Arama:
GEÇİCİ İŞ GÖREMEZLİK TAZMİNATI
GENEL OLARAK
Geçici iş göremezlik , kaza geçiren kişinin kalıcı olarak çalışma gücünden mahrum kalmaması durumunda söz konusu olmaktadır . Kişinin iyi olana kadar işte çalışamaması ve bundan kaynaklı iş ve kazanç kaybına uğramasıdır .
Türk Borçlar Kanununun 54 . Maddesi hükmünce tedavi giderleri , kazanç kaybı , çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar , ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar bedensel zararları oluşturmaktadır .
İş göremezlik tazminatının kapsamının belirlenmesinde davacının gelirinin belirlenmesinin yanında davacı tarafın yaralanması sebebiyle görmüş olduğu tedavilere göre iyileşme süresinin ve çalışma gücünden mahrum kalmasının da tespit edilmesi gerekmektedir .
Geçici iş görememe sigortalı işçinin iş kazası geçirmesi sonucunda ya da meslek hastalığına yakalanması durumlarında Sosyal Güvenlik Kurumu tarafınca müfettiş görevlendirilir ve Sosyal Güvenlik Kurumu bünyesinde iş kazası dosyası açılır . İş kazası sonucu tedavi gören kişinin sağlık kurulu raporlarında yazılan istirahat süresinde kişinin kalıcı olamayacak şekilde çalışamaması durumuna geçici iş göremezlik denir . İş kazası geçiren kişinin kaza sonucunda almış olduğu sağlık raporlarında yazılan süreler boyunca kişi çalışamamakta ve kazanç kaybı yaşamaktadır . Yaşanan bu gelir kaybı için sağlık raporlarında bahsedilen süreler boyunca Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından kişiye geçici iş göremezlik ödeneği verilir .
Geçici iş görmezlik tazminatı Türk Borçlar Kanunu 54 . Maddesinde geçen kazanç kaybı zararları içerisinde yer almaktadır. Bu maddede geçen kazanç kaybı zararı, bedensel olarak zarara uğrayan kişi eğer bu zarara uğramamış olsaydı bu kişinin elde etmesi muhtemel olacak olan kazançların kaybedilmesini ifade eder . Kazanç kaybı bu nedenle geçici niteliktedir ve geçmişe yöneliktir .
Türk Borçlar Kanununun sistematiğinde geçici iş görmezlik kazanç kaybı kapsamında değerlendirilmiştir . Buna göre kaza yapmış kişinin kalıcı olarak sakat kalması söz konusu olmayıp bir süre tedavi görmesi nedeniyle iyi olana kadar çalışamaması halinde iş ve kazanç kaybına uğrar .
Geçici iş görememe tazminatı yalnızca kaza sonucunda yaralanma halinde çalışamayıp elde edilemeyen kazancı kapsar .
On sekiz yaşından küçükler için de , aktif olarak çalışanları için , geçici iş göremezlik zararı istenebilir .

TRAFİK KAZASINDA GEÇİCİ İŞ GÖREMEZLİK TAZMİNATI
Sigorta kuruluşları tedavinin güvencesi kapsamında geçici iş görememeden sorumludurlar . Kaza geçiren kişinin tedavi görmesi ve iyi olana kadar çalışamaması ve bu yüzden iş ve gelir kaybına uğraması trafik kazalarında geçici iş göremezliktir . Geçici iş göremezlik süresi sadece hastanede görülen tedavi süresini kapsamaz aynı zamanda iyileşme süreci de bu sürenin içerisinde sayılmaktadır .

GEÇİCİ İŞ GÖREMEZLİK TAZMİNATININ HESAPLANMASI İÇİN İSTENEN BELGELER ( TRAFİK KAZALARINDA )
Kaza tarihi , resmi olan kaza tespit tutanağı
Tedavi gören kişi yani mağdur için geçici iş görmezlik talebinde hastane sağlık raporu
Tedavi gören kişi yani mağdura ait güncel olan vukuatlı nüfus kayıt örneği
Tedavi gören kişi mağdura ilişkin , kişinin gelirini ispatlayan Sosyal Güvenlik Kurumu hizmet dökümü , vergi beyannamesi , bordro vb. belgeler.

GEÇİCİ İŞ GÖREMEZLİK ÖDENEĞİ
Kişinin ilgili sağlık kuruluşlarından aldığı bir sağlık raporu sayesinde , sürekli olmamak üzere çalışamaması kaynaklı gelirinde haftalık ya da aylık bir eksilme gerçekleşir . Bu kazanç kaybının telafisi için de geçici iş göremezlik ödeneği verilir . 
Geçici iş görememe ödeneği Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından bazı hesaplar yapılarak kişilere anlaşmalı banka vasıtasıyla istirahat için verilen rapor süresinin sonunda ödenir.

GEÇİCİ İŞ GÖRMEZLİK ÖDENEĞİNİN HESAPLANMASI
Sosyal Güvenlik Kurumu işçilerin almış oldukları raporları üçüncü gününden başlamak üzere bir ödenek ödemektedir . Yani işçi bir – iki günlük bir rapor almış olsa bile Sosyal Güvenlik Kurumu bu bir – iki günlük raporların ödemesini gerçekleştirmiyor . Üç günlük bir rapor alan bir işçinin ise bir günlük rapor ödeneğini ödüyor . Mevzuatta işçilerin geçici iş görememe ödeneği hesaplanırken ayakta bir tedavi durumundan kaynaklanan bir rapor mu yoksa yatarak tedavi durumundan kaynaklanan bir rapor mu diye ayrım gözetmiştir . Bu tazminatı bedeli hesaplanırken de işçinin rapor almadan önceki son üç aylık Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilen SİPEK ( sigortalı primi esas kazanç ) durumuna bakılıyor . Son üç ay içerisindeki bildirilen primi esas kazancın ortalaması alınıyor ve bir günlük kazancı neyse bu bir günlük kazancı üzerinden bir oranlama yapılıyor .
Ayakta tedavilerde işçinin günlük kazancı üçte ikisi , yatarak tedavilerde de günlük kazancının yarısı tutarında bir ödenek hesaplanıyor .
Eğer ki işçi iş kazası ya da analık durumundan dolayı bir rapor almış olduysa bu gibi bir durumda da geçici iş göremezlik ödeneği bu kişinin üçüncü gününden itibaren değil almış olduğu raporların ilk gününden başlamak üzere Sosyal Güvenlik Kurumunca ödenecektir .

HÜSEYİN DOĞAN
HASAR TAZMİNATI

HASAR TAZMİNATI

Trafik kazası sonucunda araçlarda oluşan hasarlar maddi zararlara sebep olur ve bu hasarın tazminatını almaya mağdur olan kişi hak kazanır . Trafik kazası hasar tazminatı için pek çok şart bulunmaktadır . Kazada en az bir motorlu aracın bulunması , kazada yaralanma ya da ölüm gibi durumların meydana gelmesi trafik kazalarında hasar tazminatının şartlarını oluşturmaktadır . Zarardan kastedilen yalnızca fiziksel zarar değildir . Kişinin malına zarar gelmesi de hasarı içerisinde barındırmaktadır .

Trafik kazalarında hasar büyük olabileceği gibi küçük de olabilmektedir . Hasarın boyutu arttıkça maddi kayıp da o kadar artmaktadır .

Trafik sigortalarında hasar tazminatı evrak tamam olduktan sonra kırk beş gün içerisinde sigorta şirketi tarafından size ödenir . Bu evraklar : ruhsat fotokopisi , ehliyet fotokopisi , eğer yaralanmalı bir kaza değilse kaza tespit tutanağı ve kazanın fotoğraflarıyla beraber sigorta şirketine gönderilir ve kırk beş gün içerisinde sigorta şirketi tarafından sigortalıya ödemesi yapılır .

Trafik sigortası teminatları maddi zararlar , bedeni hasarlar ve vefat şeklinde toplam da üç farklı grupta değerlendirilir .

TRAFİK KAZASINDA HASAR TAZMİNATI NE ZAMAN TALEP EDİLEBİLİR ?

Trafik kazalarındaki hasar tazminatlarında araçların evrakı da önemlidir . Evrakın eksik olması durumunda trafik kazalarındaki hasar tazminatı davalarında süreci olumsuz yönde etkiler .

Hasar tazminatında araç değer kaybını gösteren rapor diğer evraklardan daha önemli olarak göz önünde bulunmaktadır . Trafik kazası sonucunda tazminat davası açıldığında aracın sahibi araç değer kaybettiği için maddi zarara uğrar . Bu nedenle trafik kazası yaşayanlar uğradıkları zararın giderilmesi için yasal süreç başlatmış olmalılar .

Unutulmaması gereken bir diğer hususu da eğer kaza sonrasında sigorta kuruluşuyla bir anlaşma yapılırsa kişinin tazminat hakkı biter .

BEDENİ HASAR TAZMİNATI

Trafik kazası sonucunda kişinin bedeninin hasar görmesi sonucundan dolayı alınan tazminat türüdür . Trafik sigortası ya da kasko poliçelerinde bulunan bedeni hasarlara karşı teminatlar kapsamında trafik kazasında mağdurlara karşı ödenen tazminat türüdür .

Sigorta poliçesi bedeni hasar teminatının ödenecek olan üst limiti yazmaktadır . Trafik kazası sonucunda yaralanan kişinin tedavi masrafları ya da ölen kişinin ölmeden önceki gördüğü tedavi masrafları bu limit içerisinde yer almaktadır .

Trafik kazası sonucunda sakat kalan kişinin sakatlığından kaynaklanan kayıplar ya da ölen kişinin ölmüş olmasından kaynaklanan kayıplar bu kişinin haline göre hesaplanmaktadır .

Trafik kazası sonucunda ölüm halinde ilk olarak ölen kişinin sonra da destekten yoksun kalan kişilerin gelirlerinin belirlenmesi gerekir . Bunun belirlenmesi için de özellikle detaylı bir şekilde nüfus kaydı örneği gibi belgelere ihtiyaç vardır .

TAZMİNAT BAŞVURUSU NASIL YAPILIR ?

Trafik kazası hasar tazminatı başvuruları noter aracılığıyla ya da iadeli taahhütlü şekilde sigorta kuruluşlarının ana merkezlerine yapılması gerekmektedir . Kaza tespit tutanağı , kamera kayıtları ve görgü tanıkları gibi kazanın oluşumuna ilişkin her türlü delil trafik kazası hasar tazminatı başvurusunun içeriğinde bulunması gereken belgelerdir . Bu belgelerin dışında taleplerin ne olduğu ile ilgili detaylı bir anlatımı içeren dilekçe de yazılmalıdır . Hastane tedavi bilgileri , faturalandırılan masraflar gibi bir talep sonucuna yönelik belgelerin de sunulması gerekmektedir .

Trafik kazası sonucunda kişinin ölmüş olması durumunda ise mirasçılık belgeleri ve destekten yoksun kalacak olan kişilerin net bir şekilde belirlenebilmesi noktasında detaylı nüfus kayıt örneklerinin de olması gerekmektedir . Bu belgelerin hepsinin toplanıp ana merkeze gönderilmesi gerekmektedir .

Trafik kazası sonucunda alınan tazminatın tutarı kişileri tatmin etmediyse tekrar başvuru yapabilirler . Tekrar başvurmaları halinde de bir sonuç alamazlarsa tahkime gidebilirler ya da dava açma yoluna başvurabilirler .

SİGORTAYA BAŞVURU ZORUNLU MUDUR ?

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu hükmünce sigorta şirketlerine başvuru zorunludur . Başvuru dava ve tahkim öncesinde yapılmalıdır . Başvurudan sonraki on beş gün içerisinde şirketin ödeme yapması gerekmektedir ya da bu on beş günlük süre içerisinde cevap verilmesi gerekmektedir . Eğer başvuruya karşılık cevap verilmezse ya da ödeme yapılmazsa dava açabilme hakkı ve tahkime gidebilme hakkı doğmaktadır .

KAZA SONRASINDA BEDENİ HASAR TAZMİNATI NIN ALINMASI İÇİN 5 ÖNEMLİ HUSUS BULUNMAKTADIR

 1 – Sigorta türüne göre hangi evrakın toplanmasının gerektiğini belirlemek .

 2 – Toplanan evrakların tam ve eksiksiz olması gerekmektedir .

 3 – Başvuru dilekçesinde iletişim bilgilerinin , posta adreslerinin ve telefon bilgilerinin eksiksiz olması gerekmektedir .

 4 – Başvuru dilekçesinde muhakkak surette iban numarasının eklenmesi gerekmektedir . İban numarası yoksa ödeme yapılamaz ve dosya açıkta kalacaktır .

 5 – ilk dört maddede sayılan evrak tam olarak toplanıp başvuru dilekçesi eksiksiz hazırlandığı taktirde iade taahhütlü bir postayla bu evrak gönderilir ve ödeme alınır .

TAYYİP TAŞKAN/HÜSEYİN DOĞAN

ARAÇ DEĞER KAYBI

ARAÇ DEĞER KAYBI
Trafik kazasına uğrayan aracın hasar görmesi sonucunda servise götürülerek onarımının yapılması sonucunda araç kazalı olduğu için ikinci el statüsüne inmiş olur . Aracın ikinci ele düşmesi sonucunda aracın satımı zorlaşır ve aracın fiyat bakımından değeri düşer . İşte bu yüzden  mağdur olan araç sahiplerinin mağduriyetlerinin giderilmesi bakımından araç değer kaybı tazminatı verilir . Araç değer kaybının verilebilmesi için mağdur olan araç sahibinin kaza sonucu oluşan hasarda kusuru olmaması gerekmektedir .  Araç değer kaybı tazminatındaki amaç araç kazasında kusurlu olan tarafın kusursuz olan tarafa mağduriyetinden kaynaklanan ödemesi gereken değer tazminatını ifade eder .
Aracınız herhangi bir trafik kazasına karıştığında araçta oluşan maddi hasarlar sigorta poliçelerinden karşılanır . Fakat sigorta kuruluşları kazanın sonucunda meydana gelen maddi hasarların onarılması için ödenecek olan giderleri araç sahiplerine ya da yetkili servise ödemekte fakat aracın kazanın sonucunda uğradığı değer kaybı ile ilgili tazminatları araçların sahiplerince talep olmadığı sürece ödenmekten kaçınılır .
Araç değer kaybı tazminatının tutarının belirlenmesinde bazı kriterler dikkate alınmaktadır . Bu kriterler :  aracın değeri , aracın kazadan önce yapmış olduğu  kilometresi , aracın marka ve modeli , hasarın niteliği , kasko değeri , aracın onarımının yetkili serviste mi yoksa özel serviste mi yapıldığı , hasar gören parça sayısı , aracın ticari mi yoksa hususi bir araç mı olduğu gibi kıstaslar hesap edilmekte ve ona göre bir maddi tazminat tutarı belirlenmektedir .

ARAÇ DEĞER KAYBI TAZMİNATININ ALINABİLMESİ İÇİN ARANAN ŞARTLAR
 1 – Kaza yapan aracın kilometresinin yüz altmış üç bini geçmemiş olması gerekmektedir .  
 2 – Kazada en fazla yüzde elli kusurlu taraf olunmalıdır . Eğer yüzde yüz kusurlu taraf olunursa değer kaybı tazminatı istenemez .
 3 – Araç değer kaybı tazminatı başvurusu yapabilmek için iki yıllık zamanaşımı süresi vardır eğer bu süre zarfında başvuru yapılmazsa kişi bu hakkını yitirmiş olur .
4 – Eğer önceden geçirdiği kaza sonucunda araca yapılan tamirin kaza sonucunda tekrar yapılmasıyla araçta bir değer kaybı söz konusu olmayacağı için araç değer kaybı tazminatı istenemez .
Araç değer kaybının isteneceği kişiler : kazanın olmasına neden olan karşı tarafın aracının ruhsat sahibi , Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası poliçesini düzenleyen sigorta kuruluşu ve kazayı yapan araç sürücüsü birlikte ( müteselsilen ) sorumlu olurlar .  İlgili kişiler  önce sigortadan istemek zorunda değildir ,  üçünden de isteme hakkına sahiptir eğer araç sürücüsü ve araç maliki bu bedeli ödemek zorunda kalırsa o zaman kendi sigorta poliçelerine başvurup rücu etme hakları da mevcuttur . Dolayısıyla burada limitleri geçmediği sürece sigortanın sorumluluğu sınırsız .
Unutulmaması gereken bir diğer husus da tek taraflı bir kazanın olması sonucunda araçta meydana gelen maddi hasara karşılık araç değer kaybı tazminatı istenemez .

ARAÇ DEĞER KAYBI HESAPLAMASI
Araç değer kaybının tazmini için kusurlu tarafın kusur oranında değer kaybı talep edilebilmektedir .
Değer kaybı hesaplanmasını ekspertiz ya da bilirkişi kurumu tarafından yapılabilmektedir . 
Kaza sonucunda karşı tarafın sigorta şirketine araç değer kaybı talebini içeren bir dilekçe yazılır . Kusurlu tarafın sigorta kuruluşunun bu dilekçeye ret kararı vermesi sonucunda Sigorta Tahkim Kuruluşuna başvuruda bulunulabilir ya da Sigorta Tahkim Kuruluna başvurmadan direkt sava açılabilir .  Eğer dava açıldıysa Asliye Ticaret Mahkemesi ya da Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından bilirkişi atanıp hasar değer kaybı hesaplama talebinde bulunulur .
Yukarıda sayılan araç değer kaybı şartlarının yerine gelmemesi sonucunda araç değer kaybı hesaplaması yapılamaz .
Araç değer kaybını hesaplayabilmek için formül vardır . Buna göre :
Baz değer kaybı = Aracın rayiç değeri x yüzde on dokuz
Total değer kaybı = Baz değer kaybı x hasar boyutu katsayısı x aracın kazaya kadarki yapmış olduğu kilometre katsayısı
Mini onarım denilen basit akşamlarda yapılan onarımlarda değer kaybı oluşmaz . Çekme belgeli , hurda belgeli işlemi almış olan araçların da değer kaybı talep edilemez . 20.03.2020 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan ve 01.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren genel şartlardaki değişiklikler ile de birtakım değişiklikler yapıldı . Tekerlekli , paletli , toplumsal müdahale araçları , belediye araçları , yol süpürme araçları , itfaiye araçlarındaki hasar sebebiyle yapılan değer kaybı taleplerinin aslında talep edilemeyeceği eklenmiştir . Yabancı plakalı araçların Türkiye’de karıştığı araçlarda yabancı plakalı araçlar için yapılan değer kayıplarının da talep edilemeyeceği eklendi .
Araçta meydana gelen maddi hasarın aracın rayiç bedelinin yüzde ikisinin altında kalması halinde değer kalma tazminatı araçta meydana gelen maddi hasar tazminatını açamaz .
Sigorta şirketinin sorumluluk tutarı sigorta poliçelerinde zorunlu mali sorumluluk sigortaları her yıl rakamsal üst limit olarak belirlenir . Bu üst sınırın üstünde bir hasar değer kaybı tespit edilirse sigorta şirketi üst sınırdan öder geriye kalan tutarı da hem araç malikine hem de araç sürücüsüne karşı talep edilebilir .
MALULİYET ORANI

MALULİYET ORANI NEDİR?

 Öncelikle maluliyet kelime anlamı olarak sakat olma durumunu ve vücutta sakatlığı ifade eder. Maluliyet tıbbi olarak engellilik kavramıyla aynı kullanılmaktadır.

Türk Borçla Kanununda maluliyet çalışmaya gücü olmamak şeklinde açıklanmıştır.

Maluliyet bir kaza veya hastalık sonucunda vücutta meydana gelen kısıtlanma hali, yetersizlik ya da vücut bütünlüğünde olan azalmadır. Vücudumuzdaki organların ve sistemlerin eksiksiz, yüzde yüz kapasite ile çalışması halinde kişi sosyal yaşamını sürdürmede bir zorluk yaşamaz.

Kişinin tam, eksiksiz, yüzde yüz olarak kabul gören vücut bütünlüğündeki eksiklik oranı malulüyet oranı olarak tanımlanmaktadır. Kişinin vücut fonksiyonlarında bu oranın yüzde yirmi ve üzerinde eksiklik olması halinde günlük hayatında sıkıntı çekmesi beklenmektedir.

Maluliyet kalıcı, geçici, tam ya da kısmi olabilir.

Tam maluliyet: Bu durumda kaza ya da hastalık gibi haller sonucunda kişinin vücut fonksiyonları kendi başına yerine getiremez, kişi günlük hayatını yaşayabilecek temel niteliklerini kaybeder.

Kısmi maluliyet: Bu durumda kaza ya da hastalık gibi haller sonucunda kişinin bir ya da birkaç organında işlev bozukluğunun olması. Kol, bacak gibi uvuzların kaybedilmesi gibi.

Kalıcı Maluliyet: Bu durumda kişinin yaşadığı kaza ya da hastalık gibi haller sonucunda vücudunda ömür boyu sürecek bir hasarın, zararın meydana gelmesi.

Geçici Maluliyet: Bu durumda kişinin yaşadığı kaza ya da hastalık gibi haller sonucunda vücudunda tedavi edilebilir bir hasarın, zararın meydana gelmesidir.

MALULİYETİN NEDENLERİ

  1. Doğumsal hastalılar
  2. Gelişimsel bozukluklar
  3. Hastalıklar, meslek hastalıkları
  4. Kazalar
  5. Kasten yaralamalar
  6. Vücut yapılarında eksilme ya da bozukluğa neden olan tıbbi uygulama hataları

MALULİYET DOSYALARINDA HASTALIKLARA GÖRE GENEL OLARAK İSTENENEN BELGELER

1- Olayın gerçekleştiği tarihteki tıbbi belgeler,

2- Olaydan sonra yapılan tedavilerle ilgili belgeler,

3- Grafilerin asılları,

4- Sosyal Güvenlik Kurulu raporları( iş kazaları için),

5- Tüm adli soruşturma dosyası,

6- Son durumu gösteren tıbbi belgeler,

7- Kişinin mesleği ve yaşı.

İLGİLİ MEVZUAT

28 Eylül 2021 tarih ve 31612 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlülüğe giren Maluliyet ve Çalışma Kaybı Tespiti İşlemleri Yönetmeliği uygulama alanı bulmaktadır. Aynı şekilde bu yönetmelik Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğinin yürürlülükten kaldırmıştır. Fakat Maluliyet ve Çalışma Kaybı Tespiti İşlemleri Yönetmeliği yürürlülüğe girmeden önce maluliyet durumunun tespiti isteğinde bulunmuş sigortalı ile bu kişilerin hak sahiplerinin itiraz ve kontrol işlemleri için yürürlülükten kaldırılan Maluliyet Tespiti Yönetmeliği uygulama alanı bulacaktır.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu yürürlülük alanı bulur.

MALULİYET RAPORU NEREDEN VE NASIL ALINIR?

Devlet üniversitesi hastaneleri, Sağlık Bakanlığı Eğitim ve Araştırma Hastaneleri ile Askeri Hastanelerde maluliyet teşkil edecek olan sağlık raporu tesis edilebilir. Bu türdeki hastanelerin bulunmaması halinde ise Devlet Hastanelerinden bu tür sağlık raporu alınabilir. Başta yazılan hastanelerden rapor alabilmek için Sosyal Güvenlik il ya da merkez müdürlüğü tarafından sizlere verilen bir sevk yazısında bildirilir.

Bu sevk sonucunda düzenlenen sağlık kurulu raporları diğer belgelerle birlikte sizin bağlı bulunduğunuz Sosyal Güvenlik İl ya da merkez müdürlüğünce dosya üzerinden görüşülmek üzere ilgili olan Kurum Sağlık Kuruluna gönderilir. Burada görüşülen maluliyet dosyası kabul ya da ret edilebilir. Ya da bu ikisi dışında ara karar da verilebilir.

Sizin başvurduğunuz sosyal güvenlik il ya da merkez müdürlüğünden sonuç alınabilir.

Sevk sonucunda düzenlenen ilk sağlık kurulu raporu karının yetersiz ya da eksik olduğu hallerde ilgili sağlık kurulunca ara karar verilir. Bu süre içerisinde dosyadaki eksik bilgi ve belgelerin tamamlanması istenir.

Eğer çalışma gücünün yüzde altmış oranında kaybettiği gerekçesiyle talep reddedilirse sağlık kurulu raporu bir kere de Yüksek Sağlık Kurulunda incelenmesi için ilgili bağlı bulunulan Sosyal Güvenlik İl ya da Merkez Müdürlüğünce bir dilekçe ile talep istenebilir. Bu sonuca da itiraz halinde is Tıp Fakültesi Konseylerinden ya da Adli Tıp Kurumundan görüş istenir.

Kimlerin malul sayılacağı Sosyal Sigortalar Kanunu Madde 53’te düzenlenmiştir. Buna göre:

  1. Kurum hastanelerince düzenlenecek sağlık raporları ve dayanağı tıbbi belgelerin incelenmesi sonucunda çalışma gücünün en 2\3’ünü kaybeden,
  2. Sosyal Sigortalar Kanununun 34. Maddesi gereğince yapılan tedavi sonucu yapılan inceleme sonucunda hazırlanacak olan sağlık raporlarında çalışma gücünün en az 2\3’ünü kaybettiği yazıyorsa,
  3. İş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az yüzde altmışını kaybettiği, ilgili Sağlık Kurumlarınca tespit edilirse tespit edilen sigortalı kişi malul sayılır.

Malul olma oranının bazı unsurlar dikkate alınarak hazırlanmış cetvellerden faydalanılmak suretiyle belirlenmesine maluliyet oranı denir.

MALULİYET ORANI NASIL HESAPLANIR?

1.adım: Meslek grup numarası yazılır

2.adım: Arıza liste numarası bulunur

3.adım: Arıza sıra numarası bulunur

4.adım: Arıza ağırlık ölçüsü bulunur

5.adım: Daima iş görmezlik simgesi bulunur

6.adım: Yaşa göre maluliyet oranı saptanır

7.adım: Olay tarihindeki yaşa göre maluliyet oranı saptanır

TAYYİP TAŞKIN/HÜSEYİN DOĞAN

İKAME ARAÇ BEDELİ (ARAÇTAN YOKSUN KALMA TAZMİNATI)


İKAME ARAÇ BEDELİ (ARAÇTAN YOKSUN KALMA TAZMİNATI)
Kaza sonucunda aracını kullanamayacak olan kişinin, kullanamadığı zaman aralığındaki giderler düşülerek o araç modeli dikkate alınarak kendisine bir araç tesis edilmesi sonucunda oluşan giderin zarar veren kişi tarafından ödenmesinin istenmesidir.
 
İKAME ARAÇ NEDİR?
İkame araç; aracın kaza yapması sonucunda eksper tarafından objektif olarak yapılan incelemeye göre,  almış olduğu hasar nedeniyle trafiğe çıkamamasına karar verilmesi sonucunda aracın sahip olduğu sigorta kuruluşunun sigorta sahibi kişiye kullanması amacıyla verdiği araçtır. İkame edilen aracın sigorta edilen araca yakın özelliklere sahip olması gerekmektedir. Sigorta şirketinin hasarlı araca uygun ikame aracı verememesi durumunda kişi hasarlı araca uygun bir araç kiralayabilir ve gerekli olan tüm masrafları sigorta kuruluşuna yönlendirebilir( Fatura karşılığında). Küçük hasarın durumunda trafiğe çıkamama durumu söz konusu olmadığından ikame araç tesis edilmez.
 
İKAME ARAÇDAN YARARLANABİLMEK İÇİN YERİNE GELMESİ GEREKEN ŞARTLAR NELERDİR?
İkame araç hizmetinden yararlanabilmek için bazı şartların yerine gelmesi gerekmektedir. Bu şartlar sigorta şirketleri tarafından belirlenir. Genel şartlar olarak aşağıdaki maddeler sayılabilir:
1-Aracın kaza yapması sonucunda ortaya çıkan hasar bağımsız bir eksper tarafınca onaylanmış olası gerekmektedir.
2- Hasar gören aracın yirmi dört saat içerisinde tamir edilemiyor olması gerekmektedir.
3- Aracın seyir halindeyken hasara uğramalıdır. Durağan halde veya park halinde kazanın olmaması gerekmektedir.
4- Eksper ile aracı tamir edecek olan servisin anlaşmaları gerekmektedir. Anlaşmaları halinde araç servise verilir. Eğer anlaşamazlarsa konu sigorta kuruluşuna gider.
5- Verilen süreden önce araç tamir edilirse ikame aracın geri verilmesi gerekmektedir.
 
Sigortaya sahip sürücülerin, her sigorta kuruluşunda değişebilmekle beraber genellikle yılda bir ya da iki defa ikame araç talebinde bulunmaları mümkündür.
İkame araç bedeli bilirkişi tarafından piyasa göz önüne alınarak hesaplanır.
İkame araç bedeli hesaplandıktan sonra kişinin arabasını kullanamadığı günler kapsamında aracı kullansa idi yapacağı masraflar (yakıt masrafı amortisman gideri gibi) bu hesaplamadan düşülür.
Sigortalının ikame araçla geçtiği tüm otoyol ve köprü paraları ile cezaların parası sigorta ettiren tarafından ödenir.
İkame dilen araç genellikle hasarın giderilmesine kadar verilir.
Sigorta kuruluşlarınca değişmekle beraber ikame araç süresi yedi ve on beş gün arasında değişebilir.
 
İKAME ARAÇ TAZMİNATI
İkame araç tazminatı ise hasar gören aracın trafiğe çıkamaması nedeniyle ortaya çıkan zarara denir. Onarım aşamasında olan aracın kullanılamamasında dolayı kazada kusuru olan taraf( araç sürücüsü ve/veya araç sahibi) sorumludur. Türk Borçlar Kanunu 49. Madde çerçevesince zararın tazmini için kusurlu tarafa başvurulmamaktadır. Aracı hasar gören kişi tazminatı karşı taraftan ya da karşı tarafın sigorta şirketinden isteyebilir.
Tazminat miktarının belirlenmesinde; aracın modeli ve markası, aracın özellikleri, aracı sigorta yaptıran şahsın aracı ne sıklıkla kullandığı, aracın bugüne kadar yapmış olduğu kilometresi, aracın onarım süresi, aracın değeri, aracın trafiğe çıkış tarihi ikame araç için ödenmesi gereken tutar gibi unsurlar dikkate alınır.
İkame araç tazminatının hesaplanmasında ticari araç ve ticari olmayan, hususi araç ayrımına dikkat etmek gerekmektedir. Kullanılamayan aracın; taksi, otobüs gibi ticari amaçla kullanılması nedeniyle ortaya çıkan zarar ticari araçlarda kazanç kaybı tazminatını konusunu oluşturur ve tazminat hesaplanırken ticari kazanç da göz önüne alınarak hesap yapılır.
Araçtan yoksun kalma tazminatı trafiğe çıkamayan hasarlı aracın günlük ikame araç bedeliyle, onarım nedeniyle trafiğe çıkamadığı gün sayısının çarpımı sonucunda hesaplanarak bulunur.
Araç değer kaybı için dava açabilmek için görevli mahkeme; sigorta kuruluşuna karşı dava açmak isteniyorsa Asliye Ticaret Mahkemesine başvurulur, araç sürücüsü ve\veya sahibine karşı dava açmak isteniyorsa Asliye Hukuk Mahkemesine başvuru yapılır. Burada dikkat edilmesi gereken diğer bir noktada da sigorta kuruluşuna karşı Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açabilme için arabuluculuk yolunun denenmiş olması gerekmektedir.
Araç değer kaybı davalarında yetkili mahkeme birçok yer olabilir: kazanın gerçekleştiği yer, kazada zarara uğrayan kişinin yerleşim yerinin olduğu yerdeki mahkeme gibidir.
Eğer sigorta şirketine iki yıl içinde başvuru yapılmazsa zamanaşımı süresi dolmuş olur.
Unutulmaması gereken önemli bir husus da taraflar eğer mahkemeye gitmek istemiyorlarsa Sigorta Tahkim Kuruluşuna başvurarak uyuşmazlığı burada çözümleyebilirler.
 
KISACA İKAME ARAÇ BEDELİ
Türk Borçlar Kanunu’nun 49. Maddesi hükmünce ikame araç bedeli kusurlu olan tarafa yüklenir. Aracı servise giden tarafın aracının kilometresi, aracın tamiri için geçmesi gerekli olan sürenin, aracı ne sıklıkla kullandığı ve kendisine verilecek olan ikame aracın ücreti ödenmesi gereken tazminatın belirlenmesinde değerlendirilmesi gereken önemli hususları oluşturur. Bu değerlendirilecek kriterler uzmanlık gerektirmektedir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266. Maddesi hükmünce hakim; taraflardan birinin veya kendiliğinden, çözümü hukuk dışında teknik bilgi gerektiren durumlarda bilirkişiye başvurur. Türk Borçlar Kanunu’nun 50\2. Maddesi hükmünce eğer zararın tutarı net olarak ispatlanamıyorsa hakim, olayı göz önünde tutarak ve kendi hakkaniyetini kullanarak tazmin edilmesi gerekli olan miktarı tespit edebilir. Son olarak kusuru bulunmayan tarafın zararı kusurlu bulunan tarafça giderilir.

HÜSEYİN DOĞAN

SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU

SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU

Sigorta tahkim komisyonu, sigorta sözleşmelerinden ve bunlara ilişkin uyuşmazlıkların çözümü için
yapılan başvuruları değerlendiren komisyondur. Sigorta sözleşmeleri sigorta yaptıran kişi ile sigorta
kuruluşu tarafından yapılan bir sözleşmedir ve bu sözleşmeler kural olarak belirli bir şekilde
yapılmazlar.
Sigorta tahkim komisyonunun tercih edilmesindeki en büyük avantaj dava açılmasında göre daha
ucuz ve zor olmayan bir yöntem olmasıdır.
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu ( Özellikle 30. Madde), 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu, 6098 sayılı Türk
Borçlar Kanunu ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulama alanı bulmaktadır.
Sigortacılık tahkimi zorunlu bir yol olmayıp isteğe bağlıdır. Uyuşmazlığı çözmek için Sigorta Tahkim
Kurulu tarafından hakim belirlenir ve komisyonun vermiş olduğu karar mahkeme kararı niteliğindedir.
Uyuşmazlığın Komisyona gidebilmesi için sigortacıyla uyuşmazlığa düşen kişinin sigortacıya gerekli
başvuruları yapmış olması ve olumsuz yanıt alması gerekiyor veya sigorta kuruluşunun kendisine
başvurulmasından itibaren on beş gün içerisinde yazılı cevap vermemesi halinde de komisyona
başvurulabilir.
Tahkime başvurabilmek için uyuşmazlığın mahkemeye, Tüketici Hakem Heyetine ve kanundaki diğer
hallerdeki tahkime gelmemiş olması gerekir.
Komisyona başvurabilmek için uyuşmazlığın, sigorta şirketinin tahkim sistemine üye olduğu tarihten
önce olmaması gerekmektedir.
Uyuşmazlık için Komisyona yapılan başvurunun form doldurularak yapılması zorunludur.
Sigorta Tahkim Komisyonuna sigorta yaptıran kişi ya da yapılan sigortadan bir menfaati olan kişiler
başvuru yapabilir.
Sigorta şirketlerinden tahkim sistemine üye olmak isteyenler bunu yazılı olarak Komisyona
bildirmeleri gerekir. Sigorta tahkim sistemine üye olana şirketlerle uyuşmazlığa düşenler yapmış
oldukları sözleşmede tahkime gidebileceklerine dair özel bir madde olmasa dahi tahkimden
yararlanabilirler.
Tahkim; komisyonun merkezine, başvuru yapan kişinin ikametgahının olduğu yere veya rizikonun
gerçekleştiği yerdeki büroya başvuru yapılabilir. Başvuru bizzat sigortacıyla uyuşmazlığa düşen kişi
tarafından yapılabileceği gibi vekili tarafından da yapılması mümkündür.
Sigorta tahkim komisyonuna başvuru belli bir süreye tabi tutulmamıştır. Ancak Türk Borçlar
Kanunundaki genel zamanaşımı olan on yıl burada da geçerlidir. 15.01.2022 tarihi itibariyle
Komisyona yapılan başvurular sadece online üzerinden kabul edilmektedir.
Tahkim başvurusunda gereken belgeler: Başvuru formu, sigorta yaptıranın sigorta kuruluşundan
aldığı olumsuz cevap yazısı ve sigorta kuruluşunun kendisine başvurulmasından itibaren on beş gün
içerisinde yazılı cevap vermediğini ispatlayan belge başvuruda bulunması gereken temel belgelerdir
ayrıca Komisyon ek belgeler talep edebilir.
Başvuru miktarı başvuru ücretine göre artış göstermektedir. 5000 TL’ye kadar olan uyuşmazlıklarda
100 TL, 5001 TL – 10000 TL arasında 250 TL, 10001 TL – 20000 TL arasında 350 TL ve 20001 TL’den
fazla olan uyuşmazlıklarda ise başvuru ücreti uyuşmazlığın %1.5’udur.
Yapılan başvuru ilk olarak raportör tarafından incelenir. Raportörün yapacağı bu inceleme daha çok
başvurunun şekil şartına uygun olup olmadığıyla ilgilidir. Raportör on beş günde yapacağı
incelemeleri tamamlar ve uyuşmazlığın esasına göre karar veremediği için sigorta hakemine gönderir.
Hakemler, sigorta hakem listesinden Komisyon tarafından seçilir. Sigorta uyuşmazlığının 15000
TL’den fazla olması halinde heyet oluşturulması gerekmektedir. Hakemlerin göreve başladıkları
tarihten itibaren dört ay içerisinde karar vermeli gerekir. Dört ay içerisinde hakemlerin karar
vermemeleri üzerine ihtilaf mahkeme tarafından çözülür.
Komisyonun önüne gelen, 5000 TL’ye kadar olan uyuşmazlıklarda Komisyonun verdiği karar kesindir,
itiraz edilemez. Uyuşmazlığın 5000 TL – 40000 TL arasında olması durumunda bir kereliğine
Komisyonun verdiği karara karşı itiraz edilebilir fakat bunun on gün içerisinde yapılmış olması gerekir.
40000 TL’den fazla olan uyuşmazlıklarda ise itiraza karşı verilen kararı taraflarca temyiz edilebilir.

İKAME ARAÇ BEDELİ (ARAÇTAN YOKSUN KALMA TAZMİNATI)

İKAME ARAÇ BEDELİ (ARAÇTAN YOKSUN KALMA TAZMİNATI)
İkame araç; aracın kaza yapması sonucunda eksper tarafından objektif olarak yapılan incelemeye göre,  almış olduğu hasar nedeniyle trafiğe çıkamamasına karar verilmesi sonucunda aracın sahip olduğu sigorta kuruluşunun sigorta sahibi kişiye kullanması amacıyla verdiği araçtır. İkame edilen aracın sigorta edilen araca yakın özelliklere sahip olması gerekmektedir. Sigorta şirketinin hasarlı araca uygun ikame aracı verememesi durumunda kişi hasarlı araca uygun bir araç kiralayabilir ve gerekli olan tüm masrafları sigorta kuruluşuna yönlendirebilir( Fatura karşılığında). Küçük hasarın durumunda trafiğe çıkamama durumu söz konusu olmadığından ikame araç tesis edilmez.
İkame araç hizmetinden yararlanabilmek için bazı şartların yerine gelmesi gerekmektedir. Bu şartlar sigorta şirketleri tarafından belirlenir. Genel şartlar olarak aşağıdaki maddeler sayılabilir:
1-Aracın kaza yapması sonucunda ortaya çıkan hasar bağımsız bir eksper tarafınca onaylanmış olası gerekmektedir.
2- Hasar gören aracın yirmi dört saat içerisinde tamir edilemiyor olması gerekmektedir.
3- Aracın seyir halindeyken hasara uğramalıdır. Durağan halde veya park halinde kazanın olmaması gerekmektedir.
4- Eksper ile aracı tamir edecek olan servisin anlaşmaları gerekmektedir. Anlaşmaları halinde araç servise verilir. Eğer anlaşamazlarsa konu sigorta kuruluşuna gider.
5- Verilen süreden önce araç tamir edilirse ikame aracın geri verilmesi gerekmektedir.
Sigortaya sahip sürücülerin, her sigorta kuruluşunda değişebilmekle beraber genellikle yılda bir ya da iki defa ikame araç talebinde bulunmaları mümkündür.
İkame araç bedeli bilirkişi tarafından piyasa göz önüne alınarak hesaplanır.
İkame araç bedeli hesaplandıktan sonra kişinin arabasını kullanamadığı günler kapsamında aracı kullansa idi yapacağı masraflar (yakıt masrafı amortisman gideri gibi) bu hesaplamadan düşülür.
Sigortalının ikame araçla geçtiği tüm otoyol ve köprü paraları ile cezaların parası sigorta ettiren tarafından ödenir.
İkame dilen araç genellikle hasarın giderilmesine kadar verilir.
Sigorta kuruluşlarınca değişmekle beraber ikame araç süresi yedi ve on beş gün arasında değişebilir.
İkame araç tazminatı ise hasar gören aracın trafiğe çıkamaması nedeniyle ortaya çıkan zarara denir. Onarım aşamasında olan aracın kullanılamamasında dolayı kazada kusuru olan taraf( araç sürücüsü ve/veya araç sahibi) sorumludur. Türk Borçlar Kanunu 49. Madde çerçevesince zararın tazmini için kusurlu tarafa başvurulmamaktadır. Aracı hasar gören kişi tazminatı karşı taraftan ya da karşı tarafın sigorta şirketinden isteyebilir.
Tazminat miktarının belirlenmesinde; aracın modeli ve markası, aracın özellikleri, aracı sigorta yaptıran şahsın aracı ne sıklıkla kullandığı, aracın bugüne kadar yapmış olduğu kilometresi, aracın onarım süresi, aracın değeri, aracın trafiğe çıkış tarihi ikame araç için ödenmesi gereken tutar gibi unsurlar dikkate alınır.
Kullanılamayan aracın; taksi, otobüs gibi ticari amaçla kullanılması nedeniyle ortaya çıkan zarar ticari araçlarda kazanç kaybı tazminatını konusunu oluşturur ve tazminat hesaplanırken ticari kazanç da göz önüne alınarak hesap yapılır.
Araçtan yoksun kalma tazminatı trafiğe çıkamayan hasarlı aracın günlük ikame araç bedeliyle, onarım nedeniyle trafiğe çıkamadığı gün sayısının çarpımı sonucunda hesaplanarak bulunur.
Araç değer kaybı için dava açabilmek için görevli mahkeme; sigorta kuruluşuna karşı dava açmak isteniyorsa Asliye Ticaret Mahkemesine başvurulur, araç sürücüsü ve\veya sahibine karşı dava açmak isteniyorsa Asliye Hukuk Mahkemesine başvuru yapılır. Burada dikkat edilmesi gereken diğer bir noktada da sigorta kuruluşuna karşı Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açabilme için arabuluculuk yolunun denenmiş olması gerekmektedir.
Araç değer kaybı davalarında yetkili mahkeme birçok yer olabilir: kazanın gerçekleştiği yer, kazada zarara uğrayan kişinin yerleşim yerinin olduğu yerdeki mahkeme gibidir.
Eğer sigorta şirketine iki yıl içinde başvuru yapılmazsa zamanaşımı süresi dolmuş olur.
Unutulmaması gereken önemli bir husus da taraflar eğer mahkemeye gitmek istemiyorlarsa Sigorta Tahkim Kuruluşuna başvurarak uyuşmazlığı burada çözümleyebilirler.
DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATI

DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATI

Hukuka aykırı bir şekilde ölen bir kişinin(eceliyle olmaması gerekiyor) hayattayken maddi yardımda bulunduğu kişilerin, onun ölümü sonucunda destekten mahrum kalması sonucunda destek alanların uğradığı zarardır. Zarardan kasıt malvarlığının eksilmesidir. Buna göre yoksun kaldıkları desteği tazminat olarak sorumludan isteyebilirler. Destekte bulunana kişinin ölmeyip yoğun bakımda kalması bile, destekten yoksun kalma tazminatına konu oluşturmaz ve böyle bir tazminat davası açılamaz. Desteğin sürekli bir şekilde devam etmesi gerekir yani bir kereliğine yardımda bulunmak destekten yoksun kalma tazminatı istenmesini sağlamaz.

Destekten kasıt bir kişinin bir başka kişinin bakımını kısmen veya tamamen üstlenmesidir. Bu bakım mutlak surette ihtiyacı olan kişiye yönelmelidir.

Ölüm olayı gerçekleşmeseydi ölenin muhtemel yaşama süresi, muhtemel çalışma ve destek olma süresi, destekten yoksun kalanların muhtemel yaşama süresi, destek alabilme süreleri, gelir durumu gibi unsurlara bağlıdır.

Maddi tazminat türüdür. Bunun yanında manevi tazminat da istenebilir. Manevi tazminat belirlenirken bazı unsurlar göz önüne alınır: Olayın tarihi, olayın nasıl meydana geldiği gibi. Manevi tazminatın amacı kişinin ölümü nedeniyle duyulan acı ve ıstırabın kısmen de olsa giderilmesidir.  Maddi tazminatın verilmesindeki amaç ölenin destek verdiği kişilerin hayatlarının ölüm nedeniyle kötüleşmesini önlemek, onların ölümden önceki ekonomik ve sosyal devam ettirebilmelerini sağlamak.

Destekten yoksun kalma tazminatını açabilmek için ölen kişiden yaşarken maddi destek alınması gerekiyor. Yaşarken destek almayan kişinin ölüm halinde destekten yoksun kalma tazminatı alması mümkün değildir.

Destekten yoksun kalabilmek için öncelikle bu desteğe ihtiyaç duymak lazım. Eğer bu destek olmazsa hayatlarında ekonomik bir boşluk meydana gelecek olan herkes bu desteğe ihtiyaç duyar.

Destekten yoksun kalma tazminatı alabilmek için illa akrabası (kan bağının bulunmasına) olmasına gerek yoktur. Destekten yoksun kalan kişinin mirasçı da olmasında gerek yoktur ayrıca mirası ret etmiş kişi de destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilir. Hiçbir akrabalığı bulunmayan kişiler de bu tazminatı isteyebilir. Fakat bu kişilerin ölenden yaşarken destek aldıklarını kanıtlamaları gerekiyor. Ayrıca faydalanılan kişinin yardımı olmadan da ekonomik olarak seviyesini koruyabilen kişinin tazminat hakkı bulunmaz.

Birinci derece yakınların ( eşlerin birbirlerine, çocukların anne babalarına ve anne babaların çocuklarına)  ise yaşarken birbirlerine destekte bulundukları karine olarak kabul edilmektedir. Bu kişilerin destek aldıklarını ispatlamalarına gerek yoktur.

Hayatın olağan akışı içerisinde çocukların anne ve babalarına ileride bakacağı kabul edilir. Bu yüzden çocuğun ölmesi halinde onu öldüren kişiden de destekten yoksun kalma tazminatı istenebilir.

Destekten yoksun kalma tazminatında belirtilen destek ifadesinde yalnızca maddi destek anlaşılmamalıdır eylem ve düzenli olarak yapılan her türlü hizmet yardımları da bu tazminat türü kapsamında destek olarak kabul edilmiştir. Destek parasal yardım olabileceği gibi hizmet veya daha farklı şekillerde de olabilir.

Destekten yoksun kalma tazminatı davasında zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispatlamakla yükümlüdür. Uğranılan zarar net olarak tespit edilemiyorsa hakim hakkaniyete bağlı olarak tazminat bedelini belirler. Zarar görenin kusurlu davranışı olduğu ispatlanırsa hakim tazminat miktarını, kusuru oranında indirmesi gerekir. Zarar görenin ağır kusuru olması halinde ise tazminat istenen kişi tazminat sorumluluğundan kurtulur, bunu ölenden sorumlu tutulan kişi ispatlar.

Türk Borçlar Kanunu madde 53\3’te destekten yoksun kalma tazminatına yer verilmiştir.

Destekten yoksun kalma tazminatında yetkili mahkeme davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesidir. Görevli mahkeme ise genel olarak asliye hukuk mahkemesidir.

Destekten yoksun kalma tazminatında zamanaşımı, destekten yosun kalan kişinin destek aldığı kişinin ölümünü öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve her halukarda 10 yıldır. Ancak diğer kanunlarda düzenlenen fiilden kaynaklandıysa oradaki zamanaşımı geçerli olur.

Tazminatın hesaplanmasında birçok unsur göz önüne alınır. Destekte bulunan kişinin ekonomik durumu, ölmeseydi elde edeceği gelirler, aile durumu gibi unsurlar örnek olarak verilebilir.

Destekten yoksun kalma tazminatına karşı haciz işlemi uygulanamaz.

Destekten yoksun kalma tazminatı kural olarak haksız fiile dayanır ancak kanunda istisna olarak sözleşmeye dayanan bu tazminata örnek olarak taşıma, trafik ve iş hukuku düzenlenmiştir.

Zarar iki döneme ayrılır: bilinen dönem ve bilinmeyen dönem. Bilinen dönem zararı destek veren kişinin ölümünden zararın hesaplandığı güne kadar olan zaman dilimini içerir. Bilinmeyen dönem zararı ise raporun hazırlandığı tarihten itibaren destekten yoksun kalan kişinin desteğe muhtaç olduğu dönemi kapsar.

Destekten yoksun kalma tazminatını hesaplarken alınması gereken kriterler vardır. Özellikle birden fazla destekten yoksun kalan varsa ölene ait gelirin tamamının paydaşlar arasında paylaştırılmasının kabul edilmesi mümkün değildir. Ölenin, yaşamış olsaydı kendi yaşamsal ve sosyal ihtiyaçları için bir miktarını kendisi için ayıracağının kabul edilmesi gerekir. Bu pay Yargıtay’a göre en az, kişi kendi gelirinin yüzde otuzluk kısmını kendisine ayırır; kalan kısmını dağıtır. Sosyal Güvenlik Yasasına bakıldığında hak sahiplerine bağlanacak maaşlar da ölenin sağlığında almış olduğu gelirin, primi esas kazancının tamamı değildir. Burada dağıtılacak olan pay veya bağlanacak olan maaşlar kişiye ait gelirin yüzde yetmişi civarında bağlanır ve bu pay diğer paydaşlara maaş olarak paylaştırılır. Bu hesaplamalarda paylaştırmanın birtakım kıstasları var. Bu paylaştırma yapılırken öncelikle ihtiyaç sahiplerinin ihtiyacı olan miktarın dikkate alınması lazım.

KAZA TESPİT TUTANAĞI

KAZA TESPİT TUTANAĞI NEDİR?

Araç veya araçların karışmış olduğu trafik kazalarında söz konusu trafik kazasını belirten imgeleyen ve kazadaki tüm durumları belgeleyen bu yolla da kazadaki kusur hasar durumlarını açık bir şekilde ortaya koyan evrakın adıdır. Kaza tespit tutanağının kolu kuvvetleri ile beraber tutulabileceği gibi bazı durum ve şartlar yerine getirildiğinde ya da tam tersi bazı durum ve şartlar yerine getirilmediğinde kolluk kuvvetleri olmadan yalnızca araç sahibi veya araç sahiplerinin yalnız da  tutabileceği bir belge olduğunu bilmekle beraber bu şartları incelediğimizde yalnızca maddi hasarın oluşmuş olduğu trafik kazalarında taraflar birbirleriyle anlaşarak ve detaylı bir şekilde her olayı trafik kazasını aydınlatıcı şekilde anlatarak kendi aralarında bir kaza tespit tutanağı tutabilirler burada kolluk kuvvetlerini çağırmaları şart değildir fakat daha sonra bir sorun çıkması durumunda tarafların iddialarını ispat edebilmesi yönünden tuttukları bu kazağı tespit tutanağının kolu kuvvetleri tarafından tutulması durumu daha sağlıklı görünmektedir. Yaralanma ya da ölüm ile sonuçlanmış olan trafik kazalarında ise taraflar kendileri arasında anlaşsa bile kolluk kuvvetleri eşliğinde kaza tespit tutanağı tutulması zorunludur.

TUTANAK NASIL DOLDURULUR Ve AMACI NEDİR?

Söz konusu trafik kazası gerçekleştiğinde trafik kazasının taraflarından her ikisinin de ehliyet araç ruhsatı ve sigorta poliçelerinin geçerli olma şartı vardır eğer geçerli değillerse raporunu doldurulması mümkün olmayacaktır ve söz konusu kaza tespit tutanağı taraftar tarafından doldurulmuş olan bu tutanak geçerli bir evrak olarak nitelendirilemeyecektir. Bu kavramların geçerli olduğunu varsayımından sonra kaza tespit tutanağının doldurulmasına başlandığında kazanın tarihi saati ve yeri belirtilmekle başlanmalı ve ardından araçlar için ayrılmış 2 bölüm araç sahipleri sürücü bilgileri ve aracı ruhsat bilgileriyle ilgili bilgiler doldurulmalı sonra Trafik Sigortası poliçe bilgilerinin girilmesi ve yazılması tutanağın alt kısmında aracın darbe almış olduğu noktaların oklarla gösterilmesi ve trafik kazasının gerçekleştiği alanın taslağının çizilmesinin gerekli olduğunu ardından ise en alt kısma trafik kazasına karışan her iki tarafın kendi açılarından kazanın olmam biçimini beyan ettiği yazılar yazılır ve tarafların imzaları açılır bu şekilde kaza tespit tutanağı tutulmakta olup günümüzde sigorta bilgi ve gözetim merkezi tarafından çıkarılmış olan mobil kaza tutanağı uygulaması ile daha kolay bir şekilde kaza tespit tutanağı tutulabilmektedir. Kaza tespit tutanağını tutulmasındaki amaca baktığımızda kazanın oluş şeklini ve olaydaki hasarların tespit edilmesini ortaya koyan bir rapor olduğu fakat bu raporun tek başına bir kaza kusur oranı ya da derecesi belirleyemeyeceği kusur oranları ancak sürücülerin sigorta şirketlerinin değerlendirme ve incelemesinden sonra belirleneceği ve 3 gün içinde sonuçlanacağını söyleyebiliriz. Fakat kaza tespit tutanağı kaza ile ilgili önemli bir belgedir çünkü tarafların ileri c ya da kaza ile ilgili bir durum iddia etmesi noktasında hem zıt görüşün ya da iddia edilen durumun ispatlanması yönünden önemli bir belge niteliği taşıyabilmektedir özellikle kolluk kuvvetleri tarafından tutulmuş belgelere kendi taraflarından tutunmuş belgelerin nazaran daha az itiraz edebilme payı olmasından kaynaklı kolluk kuvvetleri tarafından tutulan kaza tespit tutanağının önemli bir uyuşmazlıkta ya da bir mahkeme yolunda daha önemli bir ispat delili olan bir evrak olduğunu söyleyebiliriz bu sebeple kişilerin Kendi başlarına kollu kuvvetleri olmadan tutmuş olduğu kaza tespit tutanağına iki tarafında onay vererek tutmasından kaynaklı olarak daha sonra itiraz ederek yanlışlık olduğunu belirtme Hakkı doğmayacaktır fakat kolluk kuvvetleri tarafından tutulan kaza tespit tutanağına kişilerin daha sonra eksik ya da yanlış tutulduğuna dair bir itiraz etme durumu söz konusu olabilmektedir.

TUTANAĞIN GECERSİZ OLDUĞU HALLER NELERDİR?

Kaza tespit tutanağı her durumda geçerli olabilecek ya da bir trafik kazasındaki tarafların her birinin doldurma hakkı olan ve doldurması sonucunda geçerli olabilecek bir belge ya de evrak değildir bu belge ya da evrakın geçerli olabilmesinin belirli şartları olmakla beraber bunun yanı sıra geçersiz olmasına sebep olacak bazı durumlarda vardır kaza tespit tutanağının kollu kuvvete olmadan yalnızca taraflarca tutulmasının her durumda geçerli olmadığını ve bunları detaylı incelediğimizde yukarıda da belirttiğimiz gibi taraflardan birinin ya da ikisinin de ehliyeti veya araçlarının ruhsatının olmaması durumunda tutulan kaza tespit tutanağı geçerli değildir araçlardan en az biri olmak üzere trafik sigortası bulunmaması durumunda da aynı şekilde doldurulan tutanak geçerli değildir. Bunların yanı sıra trafik kazası meydana geldiğinde kazaya karışan araçlardan birinin kamuya ait olması ya da kaza sonucu bir kamu malına zarar doğması sonucunda kolluk kuvveti olmadan tutulan kaza tespit tutanağı geçerli olmayacaktır aynı şekilde sürücülerden en az birinin 18 yaşının altında olması kazada ölüm ya da yaralanmanın olması sürücülerden birinin ya da ikisinin de alkol veya uyuşturucu madde şüphesi olması durumunda kolluk kuvvetleri olmadan tutulan kaza tespit tutanağı geçerli olmayacaktır. O yüzden kaza anında kolluk kuvvetleri eşliğinde ve kolluk kuvvetlerince kaza tespit tutanağının tutulması en sağlıklı olan durumdur.

HÜSEYİN DOĞAN

ARAÇ DEĞER KAYBI

ARAÇ DEĞER KAYBI NEDİR?

Araç değer kaybı dediğimiz kavrama bakacak olursak değer kaybının yaşanan bir trafik kazası sonucunda hasar almış ve bu durumun sonucunda söz konusu hasar sebebiyle  bakım tamirat gibi işlemleri yapılmış olan aracın bu işlemler sonucu piyasadaki artık geçerli olmuş olacak veya olan maddi değerinin esas değerinden daha düşük olmasını ifade eden bir kavramdır yani kısaca araç değer kaybının söz konusu kaza sonucunda araç üzerinde ve araç değerinde yapmış olduğu kayıp bedelidir. Söz konusu bu değer kaybı “KARAYOLLARI MOTORLU ARAÇLAR ZORUNLU MALİ SORUMLULUK SİGORTASI GENEL ŞARTLARINDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR GENEL ŞARTLAR” hükümlerinde belirtilmesi üzerine talep edilme sonucunda kurum tarafından belirlenen usul ve esaslar göz önüne alınarak atanmış olan sigorta eksperince tespit edilmektedir.  Hukuk sistemimiz değer kaybı kavramının net bir şekilde açıklamamakla birlikte sistemimizdeki kanunlar kanun hükümleri ve sigorta hükümlerine bakıldığında yukarıdaki gibi bir kaza sonucu aracın değerindeki düşüş olarak nitelendirilmesi doğru olacaktır. Değer kaybının karşılanması ve sorumluluğu ile ilgili inceleme yaptığımızda TTK m.1409 hükmüne göre yaşanan kaza durumunda kazada bulunan taraflardan kusurlu olan tarafın trafik sigortasının kaza sonucu meydana gelmiş hasar ve zararı karşılama sorumluluğu ve bununla birlikte direkt olarak zarar olarak nitelendirilebilen değer kaybını telafi etme sorumluluğu olduğunu görürüz. KTK m. 85 hükmüne bakıldığında ise ‘’ Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.’’ İfadesinin değer kaybıyla ilişkilendirilebileceği aşikardır.

Değer kaybının talep edilmesi durumunda karşımıza ‘’kimden talep edileceği’’ sorusu da çıkmaktadır. Kazadaki kusursuz tarafın araç değer kaybı varsa bu değer kaybı kazaya sebep olmuş taraf veya söz konusu tarafın zorunlu trafik sigortasınca karşılanır. Tabi değer kaybının ve zararlarının tamamının direkt olarak bu şekilde istenebilmesi için tarafın yaşanılan kazada tamamen kusursuz olması gerekmektedir. Kusur oranına göre talep edilecek değer kaybı ve zararların tutarının değişeceği göz önünde tutulmalıdır. Kazadaki kusursuz taraf değer kaybının karşılanması için ekspertiz raporu alarak kusurlu tarafa dava açma ya da Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurma yollarını kullanarak değer kaybını talep edebilir.

ARAÇ DEĞER KAYBINI KİM KARŞILAR VE NASIL TALEP EDİLİR?

Öncelikle araç değer kaybı talebinin şartlarına bakacak olursak;

Söz konusu motorlu taşıtların dahil olmuş olduğu bir kaza sonrasında oluşmuş olan değer kaybını tahsil edebilmek için bu taleple ilgili bazı şartların yer aldığını bilmeliyiz. Araç değer kaybı davası da diyebileceğimiz bu durumla ilgili şartlara baktığımızda bu şartlardan iyi ki kazada suçlu olan tarafın değer kaybını talep eden taraf olmaması gerektiğini ve kazanın 2 motorlu araç arasında gerçekleşmiş olması gerektiğini Bunun yanı sıra kaza olay yerinde olay gerçekleştikten sonra tutanak tutulma kaydıyla kaydedilmiş olmalı, zaman aşımı süresi olan iki yıl geçirilmeden talep edilmeli , olaydaki söz konusu aracın 125.000 kilometrenin üstünde olması şartıyla birlikte araç 10 yaşından büyük olmamalı ve kazadaki karşı tarafın trafik sigortasının olması durumunda bu sigortadan olmaması durumunda değer kaybının kendi tarafından ödenmesi gereklidir. Araç değer kaybını kimin ödeyeceği konusunu daha detaylı incelersek söz konusu trafik kazasında kusurlu olan tarafın trafik sigortasının diğer tarafın araç değer kaybını telafi etmek zorunda olduğunu dolayısıyla da trafik sigortasının araç değer kaybını karşıladığı bilgisinin doğru olduğunu eğer söz konusu aracın yapmış olduğu kasko poliçesinde bununla ilgili bir maddenin yer alması durumunda söz konusu kasko şirketi bu madde hükmünce değer kaybını karşılayabilmekte fakat böyle bir hüküm yoksa kaskonun karşı tarafın değer kaybını karşılama gibi bir zorunluluğu olmadığını kusurlu tarafı kendi kaskosunun kendi aracının değer kaybından sorumlu olduğunu söyleyebiliriz.

ARAÇ DEĞER KAYBI BAŞVURUSU NASIL YAPILMAKTADIR?

Bir trafik kazası sonucu trafik kazasına karışmış olan motorlu aracın değer kaybının tazmin edilmesi ve bunların yanında söz konusu aracın değer kaybının minimum indirilmesi için araç değer kaybı başvurusu araç sahibi tarafından yapılmalıdır. Bu başvuru için söz konusu kaza ve kaza ile ilgili tutulmuş olan trafik kazası tutanağında yer alan kusur durumu incelenmeli ve bu tutanağın her halükarda önemli bir belge olduğunu ve gerekli olduğunu bunun yanında araçla ilgili söz konusu usul ve esaslar doğrultusunda alınmış olan ekspertiz raporu ve aynı şekilde aracın bakım tamir gibi işlemlerinden sonra ödeme ile ilgili alınmış olan fatura, tramer kaydı  ve araç ruhsatı ile birlikte karşı tarafın trafik sigortası şirketine başvuru gerçekleştirilebilmektedir. Bu durumda araçtaki kusur durumları incelenerek her iki tarafında kusurları göz önünde bulundurarak değer kaybı hesaplanmaktadır. Söz konusu başvuru sonrasında karşı tarafın sigorta şirketinin değer kaybı masrafını karşılamayı reddetmesi durumunda eğer söz konusu sigorta şirketi sigorta tahkim komisyonunu üye ise sigorta tahkim komisyonuna ya da yetkili mahkemelere başvuruda bulunulmalıdır. Eğer karşı tarafın sigorta şirketi sigorta tahkim komisyonuna üye değilse direkt olarak yetkili mahkemelere başvuruda bulunulmalıdır. Bu durumda ise başvurulacak olan mahkemeler Asliye hukuk ve Asliye Ticaret Mahkemeleridir. Bu mahkemeler söz konusu durumlarla ilgili yetkili mahkemelerdir. Başvuru ile ilgili zaman aşımı süresinin 2 yıl olduğu ve bu 2 yıllık süre içerisinde mahkemelere dava açılabilmekte olup karşı tarafın sigortasının bulunmaması durumunda ise direkt olarak karşı tarafın kendisine dava açılıp söz konusu değer kaybı talep edilebilmekte olup bu değer kaybı bedeli bu şekilde tazmin edilebilmektedir.

KISACA ARAÇ DEĞER KAYBI BAŞVURUSU

Araç değer kaybı başvurusu için 2 taraf arasında gerçekleşmiş olan trafik kazasında değer kaybını talep edecek kişinin kusursuz olmakla beraber kusurlu olan tarafın sigorta şirketine başvurabileceğini söyleyebiliriz.

Kusurlu olmayan taraf, aracının daha önce değer kaybına uğramamış şartıyla birlikte ve zarar görmüş olan araç parçasının kazadan önce tamirat ve tadilat yapılmamış olma şartını sağlaması durumunda kusurlu olan tarafın tarafın sigorta şirketinin araç değer kaybını karşılama zorunluluğu bulunduğunu fakat başvuru sonucu söz konusu şirketin reddetmesi durumunda da şirketin komisyona üye olması şartıyla Sigorta Tahkim Kurulu’na veya komisyona üye olup olmadığına dikkat etmeksizin direkt olarak Asliye hukuk ve Asliye Ticaret mahkemelerine değer kaybının karşılanması ve diğer zararlarla ilgili tazmin edilme talebinde bulunulabilir.

HÜSEYİN DOĞAN

Open chat
Whatsappdan mesaj at
Merhaba
Geçmiş Olsun.Size yardımcı olabiliriz.
Hemen Ara