bir makbuz, öncelikle sigorta şirketine başvurulduğuna ve oradan olumsuz yanıt geldiğine ya da hiç yanıt gelmediğine dair belge, sigorta şirketine gönderilmiş olan müracaatla ilgili yazılı evrak ve bunların yanında başvuran kişinin komisyondan beklediği şeyi açık ve çeşitli evraklarla ispatlama yönteminde kendisine yardımcı olacak bu evrakları da kullanarak talep etmek istediği şeyi açık ve net bir biçimde belirtmiş olduğu bir evrakla yani bir yazıyla başvuru yapılabilir.

KOMİSYONA BAŞVURU YAPMANIN ÜCRETİ

Sigorta tahkim komisyonuna başvuru yapmanın bir ücreti olmakla beraber bu ücret  incelendiğinde 5000 tl’ye kadar olan uyuşmazlıklarla ilgili başvurular için 100 tl, 5001 ile 10.000 tl arasındaki uyuşmazlıklar için yapılan başvurular 250 tl, 10.001 ve 20.000 tl arasındaki uyuşmazlıklar için yapılacak olan başvuruların 350 tl ve uyuşmazlık tutarının 20001 tl ve bu bedelden yüksek olan uyuşmazlık durumları için en az 350 tl olmakla beraber başvuru bedelini uyuşmazlık tutarının %1,5’u  olduğunu söyleyebiliriz. Belirtilen bu ücretler dışında hukuk mahkemeleri kanunu hükümleri kapsamında söz konusu olaydaki hakemlerin yargılamanın masraflarını da maliyeti ekleyebileceğini ve bu şekilde ödemenin miktarının artabileceğini de bilmekteyiz.

KOMİSYONA BAŞVURU YAPILAN DOSYA NASIL SORGULANIR?

Sigorta tahkim komisyonuna yapılmış olan bir uyuşmazlıklarla ilgili başvuru sonrasında bu başvurunun ön incelemesi komisyon tarafından 15 gün içerisinde raportörler tarafından tamamlanmakta ve bunun ardından söz konusu başvurunun sigorta hakemlerine havale edilip edilmeyeceği kararı verilmekte ve havale edilme karar verilmesi takdirinde başvuru dosyasının bağımsız hakemleri iletilmekte olduğunu ve hakemlerin bu söz konusu dosya incelemesini 4 ay içinde tamamladığını ve bir karar çıkarttığını ve bu kararı uyuşmazlığın taraflarını iletmekte olduğunu bilmekteyiz peki sigorta tahkim komisyonuna yapılan bir başvurunun dosyasının sorgulama işlemi başvuru sahibi tarafından nasıl yapılmaktadır sorusuna geldiğimizde Sigorta tahkim komisyonu başvuru sırasında başvuru sahibine bir şifre vermekte ve söz konusu bir şifreyle birlikte başvuru sahibi sigorta tahkim komisyonunda dosya sorgulamasını yapabilmektedir. İnternet üzerinden dosya sorgulaması yapmak isteyen kişilerin de sigorta tahkim komisyonunun internet sitesindeki başvuru sorgulama kısmına tıklayarak ulaşabilmesi ve verilen şifre ile dosyasını incelemesi mümkündür.

TAHKİM KOMİSYONU KARARINA İTİRAZ EDİLİR Mİ?

Sigorta tahkim komisyonuna başvuru yapılmış bir uyuşmazlıkla ilgili sigorta takibi komisyonunun vermiş olduğu karara itiraz edilip edilmeyeceğini incelediğimizde söz konusu uyuşmazlığın 5.000 TL ve daha alt seviyede değere sahip olması durumunda komisyon kararını itiraz edilemeyeceği 5000 TL ve üzerindeki uyuşmazlıklarla ilgili ise komisyonun kararı bildirmesinden sonra 10 gün içerisinde bir kere olmak şartıyla komisyon kararını itiraz edilebileceğini itiraz sürecinin ise itiraz başvuru formu doldurulup başvuru ücretiyle miktarı aynı olan bir ücret yatırılarak itiraz edilebildiğini bilmekteyiz Bunun dışında 40.000 TL üzerindeki uyuşmazlıklarla ilgili Sigorta tahkim komisyonu kararlarının temyiz edilebileceğini komisyonun kararına yapılan itirazım ise hakem hey tarafından incelenip bu inceleme yapıldıktan sonra 2 ay içerisinde karar verilip 3 iş günü içerisinde itiraz sahiplerine bu kararın iletildiğini de atlamamalıyız.

HÜSEYİN DOĞAN

ARAÇ DEĞER KAYBI NASIL TALEP EDİLİR?

ARAÇ DEĞER KAYBI NEDİR VE NASIL TALEP EDİLİR?

Günümüzde trafik kazası yapan birçok araç sürücüsünün karşısına çıkmakta olan bu durum araç sahiplerinin de fazlasıyla merak ettiği bir durum haline gelmiştir. Araç değer kaybı kavramını kısaca açıklayacak olursak gerçekleşmiş bir trafik kazası sonrasında onarılan veya tamir edilen aracın ikinci el piyasa fiyatına göre değer kaybetme durumunu ifade etmektedir burada önemli olan detay kazanın ardından tahmin edilmiş olan aracın her ne kadar gerçeğe yakın ve kusursuz bir şekilde onarılmış olsa da söz konusu aracın satış fiyatının kazadan önceki satış fiyatından daha düşük olacağı gerçeği değişmemektedir. Bu yüzden araç değer kaybının her halükarda olacağı ve kazanın, kusurun ya da hasarın derecesine göre derecesinin belirleneceğini bilmeliyiz araçlarda değer karnının nasıl olduğunu inceleyecek olursak trafik kazalarından sonra araç sahiplerinin çoğu trafik kazasına karışmış olan aracını satıp elinden çıkarma eğilimi göstermektedir bu durumlarda aracın ikinci el satış fiyatı kazadan kaynaklı düşük olacağından araç sahiplerinin araçlardaki değer kaybı sorumluluğuyla ilgili bilgilenmesi ve neler yapılması gerektiğini öğrenmesi gerekmektedir. Trafik kazası sonucu hasar görmüş olan araç onarımı yapıldıktan sonra söz konusu hasarın derecesine göre bu dereceyle orantılı olmak koşuluyla değer kaybı yaşamakta ve değer kaybını karşılayacak olan taraf kazada kusur durumuna sahip olan veya tamamen kusurlu ya da kusur oranı yüksek olan taraf olduğunu da bilmekteyiz. Değer kaybı haklarının neler olduğunu imzalayacak olursak söz konusu trafik kazasına karışmış olan ve tamirat getirmiş olan aracın sahibinin söz konusu kaza gerçekleştirdikten sonra araçta bir parça değişimi ya da tamirat sonucunda bu parça değişimi orijinal parçalarla gerçekleştirilmiş olsa bile aracın kayıtlara kusurlu bir araç niteliğinde geçeceğinden kaynaklı değer kaybı yaşayacağı bu durum neticesinde kusursuz bir trafik kazası atsanız bile aracınızın değer kaybetmesi kabul edilebilir bir olay olmamakla beraber bu konudaki haklarınız ve değer kaybınızın ne derecede nasıl karşılanabileceğini bilmesi araç sahibi bakımından çok önemlidir. Bu durumda kusursuz ya da diğer araç sahibine göre kusur oranı daha düşük olan taraf aracının yaşamış olduğu değer kaybını karşı tarafın sigorta şirketinden veya direkt olarak aracında yaşanmış olan değer kaybını kusurlu olan araç sahibi ya da kusur oranı yüksek olan araç sahibi veya ruhsat sahibinden mahkemeye yoluyla talep etme hakkına sahiptir. Kusursuz bir sürücü karşı tarafın sigorta şirketine zararını karşılatma amacıyla başvurma hakkına sahip olmakla birlikte zararlı çıkmış olan tarafın kazanın gerçekleşmesinden sonra 2 yıl içerisinde trafik sigortası şirketinden faydalanabileceği bu 2 yıllık sürenin bir zaman aşımı süresi olduğunu gülmekteyiz ve bunun yanında kaskoların poliçeye eklenmediği sürece değer kaybını karşılama yönünde bir sorumluluğu olmadığını ancak sorunlu trafik sigortasının poliçesinde yer almasıyla değer kaybı konusunda sorumluluğun olduğunu kasko sigortasının ise taraflar tarafından anlaşılarak poliçeye eklenmekle değer kaybı konusunda sorumlu olabileceğini bilmekteyiz. Yukarıda belirttiğimiz üzere zorunlu trafik sigortasının araç sigortası güvencesine girmiş olan değer kaybı sigorta şirketleri tarafından zorunlu trafik sigortası çerçevesinde karşılanabilmektedir fakat başvurulacak olan sigorta şirketinin bu konuda ya bilirkişi raporu esas aldığını ya da öncelikle bir dava açılması şartını istediğini söyleyebiliriz. Kusursuzluk şartını tekrar incelediğimizde trafik kazası yapan tüm araçlarda değer kaybının oluşmak zorunda olmadığını değer kaybının oluşması için kazaya karışmış olan aracın meydana gelmiş olan kazada kusursuz olması ya da tam kusurlu olmaması gerekmektedir. Kusursuz olması durumunda araç sahibi meydana gelmiş olan değer kaybının tümünü alma hakkına sahipken tam kusurlu olmama durumu söz konusuysa kusursuzluk oranında bu değer kaybını alma hakkına sahip olduğunu bilmekteyiz bunun yanında ikinci el araç bedeli , hasarın hangi parçalarda olduğu gibi durumlar söz konusu değer kaybının hesaplanmasında göz önünde tutulan niteliklerdendir. Tüm bu durumlar söz konusu olduğunda trafik kazasındaki kusursuz ya da daha az kusurlu olan aracın araç sahibinin kendi aracında meydana gelmiş olan bir değer kaybı durumunu öncelikle karşı tarafın yani kusuru fazla ya da kusurlu olan araç sahibinin sigorta şirketinden isteyebileceği sigorta şirketi yoluna gitmeden mahkeme yoluna da gidebileceği bazı sigorta şirketlerinin mahkeme yolunun daha önce açılmış olması şartı aradığını kimisinin ise direkt kendisine başvurunun yeterli olması şartını aradığını söyleyebiliriz bu durumların yanı sıra araç sahibinin sigorta tahkim komisyonuna da gidebileceğini fakat sigorta tahkim komisyonuna gitmenin en önemli şartlarından biri olan karşı tarafın araç sigorta şirketine başvuru yapılması ve başvurunun 15 gün içinde yanıtlanmaması ya da ret yanıtı alması durumunda sigorta kim komisyonuna başvuru yapma hakkının doğacağını bunun yanı sıra sigorta tahkim komisyonuna başvurmanın diğer bir şartı olan söz konusu sigorta şirketinin bu komisyonu üye olması gerektiğini üye olmaması durumunda komisyona gidilemeyeceğini direkt yalnızca mahkeme yoluyla hak talebe edilebileceğini fakat komisyonu üye olma şartında da komisyona gitmenin bir zorunluluk olmadığını komisyona gitmeden de mahkeme hakkını kullanarak kendi hakkını talep edebileceğini bilmekteyiz.

HÜSEYİN DOĞAN

TRAFİK KAZASI TUTANAĞI

TRAFİK KAZASI TUTANAĞI

TRAFİK KAZASI TUTANAĞI NEDİR ve NASIL TUTULMALIDIR?

Trafik kazası tutanağı, gerçekleşen bir trafik kazası olayında karşılıklı olarak kazaya konu olan araç sürücülerinin kendileri ve araçları ile ilgili trafik kazasının nasıl gerçekleştiğini ve tarafların söz konusu trafik kazasındaki kusur durumlarını gösteren, trafik kazası sonucu ya taraflarca ya da kolluk kuvvetlerince tutulan belgedir.

Trafik kazası tutanağı, söz konusu kazada yalnızca şeye dair zarar yani mal varlığı zararı söz konusuysa kolluk kuvvetleri olmadan tarafların birbirleriyle ve tutanağın doğruluğu konusunda anlaşarak kolluk kuvvetleri gözetimi ve denetimi olmadan da tutabilecekleri bir tutanaktır sadece mal varlığının zarar gördüğü bu tutanak çeşidine nasıl tutulduğu önemli olmaksızın(kolluk kuvvetleri eşliğinde veya değil) “maddi hasarlı trafik kazası tutanağı” denmektedir bu durumda kazaya karışmış olan araçların olay anında ve olay sonrasında hiçbir şekilde bozulmadan ve başka bir mekana taşınmadan fotoğraflarını çekilmesi kazaya karışan araç sürücülerinin kimlikleri ve araçların ruhsat fotokopilerinin yer alması ve kesinlikle imzalı bir şekilde yapılması gerekmektedir böyle tutulacak bir maddi hasarlı trafik kazası tutanağı ancak kazaya karışan tarafların gerçekleştirebileceği bir işlemdir fakat taraflar kusur ve kaza gerçekleşme şeklini anlatım konusunda birbirleriyle anlaşamazlarsa ya da taraflardan en az birinin ehliyetsiz olması durumunda ya da taraflardan en az birinin ehliyet yetkisinin kazaya karıştığı araçla uyuşmaması halinde ya da kazaya karışan araçlardan birinin resmi plakalı olması durumunda ya da kaza anında 3. kişilerin zarar görmesi ya da kaza nedeniyle devlet mallarına zarar verilmesi ya da sürücünün ruh sağlığı ile ilgili problemleri olması durumunda kolluk kuvvetleri olmadan trafik kazası tutanağı tutamayacaklardır yani kısaca kusur dağılımı yapamayıp anlaşamazlarsa ya da belirtilen diğer şartlardan biri varsa bu durumlarda kolluk kuvvetleri yardımıyla, denetimiyle tutanak tutulmalıdır yani tutanağı kolluk kuvvetlerinin tutması gerekmektedir. Kazada bir yaralanma veya can kaybı meydana geldiyse trafik kazası tutanağının kolluk kuvvetleri gözetiminde tutulması şart hale gelecektir.

TRAFİK KAZASI TUTANAĞINDA OLMASI GEREKEN BİLGİLER VE BELGELER NELERDİR?

Öncelikle trafik kazası tutanağında söz konusu kazaya karışmış olan araçların ruhsatlarının fotokopileri ve araç kullanıcılarının ehliyetlerinin fotokopileri en önemlisi söz konusu araçların sigorta şirketleri yer almalıdır. Bunların yanında kaza yeri ve kaza saati olayla ilgili bir ya da birden fazla tanığın olması durumunda bu tanık ya da tanıkların o an tutanağa not alınarak geçirilmesi bunların yanı sıra aracın tüm yeşil kart bilgilerinin açık ve net bir şekilde yazılması ve yazılı olarak tutulmuş olan bu trafik kazası tutanağının kazaya karışan taraflarca imzalanması gerekmektedir.

TRAFİK KAZASI TUTANAĞININ YANLIŞ DÜZENLENMESİ

Bir trafik kazası sonucunda kazaya konu olan kişilerin kendi aralarında anlaşarak kolluk kuvvetleri olmadan bir trafik kazası tutanağı tutması kazayı anlatması ve kusurları göstermesi konusunda birbirlerini kandıramayacaklarından kaynaklı böyle tutulan bir tutanakta yanlış tutulmanın olma olasılığının az olmasından kaynaklı kolluk kuvvetleri olmadan tutulan yani yukarıda belirttiğimiz şartların yokluğu halinde kolluk kuvvetlerinin olması gerektiği şartlarını sağlamayan bir kazada kolluk kuvvetleri çağrılmadan kendi aralarında anlaşılarak tutulmuş olan trafik kazası tutanağının bir süre sonra taraflardan biri tarafından yalanlanması ve doğru olmadığının iddia edilmesi çok da yerinde bir durum olmayacağı için direkt olarak birbirleriyle anlaşamayan tarafların kolluk kuvvetleri denetimiyle tutmuş olduğu trafik kazası tutanağının yanlışlığını incelememiz gerekir. Kaza sonucu kolluk kuvvetleri yardım ve denetimi yoluyla tutulmuş bir trafik kazası tutanağının taraflardan birinin yanlış anlatması, yanlış yönlendirmesi sonucu trafik kazası tutanağı tamamen ya da belli oranda yanlış tutulmuş olup kusursuz bir tarafa kusur yükleme ya da kusur oranında yanlışlıklar göstermeye yol açabilir bu durumda da kusur oranı normalde az olan ya da hiç olmayan tarafın kusurlu gibi görünüp bir borç yükümlülüğü altına girmesine neden olacağından kaynaklı kişi kolluk kuvvetlerinin tutmuş olduğu trafik kazası tutanağının yanlışlığı ile ilgili trafik kazası tutanağını düzeltilmesi davası açmalıdır aksi takdirde tutanağın yanlışlığı aleyhine olan kişi sebepsiz ve hatalı bir durumdan kaynaklı zarara uğramış olacaktır. Kusur oranının gerçekten daha fazla olmasından kaynaklı zarara uğrayacak olan kişi Sulh Hukuk Mahkemesine tespit davası açarak çeşitli delillerle birlikte durumu ispatlama yoluyla trafik kazası tutanağını düzeltilmesini talep edebilir ve böylelikle dava yoluyla tutanağı düzelttirebilir. O yüzden kazaya karışıp kolluk kuvvetlerince kazası ile ilgili trafik kazası tutanağı tutulmuş kişilerin bu tutanağın , çok iyi anlatılarak ve çok net bir şekilde tutulduğundan emin olarak gerçekleştirmeleri önemlidir, aksi takdirde herhangi bir aksi durumda kazaya karışan taraflardan kusursuz ya da az kusurlu bir tarafın çok kusurlu gibi görünmesi ve tutanakta da böyle geçmesi durumunda söz konusu tarafa hem maddi hem de hukuki yaptırımlar gerçekleştirebilir ve bu durumda taraf haksız yere mağdur olabilir bu sebeple kişilerin söz konusu tutanak başta tutulurken dikkat etmesi aksi bir durumda tutanağın yanlış olduğunu düşünmeleri durumunda da tutanağın düzeltilme davasını açmasını fakat bu davanın işin ehli ve nerede nasıl ne yapılacağını bilen avukatlar tarafından açılmasının davanın kabulünü çok önemli bir oranda olumlu etkileyeceğinden kaynaklı bir avukattan yardım alarak yapılması ve kişinin bu şekilde dava açarak tutanağın düzeltilmesini, hatanın tespit edilip düzeltilmesini dava yoluyla istemesi en mantıklı yol olacaktır.

HÜSEYİN DOĞAN

PERT FARKI TAZMİNATI

PERT FARKI TAZMİNATI

PERT KAYDI NEDİR?

Pert kaydı, bir trafik kazası meydana gelmesinden sonra kazaya konu olan aracın kullanılamaz hale gelecek şekilde “ağır” hasar alması anlamına gelmektedir. Bu konuda aracın aldığı hasar konusuna en az %70’lik bir hasar sınırı vardır fakat tek ölçünün bu sınır olmadığını atlamamak gerekir çünkü eğer sigorta şirketinin aracın değerine karşı belirlemiş olduğu bedele yakın bir bedel gerektiren hasar durumlarında da pert araç olarak nitelendirebilme ve ağır hasar durumunun gerçekleştiğine karar vererek buna göre işlemler yapabilmektedir. %70 hasar şartı çerçevesinde baktığımızda gerçekleşmiş olan bir trafik kazası sonucunda uzman kişiler tarafından yapılan araştırma ve inceleme işlemleri sonucunda aracın %70 ve %70 üzerinde bir hasara sahip olması sonucuna varılmış olması durumunda ya da kaza sonucu araçta yüksek maliyetli bir hasar oluşması  , sigortanın belirlemiş olduğu araç değerine yakın bir hasarın varlığı sonucuna da varılır ya da kanaat getirilirse söz konusu aracın trafik sigortasına pert araç niteliğiyle kaydedilmesine denmektedir. Söz konusu araç için kaza sonrasında olaya konu olan sigorta şirketi aracın tam o zamandaki piyasa değerini göz önünde tutar ve bu şekilde maddi bir ödeme yapmakla beraber ödemeyle birlikte aracın bu pert durumu plakasına işlemekte ve söz konusu aracın pert kaydı oluşmaktadır.

PERT ve HASARLI ARAÇ ARASINDAKİ FARK NEDİR ?

Pert araç kavramının yukarıdaki açıklamalarda söz konusu aracın  kullanılamayacak ya da değerini önemli oranda kaybetmesine yol açacak bir trafik kazası  geçirmesi ve bu kaza sonucu araçtaki hasar oranının %70 ve %70’in üzerinde olması durumunda ya da sigortanın aracın değerine ilişkin yaptığı belirleme yakınında hasarın oluşması sonucunda uzman kişilerin yapmış olduğu inceleme sonucunda aracın bu şekilde nitelendirilebilecek bir araç olduğu kanaatine varması sonucu gerçekleşebilen bir durum olduğunu açıklamıştık. Hasarlı araç içe söz konusu bir trafik kazası sonucu aracın %70 altında bir hasar alması ya da tamirat yoluyla aracın tamir edilebilmesi ve ağır hasar alarak pert olmadığını belirterek aracın ufak ya da ortalama nitelikte bir tamirat , parça değişimi ya da boya değişimi geçirmiş olmasını nitelemektedir. Söz konusu hasar devlet tarafından sisteme kayıt edilmektedir ve kişilerin bu hasarlı araçların gerekli bakım ve kontrolünü yaptıktan sonra trafiğe çıkmasında bir problem olmayacağı bilinmelidir.

PERT FARKI TAZMİNATI NEDİR?

Aracın bir trafik kazası yapmış olması sonucu almış olduğu hasarın uzman kişiler tarafından belirlenecek olan %70 oranından fazla olduğunda ya da yazıda belirttiğimiz diğer kriterlerin gerçekleşmesi durumunda söz konusu aracın trafik sigortasına pert araç niteliğinde kaydedildiğini belirtmiştik. Trafik kazası sonucu pert olarak kayda geçirilen aracın sigortanın poliçede belirlenen ve genel olarak aracın piyasadaki değeri üzerinden değerlendirilip geçirilmesiyle araç sahibinin bu sebeple sigortadan talep edebileceği veya diğer bir deyimle sigortanın bu sebepten araç sahibine yapacak olduğu ödeme durumuna denmektedir. Söz konusu trafik kazası sonucunda araca pert araç niteliği verilip sisteme bu şekilde işlendikten sonra araç sahibinin söz konusu araçla ilgili sigorta şirketine başvuru yapması ve eksper tarafından aracın incelenmesini talep etmesi gerekmektedir bu talebi araç sahibi 5 iş günü içerisinde gerçekleştirmelidir. Eksper raporuyla araçtaki hasar oranının belirttiğimiz %70 ve üzerinde bir oranda olmasıyla ve aracın pert araç niteliğini taşıma derecesinde olduğu sonucuna varılmasıyla birlikte pert araç tazminatı sürecinin başlayacağını belirtebiliriz.

Bu şekilde bir ödeme durumunda kasko sigortası veya sigorta şirketlerinin gitmiş olduĞu en önemli yol sovtaj yoludur. Sovtaj hakkında daha detaylı bir bilgilendirme okumak ve ne demek olduğunu anlamak için sayfamızdaki “ ARAÇ DEĞER KAYBI , KASKO VE ZORUNLU MALİ SORUMLULUK SİGORTASI ARASINDAKİ İLİŞKİ NEDİR? VE SOVTAJ NEDİR? “ başlıklı yazımı okumanızı tavsiye ederim.

PERT ARAÇ TAZMİNATI SİGORTA TARAFINDAN NE KADAR SÜREDE YATIRILIR?

İlk olarak söz konusu trafik kazası sonucu oluşmuş pert durumunun netleşmesi durumunda sigorta şirketinin baz belgeler talep ettiğini ve bu talep edilen belgelerin hepsinin net bir şekilde eksiksiz olarak sigorta şirketine iletilmesiyle beraber şirket süreci başlatacaktır. Bundan sonrasında yukarıda belirttiğim gibi sigorta şirketi bir eksper görevlendirecek ve bu eksper zarar ve hasar incelemesi yapıp bir rapor hazırlayacaktır ve bu raporun teslim edilmesinin ardından en fazla 10 gün içinde tazminat miktarı belirlenecek ve pert araç sahibine ödeme yapılacaktır. Tüm bu sınır olarak belirlenen zamanların dışında  sigorta şirketinin herhalde ve koşulda hasar ve zararın ihbarından sonra 45 gün içerisinde araç sahibine tazminat bedelini ödemek zorunda olduğunu belirtilen bu şartlara uyulmaması durumuna araç sahibinin hukuki haklarını kullanarak dava yoluyla hakkını arayabileceği ve gerekli işlemlerin yapılmasını talep edebileceği de unutulmamalıdır.

HÜSEYİN DOĞAN

Open chat
Whatsappdan mesaj at
Merhaba
Geçmiş Olsun.Size yardımcı olabiliriz.
Hemen Ara