Pert araç tazminatı, pert farkı tazminatı olarak da isimlendirilir. Kasko sigortasını yaptırmış araç sahibinin trafik kazası sonucu aracının pert olmasıyla, bu pert bedelinin sigorta şirketi tarafından kendisine ödenmesidir.
Pert araç, herhangi bir trafik kazası sonucunda o kazaya karışan aracın yüksek hasarlı ve kullanılmayacak hale gelmiş olmasıdır. Aracın detaylı olarak incelemeye yarayan expertiz raporu sayesinde aracın hasar durumu öğrenilir. Trafik kazasına dahil olmuş aracın yüzde 70’inden fazlası hasara uğramışsa, o araç trafik sigortasına pert araç olarak yazılır.
Yüksek hasarlı araç pert haline gelince, pert için ödeme sigorta şirketi tarafından poliçede belirtilen değere kadar ödenir, bu bedel ise aracın piyasa değerine eşit bir değerde olmalıdır.
Sigorta şirketi bu ödemenin miktarını belirlenmesi için iki noktaya dikkat eder: aracın piyasa değeri ve araç rayiç bedelidir.
Aracın rayiç bedeli, sigorta poliçesinde yazan bedeldir. Aracın alındığı tarihteki değeri değildir. Yani bulunduğu dönemdeki değeridir. Sigorta şirketi 2. el bedelini piyasa araştırmalarıyla kazaya karışmış aracın ruhsat sahibine ödeme yapar. Belirlenen miktar doğrultusunda en geç 10 iş gününde sigorta şirketi, araç sahibine ödeme yapmalıdır. Eğer zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında olacaksa 8 iş günü içerisinde sigorta şirketi araç sahibine ödeme yapmalıdır. Exper size piyasa değerini araştırma yaparak bir miktar belirtir. Bu miktara itiraz edebilmektedir Experin teklif ettiği miktar aracın rayiç bedelinden düşük olmaması gerekmektedir. Bu teklifin altında olması ile mahkemeye başvurularak hakkınızı arayabilirsiniz.
SÜREÇ:
Trafik kazası sonucu aracınız ağır hasarlı hale gelmeli
Aracınıza sigorta experi atanır. Ve araştırma yaparak aracın durumunu sigorta şirketine bildirir.
Araç üzerinde onarılmayacak şekilde bir zarar doğmuş olması durumunda tam ziyandan bahsedilir, yani araç pert olmuştur.
Sigorta şirketi poliçe kapsamında pert ödemesi yapmak zorundadır. Poliçe belirtilen şekilde sorumludur. Exper araştırma yaptıktan sonra sigorta şirketine bildirilir. Sigorta şirketi araştırma yaptıktan sonra mutabakatname hazırlanmaktadır.
Sigorta şirketi ve araç sahibi miktar üzerinde anlaşmaları durumunda, sigorta şirketi pert bedelini araç sahibine öder.
Gayrimenkul, sigortacılık ve otomotiv gibi sektörellerde kullanılan, varlıkların değerini ve tespitini yansıtan rapordur. Alanında uzman kişilerin, ekspertiz firmaları tarafından hazırlanır. Çokça karşımıza sigortacılık sektöründe çıkmaktadır.
SİGORTACILIK SEKTÖRÜNDE EKSPERTİZ RAPORU
Sigortacılık alanında ekspertiz raporu veya ekspertiz raporu, hasarın belirlenmesi açısından önem taşır. Bilindiği üzere, trafik kazaları haksız fiil sorumluluğuna yol açmaktadır. Hasarın tazmin edilebilmesi için zarar olgusunun belirlenebilir olması gerekmektedir. Bu zarar olgusu, tam olarak uzman kişiler tarafından belirlenmelidir; çünkü, tazminat hukukunun amacı zarar göreni zenginleştirmek değil, hasarını gerektiği ölçüde tazmin etmektir. Bu doğrultuda varlıkların değerinin tespiti ve analizini yapan uzmanlar tarafından oluşturan ekspertiz raporu büyük bir önem taşımaktadır. İşlemin daha kolay ve güvenilir olmasını sağlar.
OTOMOTIV SEKTÖRÜNDE EKSPERTIZ RAPORU
Aracın hasarları, ya da orijinal olmayan değiştirilen parçalar uzman olmayan bir kişi tarafından bakıldığında kolayca anlaşılmaz, gözle görülmeyen hasarlar olabilmektedir. Genelde 2. el araç sahibi olmak isteyen kirşlerin ekspertiz raporuna başvurarak araçtaki değişikleri, yıpranmaları görerek, daha güvenilir bir karar vermelerine olanak sağlar. Satın alacak kişiler araçla alakalı detaylı bir bilgiye sahip olmuş olurlar.
Zaten 2019 yılı ve daha sonrası için 2. el araç alım-satımı için ekspertiz raporu zorunlu hale gelmiştir. Zorunlu hale gelmesinin sebebi de aslında 2. el araç sahibi olmak isteyen kişinin, sonrasında ortaya çıkabilecek zararlardan korunmasıdır. Satıcı için de sonradan ortaya çıkabilecek zaralar soncuyla yüksek maliyetli ödeme sorunuyla karşılaşmaması için önemlidir. Karşılıklı tarafların mağdur olmamasını sağlar. Ekspertiz süreci boyunca aracın mekanik ve elektronik aksanları detaylı bir şekilde incelenerek hasalar ve durum tespit edilir.
GAYRİMENKUL SEKTÖRÜNDE EXPERTİZ RAPORU
Ekspertiz raporu sayesinde konut değeri araştırması yapılarak konut sahibi olmak isteyen kişiler alacakları konut bakımından ayrıntılı bir şekilde bilinçlenirler. Yani konutu alan kişinin konut hakkında ayrıntılı bilgiye sahip olması bu raporla sağlanır. Rapor sayesinde kişiler, konutun iskân durumu, ipotek gibi tapu bilgileri, konutun yaşı, metrekaresi gibi özellikleri ile bilinçlenir. Genellikle banka sektöründe görülmektedir. Yani bankalar konut kredisine başvurularında kişilerden ekspertiz raporu istemektedir. Bu ekspertiz raporuna göre bankalar, kişiye ne kadar kredi vereceğine karar verir.
Dünyada çok sık rastlanan trafik kazaları ülkemizde de yoğun olarak görülmektedir. Genellikle bu trafik kazaları büyük maddi hasarlara yol açmaktadır. Bu hasarlar da zorunlu veya İhtiyari mali sorumluluk sigortası veya kasko sigortasıyla karşılanmaktadır. Kusurlu aracın sigorta şirketi kusuru olmayan aracın hasarını giderir.
Bazen o kadar büyük bir kaza meydana gelmektedir ki, tamirat- onarım yapılan aracın 2. el piyasandaki değer düşmektedir. Bu değerdeki düşüş de araç değer kaybı olarak nitelendirilir. Aracın özellikleri göz önüne alınarak, markası, model vs. aracın kaza öncesi 2.el piyasa değeri ve kaza sonrası 2.el piyasa değeri arasındaki fark, değer kaybı miktarını oluşturmaktadır. Bu miktar tam olarak dosya kapsamındaki bilirkişi raporuyla belirlenecektir.
Araç değer kaybetmiş olduğu durumlarda araç sahibinin tazminat hakkı doğar. Aracın sahibi kusurlu aracın sahibinden veya onun sigorta şirketinden bu miktarı tazmin eder. Genellikle sigorta şirketi bu değeri karşılamaktadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu 97. maddeye göre öncelikle zarar gören kişi sigorta şirketine başvurulmalıdır. Bu birer dava şartıdır. Bu şartı gerçekleştirmeden yani sigorta şirketine başvurmadan açılan davalar reddedilir.
GÖREVLI MAHKEME NEDIR?
Eğer sigorta şirketine dava açmak istiyorsanız, görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir. Araç sahibine karşı açılacak davalar için Asliye Hukuk Mahkemeleri görevlidir. Zarar gören taraf, Sigorta şirketine öncelikle başvuruda bulunmalı sonrasında arabuluculuk yoluna gitmelidir. Bunlardan olumlu bir cevap almadığı takdirde dava açarak hasarını zarar veren taraftan tazmin edebilme imkânı vardır.
YETKILI MAHKEME HANGISIDIR?
Araç değer kaybı davası birçok yerde açılabilmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 16’nın uygulanması gerekir. Şöyle ki , trafik kazaları birer haksız fiil olduğundan bu madde uygulama alanı bulur.
Haksız fiil işlendiği yani kazanın meydana geldiği veya zararın meydana geldiği, gelme ihtimalinin bulunduğu yerde açılabilir. Zarar görenin yerleşim yerinde de açılabilmektedir.
“Haksız fiilden doğan davalarda yetki
MADDE 16- (1) Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.”
DAVA AÇMAK YERINE TAHKIME BAŞVURMAK:
Tahkime başvurmak, uyuşmazlığın çözümüm hızlı ve esnek şekilde olmasını sağlar. Bu kapsamda da isterseniz dava açmak yerine Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurabilirsiniz. Bu komisyon yargılama yetkisine sahip, alternatif uyuşmazlık tahkim komisyonudur. Kusurlu aracın sahibinin yaptırdığı sigorta şirketine karşı bu yola başvurulur. En geç 6 aylık süre zarfınca Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından başvuru sonuçlanacaktır. Bu sayede sizin zamandan tasarruf etmenize imkân sağlayacaktır.
İKAME ARAÇ BEDELI TAZMINATI
Trafik kazası sonucu araçtaki meydana gelen hasarların onarılması süresince kişi araçtan mahrum kalır, başka bir araç kiralayabilir. Bu sebeple de bu kişiye ikame araç bedeli ödenmektedir. Kendisine bir araç verilmiş olsa bile ikame araç bedeli tazminatı ile mahrum kalınan bedeli istenilebilmektedir.
Trafik Sigorta Genel Şartı kapsamında olmayan ikame araç bedeli, ticari kazanç kaybı bedeli tam kusuru araç sahibi ve sürücüden tazmin edilir. Yani bu bedel sigorta şirketinden talep edilememektedir.
İlk olarak ekspertizin kelime anlamına bakarsak ‘ ekspertiz , bilirkişi tarafınca yapılmış olan inceleme ‘ olarak karşımıza çıkmaktadır . Uygulamadaki anlamı ise alışveriş öncesinde o malın değerinin ya da sigorta kayıtlarında olan hasarlarının belirlenmesi maksadıyla yapılmış olan değerlendirmeye ekspertiz raporu denir .
Ekspertiz raporu genel olarak üç ayrı başlıkta incelenmektedir . Bunlar da gayrimenkul sektörü , otomotiv sektörü ve son olarak da sigortacılık sektörüdür . Bunların dışında da başka bir çok alanda ekspertiz raporu düzenlenebilir ama genel olarak yukarıda dediğimiz gibi üç türde ekspertiz raporu vardır . Bu yazıda ele alınacak ekspertiz rapor türü de otomotiv sektöründe kullanılan ekspertiz raporudur .
OTOMOTİV SEKTÖRÜNDE EKSPERTİZ RAPORU
Otomotiv sektöründeki ekspertiz raporu ikinci el olan aracın durumu belirlenerek alıcının ve satıcının güvenli bir şekilde alışveriş yapmasını sağlamak amaçlanmıştır . Bu amaç doğrultusunda dikkat edilmesi gereken huşular şunlardır : aracın yaşı , aracın geçmişi yani aracın daha önceden yapmış olduğu kazalar sonucunda oluşan hasarlar, aracın motorunun durumu , araç üzerindeki güncel hasarlar ve aracın mekanik aksamlarının durumu gibi .
Otomotiv sektöründe kullanılan ekspertiz raporu yasal olarak 2019 ‘a kadar zorunlu değildi . Fakat 2019 ‘da Ticaret Bakanlığının yapmış olduğu bir değişiklikle oto ekspertiz raporu ikinci el araçların alım ve satım işlemlerinden önce zorunlu hale gelmiştir . Yapılan son değişikliklerle birlikte ise sekiz yaşının altında ve yüz altmış bin kilometrenin altındaki araçlarda alım satım işlemlerinin yapılabilmesi için oto ekspertiz raporunun alınması mecbur hale getirilmiştir .
Oto ekspertiz raporunun alınmasındaki bir diğer amaç ise aracın alım satımı işlemlerinde doğabilecek olan mağduriyetlerin önüne geçmek ve mağduriyetlerin oluşmasını engellemektir .
EKSPERTİZ RAPORUNDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR
Otomotiv sektöründeki ekspertiz raporunun önemi çok büyüktür . Ekspertiz hizmeti kapsamında araç çok ince bir şekilde incelenir ve bu da raporlanarak bilgiler kayıt altına alınır ve böylece de aracın güncel güncel durumu üzerinde ayrıntılı bir bilgiye sahip olunur . Bu raporda bakılan noktalar :
1 – Boya kontrolü
2 – Mekanik ve motor kontrolü
3 – Yanal kayma testi
4 – DYNO testi
5 – Süspansiyon testi
6 – Fren testi
7 – Diagnostik test
8 – Akü testi
1 – ARACIN BOYA TESTİ
Ekspertiz raporu hazırlanırken ilk yapılan aracın kaportasına bakmaktır . Buna göre aracın kaportasında ya da herhangi bir yerinde boya olup olmadığı kontrol edilir . Eğer ki boya bulunursa bu boyanın kalınlığı vs. gibi özelliklerine bakılarak not alınır .
2 – ARACIN MEKANİK VE MOTOR KONTROLLERİ
Burada aracın motorunun nasıl çalıştığına bakılır . Aracın gösterge paneli , enjeksiyonu ve abs. si gibi sistemlere bakılır .
3 – YANAL KAYMA TESTİ
Araç bir kilometrelik yolda bir teste tabi olur . Bu testin amacı aracın burada sağa ve sola ne kadar kaydığıdır .
4 – DYNO TESTİ
Dinamometre testinin kısaltılması olan DYNO testi araç motorunun ne kadar güç ürettiğini ölçer . Aynı zamanda aracın üretmiş olduğu bu gücü tekerleklere iletip iletmediğine bakılır . Bunların dışında aracın motor gücü , şanzıman aralığı , tork değeri , aracın aküsüne , aracın motoruna , radyatördeki yağ oranına ve tekerlek gücüne de bakılarak bilgi alınır . Tüm bu testlerin yapılmasındaki amaç araçta güç kaybının olup olmadığının ölçülmesidir .
5 – SÜSPANSİYON TESTİ
Süspansiyon testinde araç hareket halinde iken yol tutuşunun nasıl olduğuna bakılır . Bu test yapılırken özellikle virajlı ve çukurlu yollarda yapılarak aracın yol tutuşuna bakılır . Bu testin dört tane aşaması bulunmaktadır . Buna göre :
Bu testte ilk yapılan araç seyir halinde iken tekerleklerinin en düşük düzeydeyken tutunma kuvvetleri ölçülerek bir değerlendirme yapılır .
Tekrar araç halinde iken tekerleklerin en düşük düzeydeyken yola tutunma frekansları ölçülerek bir değerlendirme yapılır .
Sonra tekerleklerin ağırlıkları teker teker ölçülür .
Ve son olarak da otomobilin ağırlığı ölçülüp değerlendirmesi yapılır .
6 – FREN TESTİ
Otomobiller için yapılan ekspertiz raporundaki en önemli testlerden bir de fren testidir . Burada aracın sahip olduğu arka ve ön frenleri kontrol edilir .
7 – DİAGNOSTİK TEST
Bu testin yapılmasında özel bir cihaz kullanılır . Bu cihaza diagnoz denir . Bu cihazda tüm araçların model ve markaları kayıtlıdır . Böylece bu cihazla aracın aldığı güç ile gerekli olan tüm teknik malzemelerin ve ekipmanlarının olup olmadığı tespit edilir .
8 – AKÜ TESTİ
Bu testin kapsamında akünün ömrü , akünün şarj durumu ve akünün marj değeri gibi noktalar dikkate alınarak bir tespit yapılır.
Normal yaşamda meydana gelecek bir trafik kazası sonucu oluşan hasarların karşılanması noktasında kimi durumlarda trafik sigortasının söz konusu limitini aştığını ve fazlasıyla zorladığını görebiliriz. Bu limit aşmanın çoğu zaman maddi olarak ele alınmasının yanında hayati durumlar için de söz konusu olduğu durumların varlığını göz ardı edemeyiz. Bu durumlar göz önüne alındığında gerçekleşen bir trafik kazasında hasar veya kusur bulunan hallerde hasara neden olan kusurlu kişinin veya kişilerin kendilerinin karşılamaması için bu hasarları karşılaması için yapmış oldukları bir sigortadır yani kısaca İhtiyari Mali Mesuliyet bir sigorta çeşidi olarak önümüze çıkmaktadır. Bu sigorta çeşidini genellikle kasko poliçelerine ek bir şekilde yaptırabilmekle beraber trafiğe çıkan her aracın ve araç sahibinin yaptırması gereken zorunlu trafik sigortasının karşılayamadığı veya karşılama yükümlülüğü kapsamının dışında bulunan hallerdeki karşılanması gereken hasarları kendi poliçesinde belirlenmiş sınırlar dahilinde karşılamakta olan bir sigorta türüdür. Bu sigorta türü aynı zamanda sigortalı olan kişiyi hem haklı taleplere karşı hem de haksız taleplere ve iddialara karşı koruma yükümlülüğü bulunan bir sigortadır. Sigorta bu kapsamlı yönüyle sigorta yaptıracak kişilerin tercih etmesini kolaylaştırmaktadır. İhtiyari mali mesuliyet sigortası yalnızca ülke içinde yani Türkiye sınırları içerisinde geçerli olan bir sigorta türü olmakla beraber bu sigortanın şartları ve kapsadığı sorumlulukların içinde manevi tazminat durumları da yer almaktadır fakat manevi hasarlar maddi hasarlar gibi net ve kolay bir şekilde ölçülemeyeceği için ayrı olarak teminatlarda yer almalı ve belirtilmiş olmalıdır. Doğal olarak teminatlarında manevi tazminatı belirten sigortalarda ekstra bir durum olmasından kaynaklı olarak maddi farklılıklar da ortaya çıkmaktadır. Hukukta yapılacak olan her sözleşme gibi İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası sözleşmesi ve şartları da sigortacı taraf tarafından sigorta yaptıran kişiye açık ve belirli şekilde anlatılmalı ve tüm durumlar sigorta yaptıracak kişiye açıklanmalıdır. Daha kapsamlı olarak bu sigortaya yaklaşacak olursak incelediğimizde sigortanın söz konusu aracın sahibinin 3. kişilere verdiği zararları karşıladığını Bunun dışında trafik kazası sebebiyle oluşturulmuş olan fiziki ya da maddi hasarların zorunlu trafik sigortası tarafından karşılanmayan zorunlu trafik sigortası kapsamına girmeyen durumlarının karşılanmasını sağlayan bir sigorta olduğunu söyleyebiliriz. Bu sebeplerden kaynaklı İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortasının zorunlu trafik sigortasına göre çok daha kapsamlı bir sigorta türü olduğunu ve sigortalı kişiye tıpkı zorunlu trafik sigortası gibi sigortalı oldukları sürece bu sigortadan yararlanıp destek alarak trafik kazası ya da sigorta kapsamına giren bir olayla ilgili yarar sağlar. Bu kapsamı nedeniyle İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası sigortalı kişi tarafından oldukça kapsamlı ve kurtarıcı bir sigorta olarak görülmektedir. Bu sigorta kapsamında 3. Kişilerin ölümü, yaralanması ya da sağlık yapılarının bozulması ya da ‘’şey’’lerine yani mallarına gelen zarar kapsamında bu zarara yol açan sigortalının İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası kapsamında mevzuat hükümlerinin incelenerek ve mevzuatın dışına çıkılmayacak şekilde karşılanabilmektedir.
İHTİYARİ MALİ MESULİYET SİGORTASI VE ZORUNLU TRAFİK SİGORTASI
Zorunlu trafik sigortasının trafik kazalarında yalnızca maddi hasarları gidermesi ve kapsam olarak yeterince geniş olmaması fakat İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortasının zorunlu trafik sigortasına göre kapsam olarak çok daha geniş ve maddi hasarların yanına manevi ve fiziki hasarları da onarması ikisi arasında bu yönden yani esasında kapsam yönünden önemli bir fark içermesine yol açarken iki sigortada da yararlanan sigortalı sigorta süresi boyunca yararlanabilmektedir ve İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası kasko sigortasının ek teminatıyla yapılabildiğinden o da zorunlu trafik sigortası gibi 1 yıllıktır farklılıklara rağmen bu yönlerden de ortak özellikler barındırırlar.
İHTİYARİ MALİ MESULİYET SİGORTASI ÜZRETİ VE KAPSAMI NEDİR?
Kasko sigortasının ek teminatı olarak yapılabilen İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası için öncelikle sigorta yaptırmak isteyen kişi aracına göre uygun ve çeşitli seçeneklerden bir kasko sigortası seçerek yaptırıp daha sonra buna ek teminat olarak ihtiyacım mali mesuliyet sigortası yaptıracağını talep edip ihtarı mali mesuliyet sigortası hakkında hem kapsam hem ücret olarak bilgi alıp bunların yanında nasıl ücretler karşılığında bu kapsamları nasıl daraltıp genişletebileceğini de öğrenmesi gerekmektedir
Bu sigortanın neden ve nasıl yapılacağını yukarıda açıklarken belirttiğimiz gibi sigorta içerisinde yer alan teminatlar genel olarak 3. kişilerin madden , bedenen ya da manevi olarak görmüş oldukları zararların karşılanmasına yönelik teminatlar içermektedir. Genel olarak maddi zararları karşılayan zorunlu trafik sigortasını kapsamının içine almadığı durumlar ve manevi zarar durumlarını kapsadığı için aslında zorunlu trafik sigortasına göre sigortalıya çok daha geniş yelpazeli bir kapsam sağlamaktadır.
Sigortalı şahıs zorunlu trafik sigortasını yaptırdıktan sonra gerçekleşmiş ve içerisinde bulunduğu trafik kazası durumunda bu zorunlu trafik sigortasının karşılama yapmayacağı ve kapsamı içine almadı hasar ve kusur durumlarında limit olarak en az 5 iş günü içerisinde durumunu sigorta şirketine bildirmesi gerekir. İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası her bir araç başına teminat sunmakta olmakla beraber motorlu araçların karışmış olduğu kazalarda hasar ve zararların tazmini ile ilgili talepler karşılığında zarar görmüş olanın zarar ve kusur sahibi olan yani tazminat yükümlülüğü bulunan kişinin öğrenmiş olduğu tarihten itibaren başlamakla birlikte 2 yıl ve herhalde kaza gününden itibaren 10 yıl içinde başvuru yapmakla yükümlü olup aksi takdirde durum zamanaşımına uğrayacaktır.
İkame araç, bir motorlu aracın trafik kazası yapması ve bu trafik kazası sonucunda tarafsız bir eksperin araçla ilgili yapmış olduğu inceleme sonucunda söz konusu trafik kazasında hasar almış bu aracın trafiğe çıkmaması kararı verilmesi durumu sonucunda sorumlu olan sigorta şirketi tarafından araç sahibine yani sigortalıya vermiş olduğu yedek araçtır. Sigortalı araç sahibine temin edilmiş olan aracın yani ikame aracın sigortalı araç sahibinin hasarlı ve trafiğe çıkmamasına karar verilmiş aracının özelliklerine göre bu özelliklere özellikleri en yakın araç modelleri incelenmelidir ve bu araçlar içerisinden bir araç sağlanması gerekmektedir. İkame araç teminatının her durumda olmadığını bu teminatın hangi durumlarda ve ne kadar süreyle verileceğini, yaptırılan sigorta poliçesinde belirleyerek bilgi alınması gereklidir aksi durumda poliçenizde yazan şartlar daha sonrasında gerçekleşen durumla uyuşmazsa ikame araç teminatı durumundan yararlanamaz ve hak talep edemezsiniz.
İKAME ARAÇ TEMİNATININ KULLANILABİLECEĞİ DURUMLAR
İkame araç teminatı durumu yani ikame araç verilmesi sigorta poliçesi olan araç sahibi sürücünün aracının serviste bulunma süresi artması durumunda gerçekleşen bir durum olmakla beraber esas koşulun söz konusu aracın kullanılmayacak duruma gelmesi ve hasar neticesiyle sürüş güvenliğinin bozulmasıdır. Bunun dışında yazımızda aşağıda inceleyeceğimiz şartların varlığı halinde ikame araç temin edilebileceği ve sigortalı olan araç sahibi sürücünün kendi hasarlı aracını servisten alana kadarlık sürede araçsız kalmamasının temin edildiğini söylemeliyiz. İkame araç teminatı yapılan sigortanın poliçesinde yer almadığı taktirde kullanılamayacağından dolayı araçla ilgili söz konusu sigorta poliçesi hazırlanırken ayrıca ikame araç hizmetinin de düzenlenmesi ve hazırlanması gerekmektedir. Zorunlu trafik sigortası kapsamıyla birlikte ikame araç hizmetinden de yararlanmak için sürücünün yapmış olduğu trafik kazasının niteliği ve aracın almış olduğu hasarın niteliği sigorta yapılırken sigorta poliçesinde belirlenmiş ve ikame araç teminatının içeriğinde yer almış olması gerekmektedir aksi durumda yani poliçede olmaması durumunda sürüş özelliği kaybolmuş ve bozulmuş olan aracın yerine ikame araç temin edilmeyecektir ve sürücü bu durumda mağdurluğuyla kalmış ve araçsız kalmakla yetinecektir. O yüzden sigorta yaptıracak olan araç sahibinin söz konusu sigorta poliçesinde ikame araç teminatı ile ilgili durumları sigorta firmasıyla konuşarak belirlemelidir. Araçlarını koruyarak bunun yanında da ikame araç teminatından yararlanmak isteyen araç sahibi sigortalı adayının kasko sigortası kapsamında kasko sigortası sayesinde ikame araç teminatından yararlanması mümkün olacaktır. Kasko sigortasıyla ikame araç teminatından yararlanması mümkün olsa da kame araç teminatının ayrıca kendi özelinde şartları belirlenmeli ve anlaşılmalıdır bu sigortalı araç sahibi için en sağlıklı durumdur.
İKAME ARAÇ TEMİNATINDAN YARARLANMANIN ŞARTLARI
İkame araç teminatının gerçekleşebilmesi için söz konusu durumda bazı şartların gerçekleşmesi ve oluşması gerekmektedir. Söz konusu şartlar genel hatlarıyla tüm sigorta şirketleri tarafından aşağıda belirteceğim şekilde belirlenmiştir. Bu şartlar incelenecek olursa ;
Trafik kazasından sonra oluşan hasarla ilgili tarafsız bir eksperin söz konusu hasarı incelemesi sonrası araçla ilgili emniyetli bir şekilde sürüş yapılamaması durumunun varlığını teşhis eder ve onaylarsa ve bu durumu sigorta şirketinin onaylaması durumunda ikame araç teminatı hizmetinin devreye girebileceğini, Sigortalı kişinin aracının park ya da bekleme halinde değil de sürüş halinde güvenli olmayacağı durumunun oluşması gerekmektedir ve bu durum oluşursa ikame araç teminatının devreye gireceğini, İkame araç temininin sigorta şirketince sunulmuş olan sigorta poliçesine göre 24 ila 48 saatlik süre içerisinde gerçekleşmesi gerekmekle beraber Pazar günleri bu süreye dahil edilemeyecek bu süre geri kalan günlerle ilgili hesaplanacak ve bu durumda ikame araç teminatının devreye girebileceğini, sigortalı araç sahibinin aracının serviste geçirmiş olduğu süre ve bunun yanında verilecek ikame aracının kullanımı konusunda tamiri gerçekleştirecek olan araç servisiyle araç hizmeti sunmuş olan firmanın durumun içindeki eksper ile anlaşma yapması gereklidir eğer anlaşma yapılmazsa bu durum sigorta şirketine iletilmeli ve daha sonra anlaşmanın gerçekleşmesi ile birlikte araç tamir edilecek olan araç servisini bırakılmalıdır ve bu şekilde ikame araç teminatının devreye girebileceğini söyleyebiliriz. Trafik kazasında hasar görmüş olan aracın araç servisinden beklenen veya belirlenen süreden önce çıkması durumunda ikame aracın iade edilmesi gereklidir. Sigortalı araç sahibi sürücünün söz konusu sigorta şirketinin politikasına göre değişkenlik göstermekle beraber sigortalının ikame araç teminatı bir sigorta yılı boyunca bir veya iki kere isteme hakkı bulunabilir. Sigorta şirketi eğer ikame araç teminatını karşılamazsa ya da karşılayamazsa sigortalı aracıyla benzer özellikte bir araç kiralayıp kira bedelini sigorta şirketinin karşılamasını isteyebilir tabiki sigortalı bu durumda makbuzlarla durumu ispat etmek zorundadır. Sigortalı araç sahibi sürücü ikame araç temin süresini aşıp aracı kullanmaya devam etmesi durumunda teminattan fazladan yararlandığı için ayrıca belirlenmiş olan kira ücretini ödemekle yükümlü olacaktır. Sigortalı araç sahibi sürücü ikamet adresi bulunduğu şehrin dışında trafik kazası gerçekleştirmiş olup bunun karşılığı olarak sürücüye ikame araç verilmiş ise belirlenmiş olan süre bitiminde ikame aracın sürücüye verildiği şehirden aynı şekilde teslim alınması gereklidir. Son olarak sigortalı araç sahibi sürücünün verilmiş olan ikame araçla yapmış olduğu bütün köprü veya otoyol geçişleri veya almış olduğu trafik cezaları sürücü yani sigortalı tarafından karşılanacaktır. Bunların yanı sıra ikame haraç teminatına engel olacak olan bazı durumların da yer aldığını söyleyebiliriz, bu durumların bazılarından bahsedecek olursak örneğin kasko Sigorta poliçesinin sorumluluğunun dışında yer alan tüm durumlarda ikame araç teminatından yararlanamayacağı Bunun dışında trafik kazası dışında sayılan araç bakım durumu ya da araç onarım durumu hallerinde geçecek olan süre ikame araç için dikkate alınmayacak süreler olmakla beraber trafik kazası olmayan herhangi bir nedenden dolayı aracın kullanılamayacak hali gelmesi durumunda bile ikame araç teminatının geçerli olmayacağını bilmeliyiz.
İKAME ARAÇ TEMİNATI NASIL HESAPLANIR?
İkame araç bedeli , söz konusu trafik kazası meydana geldiğinde trafik kazası sonucu alınmış hasar eksper tarafından göz önüne alınarak incelenip açıklandıktan sonra bilirkişi marifetiyle piyasa şartları da göz önüne alınarak hesaplanır. Bilirkişi ikame bedeli hesaplanmasından sonra sigortalı araç sahibi sürücünün aracı kullanamadığı süre boyunca eğer kullansaydı yapacağı bakım onarım giderleri , amortisman vs hesaplanarak araç ikame bedelinden düşürülmesiyle kalan miktar üzerinden teminatla ilgili hüküm kurulacaktır. Sigortalı araç sürücüsüne söz konusu Sigorta şirketince polise teminatı sorumluluğunda ikame aracı sağlanmışsa sigorta şirketinde sağlanmış olan ikame araç süresinin de ikame araç bedelinden düşürülmesi ve ikame araç bedelinin böyle hesaplanması gereklidir.
İKAME ARAÇ BEDELİ ( ARAÇTAN YOKSUN KALMA TAZMİNATI )
Ülkemizde trafik yoğunluğunun artmasının etkisine bağlı olarak trafik kazaları da artmaktadır . 2022’nin ilk altı ayında meydana gelen trafik kazalarının sayısı 226 bin 793’tür ve bu kazaların büyük çoğunluğu maddi hasarlı trafik kazasıdır .
Kazanın sonucunda aracı kullanamayacak olan şoförün , aracı kullanamadığı süre içerisindeki giderler düşülerek o aracın modeli dikkate alınarak sürücüye bir araç tesis edilmesi sonucunda oluşan giderin zarar veren kişi tarafından ödenmesinin istenmesidir .
Maddi hasarlı trafik kazalarında kazanın oluşmasında tam kusuru olan araç sürücüsünün bağlı olduğu sigorta şirketinin kazada kusuru bulunmayan aracın tamirini üstlenmektedir .
İkame araç hizmeti kasko sigortası yaptırılırken sunulur .
İKAME ARAÇ NEDİR ?
İkame araç tarafsız bir eksper tarafından kaza yapan aracın incelenmesi sonucunda kaza sonucunda hasar alan aracın trafiğe çıkmamasına karar verildiği zaman ilgili olan sigorta kuruluşunun sigortalı araç sahibi için yedek bir araç sağlamasıdır . İkame araç belirlenirken kaza yapmış olan aracın özelliklerine en yakın olan araçla sağlanması gerekmektedir .
İkame araç hizmetinin uygulanmasındaki amaç kaza sonucunda aracını kullanamayacak olan sürücünün araçsız kalmamasını önlemektir .
İkame aracın verilebilmesi için yapılan trafik kazasının küçük olmaması gerekmektedir . Örnek olarak aracın çizilmesi ya da boyasında bir hasarın meydana gelmesi gibi . Bunun nedeni de aracın sürüş aksamında bir sorun olmamasıdır .
Hangi hallerde sigorta yaptıran kişinin ikame araç alabileceği ve kaç gün için ikame araç alabilir gibi konular sigorta poliçesi hazırlanırken detaylı bir şekilde belirlenmelidir .
İKAME ARACIN VERİLDİĞİ HALLER
İkame araç , trafik kazası sonucunda servise giden aracın bakım ve onarım süresinin uzaması durumunda verilir . Bu hizmetten sürücünün yararlanabilmesi için en başta gelen koşul aracın kullanılamayacak şekilde büyük bir maddi hasar almasıdır .
İKAME ARAÇTAN YARARLANABİLMENİN ŞARTLARI
Araç sürücüsünün ikame araç hizmetinden yararlanabilmesi için bazı şartların yerine gelmesi gerekmektedir . Bu şartlar genel olarak sigorta kuruluşlarında genel hatları aynı olacak şekilde hazırlanmıştır . Buna göre ikame araçtan yararlanabilmenin şartları :
1 – Aracın kaza yapması sonucunda ortaya çıkan hasar bağımsız bir eksper tarafından onaylanmış olması gerekmektedir.
2 – hasar gören aracın yirmi dört saat içerisinde tamir edilemiyor olması gerekmektedir .
3 – Aracın seyir halinde iken hasara uğraması gerekmektedir . Park halinde ya da durağan halde iken kazanın olmaması gerekmektedir .
4 – Eksper ile aracı tamir edecek olan servisin anlaşmaları gerekmektedir . Anlaşmaları üzerine araç servise gider . Eğer eksper ile araç servisi anlaşamazlarsa konu sigorta kuruluşuna gider .
5 – Verilen süreden önce araç tamir edilmiş olursa ikame aracın geri verilmesi gerekmektedir .
6 – Hasar gören araç yılda bir ya da iki defa ikame araç hizmetinden yararlanabilir .
7 – Eğer sigorta şirketi tarafından kaza yapan aracın marka ve modelinde bir araç bulamazsa sigorta yaptıran kişi kendisi aynı özelliklerde bir araç bularak kiralayabilir . Sürücünün bu araç için yapmış olduğu masraflar sigorta kuruluşu tarafından sürücünün faturaları getirmesine bağlı olarak karşılanır .
8 – Eğer verilen ikame aracın süresinin geçmesine rağmen sürücü tarafından hala verilememesi üzerine sürücünün bu faydalandığı süre içerinde ayrıca bir kira vermesi istenir . Ve bu ücreti sürücü ödemekle yükümlüdür .
9 – Sürücünün ikametine bağlı olarak hangi ilde verildiyse araç o ilden teslim edilmelidir .
10 – Ve son olarak da sürücünün ikame aracı kullanırken geçmiş olduğu otoyol ve köprülerin parası sürücü tarafından karşılanır .
Kasko poliçesi haricine ikame araç hizmetinden faydalanılamaz .
İKAME ARAÇ SÜRESİ
Sigorta kuruluşlarınca değişebilmekle birlikte ikame araç süresi yedi ve on beş gün arasında değişebilir .
İKAME ARAÇ TAZMİNATI
İkame araç tazminatı ise kaza sonucunda hasara uğramış olan aracın trafiğe çıkamaması nedeniyle ortaya çıkan zarara denir . Onarım sürecinde olan aracın kullanılamamasından dolayı kazada kusuru bulunan taraf sorumludur . Türk Borçlar Kanununun 49. maddesi hükmünce zararın tazmini için kusurlu tarafa başvurulmamaktadır . Aracı hasar ören kişinin tazminatı karşı taraftan ya da karşı tarafın sigorta şirketinden isteyebilme hakkı bulunmaktadır .
Bu tazminat miktarının belirlenmesinde ; aracın özellikleri , aracın modeli ve markası , aracı sigorta yaptıran kişinin aracını ne sıklıkla kullandığı , aracın bugüne kadar yapmış olduğu kilometresi , aracın onarım süresi , aracın piyasa değeri , aracın trafiğe çıkış tarihi ikame araç için ödenmesi gereken tutar gibi hususlar dikkate alınarak bir tazminat belirlenir .
Araçtan yoksun kalma tazminatı yani ikame araç bedeli trafiğe çıkmayan hasarlı aracın günlük ikame araç bedeliyle , onarım nedeniyle trafiğe çıkmadığı gün sayısının çarpılması sonucunda hesaplanarak bulunur .
KASKO VE ZMSS ( ZORUNLU MALİ SORUMLULUK SİGORTASI )
KASKO SİGORTASI
Kasko sigortası isteğe bağlı bir sigorta çeşididir . Bu sigorta çeşidine göre motorlu bir aracın seyir halinde iken ya da durur bir vaziyette iken aracı sigorta yaptıran sigorta yaptıran sigortacının istediği ve iradesi dışında meydana gelen olumsuz olaylara karşı örnek olarak aracın çalınması , yanması , trafik kazası geçirip hasar alması gibi durumlarda sigorta sahibine tazminat ödenmesini sağlar . Kasko sigortasının belirlenmesinde aracın modeli ve markası , aracın güncel kilometresi , sigorta yaptıran kişinin bulunduğu il , sürücünün sicili , trafik cezası alıp almadığı gibi kriterler göz önüne alınır .
Kasko sigortası yalnızca trafik kazaları sonucu oluşan zararların giderilmesini amaçlamaz bunula birlikte araç sahibinin bilgisi ve iradesi dışında aracın çalınması , aracın yanması , herhangi bir zarara uğramı olası da kasko sigortasının kapsamına girmektedir . Bu olaylara ek olarak şahıslar kasko poliçesindeki durumlar dışında da bir istekte bulunurlarsa teminat içeriği olarak sayılmaktadır . Bir önceki duruma örnek vermek gerekirse : volkanik bir alanda aracın volkanik patlama sonucunda hasar alması ya da deprem sonucunda aracın hasar alması gibi veya grev , iç karışıklık sırasında aracın hasar alması ve son örnek olarak da aracın kaza sonucunda aldığı hasar yüzünden değer kaybetmesi gibi .
ZMSS ( ZORUNLU MALİ SORUMLULUK SİGORTASI )
ZMSS ( Zorunlu mali sorumluluk sigortası ) diğer bir değişle de trafik sigortası olarak bilinmektedir . Trafiğe çıkacak olan her araç sahibini bu sigortayı yaptırması zorunlu kılınmıştır ve bu sigorta herhangi bir hasar olduğu zaman karşı tarafta oluşabilecek olan maddi ve bedensel zararları karşılayarak üstlenir . Ayrıca bu sigorta 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda düzenlenmektedir . Zorunlu trafik sigortasında teminatlar belirlenmiştir ve bu teminatları da Hazine Müsteşarlığı belirlemiştir . Tüm sigorta kuruluşlarında bu teminatlar aynıdır . Buna göre bu teminatlar : trafik kazası sonucunda kişinin yaralanması , ölmesi ya da karşı aracın hasar alması sonucunda oluşan zarar ya da zararlar .
KASKO SİGORTASI VE TRAFİK SİGORTASI ARASINDAKİ FARKLAR
Kasko sigortasını yaptırmak kişilerin isteğine bırakılmıştır ama trafik sigortasını yaptırmak kişilerin inisiyatiflerine bırakılmamıştır yapılması zorunlu kılınmıştır . Ve trafik sigortasının yapılmadığı zamanlarda cezai işlem uygulanmaktadır .
Kasko sigortası trafik kazasında zarar gören araç sahibinin aracının hasarını karşılar fakat trafik sigortası ise trafik kazasında karşı tarafın zararını karşılamak için yapılır .
Kasko sigortası sigorta yaptırılan aracın sahibinin sigorta poliçesinde düzenlenmiş olan teminatları yani sigorta poliçesinde teminat altına alınmış olan hasarları gidermekle yükümlüdür . Trafik sigortasında ise trafik kazası sırasında karşı araç sahibinin yükümlülükleri koruma altına alınmıştır .
Kasko sigortasında bir süre yoktur fakat trafik sigortasının süresi bittiyse aracın yeniden sigorta yaptırılması gerekmektedir .
Kasko sigortasında , sigorta poliçesinde belirlenen teminatlar hem aracının kasko yapan kişiyi hem de karşı tarafı güven altına almaktadır . Fakat trafik sigortası ise yalnızca kaza yapılırsa ortaya çıkar .
Bir önceki maddede de belirtildiği gibi kasko sigortasındaki teminatlar sigorta şirketlerine göre farklılık gösterebilir . Fakat zorunlu trafik sigortalarında ise teminatlar kasko sigortasındaki gibi farklılık göstermez . Buradaki teminatları devlet bizzat kendisi düzenler , belirler ve bir sınıra bağlar . Ölümlü kaza hallerinde ya da yaralamalı kaza hallerinde duruma göre belirlenmiş olan limitlerde farklılıklar olabilir . Eğer belirlenmiş olan limitlerin aşıldığı bir durum söz konusuysa burada aşılan limitin üstünü bizzat araç sahibinin kendisi ödemekle yükümlü kılınmıştır .
Kasko sigortasında , sigorta bedeli araç sürücüsünün sigorta poliçesinde belirlemiş olduğu hasar türlerine göre farklılık göstermesi olağandır fakat bu durumda önemli olan kasko sigortası yaptıran araç sürücüsünün özüne yani kendisine en uygun gördüğü sigorta poliçesini yapmasıdır . Trafik sigortasında ise sigorta bedelini devlet bizzat kendisi belirler aynı zamanda devlettin sigorta poliçesi belirlenirken serbest tarife uygulaması da söz konusu olabilir . Bu nedenle de sigorta kuruluşlarına göre çeşitlilik söz konusu olmaktadır .
Ve son farktan da bahsedersek kasko sigortası trafik sigortasına göre maddi anlamda bedel olarak daha çoktur . Yani trafik sigortası kasko sigortasına göre daha uygundur . Trafik sigortasının kasko sigortasında daha uygun olmasının nedeni ise kasko sigortasında risk oranının çok daha düşük olmasıdır . Ayrıca kasko sigortasında araç sahibinin haberi olmadan araca ikinci şahıslar tarafından verilen zararlar da bu sigorta kapsamında giderilir . Buna örnek verilmesi gerekirse de park halindeki bir aracın biri tarafından çizilmesi örnek olarak verilebilir
KASKO VE ZORUNLU MALİ SORUMLULUK SİGORTASI FARKLARI Kasko ve zorunlu mali sorumluluk sigortasını ayıran en önemli fark , zorunlu mali sorumluluk sigortasının yaptırılması kanunen zorunluyken kaskonun isteğe bağlı bir sigorta türü olmasıdır. Sigorta yaptırmak isteyen araç sahiplerinin bu ikisini sıklıkla karıştırdığına rastlanır. Bu iki sigorta türünü ayırmak için öncelikle ikisinin de ne olduğundan ve ne işe yaradığından bahsetmek gerekir. Zorunlu mali sorumluluk sigortası , yaygın olarak trafik sigortası olarak da bilinir. Tüm araç sahipleri için yaptırılması Karayolları Trafik Kanunu ile zorunlu tutulmuştur. Kapsamı ve yapılan sözleşmelerin içeriği ise Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları ile belirlenmiştir. Gerçekleşen trafik kazalarında 3. kişilerin ölüm giderleri, sağlık giderleri ve maddi hasarlarının karşılanmasını öngörür , yani aracını sigortalatan kişinin zararlarını değil kazaya karışan karşı tarafın zararlarını karşılamayı kapsayan bir sigortadır.Araç sahibinin gerçekleşen trafik kazası sonucu bir kimseyi zarara uğratması durumunda o kişinin zararlarını karşılar. Kasko ise kanunen zorunlu olmamakla birlikte aracını sigortalatan kişinin aracında meydana gelen zararlarını karşılamak için yapılan bir sigortadır.Yaptırmak tamamen kişilerin insiyatifine bırakılmıştır ve içeriği, neleri kapsadığı da trafik sigortasının aksine kişilerce belirlenebilir.Genellikle sigorta şirketlerinin farklı kasko paketleri bulunur ve fiyatlarına göre kapsamı değişir, araç sahipleri bunlardan istediklerini seçebilirler. Kasko kapsamına trafik kazası sonucu araç sahibin aracında meydana gelen hasarları girdiği gibi, çalınma ya da bir doğal afet, aracın yanması gibi sigortalatanın elinde olmayan nedenlerle oluşan zararlar da girebilir. FARKLARI Trafik sigortası zorunlu bir sigortadır, araç sahipleri bu sigortayı yaptırmadan trafiğe çıkamayacakları gibi her sene yenilemeleri gerekir ve iptal edilebilmesi sadece aracın satılması, araç sahibinin ölümü veya aracın kullanılamaz duruma gelmesi gibi istisnai durumlarda söz konusu olur. Kasko ise zorunlu değildir, yapılmaması nedeniyle trafiğe çıkamama durumu söz konusu değildir.isteğe bağlı olarak yaptırılabilir ve yine istenildiği zaman iptal edilmesi mümkündür.
Sigorta şirketinin hasarını karşıladığı taraf bakımından da birbirlerinden oldukça farklılardır. Trafik sigortası 3. Kişilerin zararını karşılar, sigorta ettirenin değil karşı tarafın zararlarından sorumludur. Kasko ise sigorta ettiren araç sahibinin kendi aracında oluşan hasarların karşılanması için yapılır. Trafik sigortasında gerçekleşen bir kaza söz konusu olmalıdır, sadece trafik kazası sonrası oluşan hasarları kapsar ve bu kazanın mutlaka bir 3. kişi ile yapılmış olması gerekir çünkü trafik sigortasında karşı tarafın zararı karşılanır . Kasko ise sigorta şirketi ile yapılan sözleşmeye bağlı olarak bir kaza gerçekleşmese bile aracın bir hasar alması durumunda bu zararın karşılanmasını öngörebilir, kazanın bir 3. kişi ile gerçekleşmesi de şart değildir, örneğin aracın duvara çarpılmasından doğan zararı da kasko karşılayabilir. Trafik sigortası için sigorta şirketleriyle yapılan sözleşmelerin içeriği ve kapsamı taraflarca özgürce belirlenemez, bu kapsam kanunen ve yönetmeliklerle belirlenmiştir, bunlara uyulması gerekir. Kaskoda ise bu şekilde bir belirleme söz konusu değildir, sigorta şirketlerinin farklı kasko paketleri ve teklifleri bulunur, araç sahipleri bunları kendilerine uygun şekilde seçebilir. Trafik sigortasının kapsamına giren hasarlar yalnızca ölüm, sağlık giderleri ve maddi hasarlar olarak belirlenmiş, kazanın bir mücbir sebepten dolayı meydana gelmesi veya çalınması gibi durumlar trafik sigortası kapsamına alınmamıştır. Kasko ise hem doğal afetlerden hem de çalınmadan dolayı meydana gelen zararları da yapılan sözleşmeye bağlı olarak karşılayabilir. Trafik sigortasında sigorta şirketinin ödeyeceği bir üst limit bulunur, eğer hasarın miktarı bu limiti aşıyorsa kalan kısım sigorta ettirenden karşılanabilir. Kasko için ise böyle yasal bir üst limit söz konusu değildir. Kaskoda ödenecek miktar, sigorta ettiren ile sigorta şirketi arasında yapılacak sözleşmeye göre belirlenir. Poliçede öngörülen miktar ve hasarlar doğrultusunda ödeme yapılır, örneğin doğal afetlere karşı koruma bir kasko sözleşmesine eklenebilir de eklenmeyebilir de. Eğer eklendiyse zararın miktarı önemsenmeden kasko tarafından karşılanabilir .
Trafik sigortasından ya da kaskodan birinin bulunması diğerinin yapılmasına engel değildir. Hatta aracın kaskosu bulunsa bile yine de trafik sigortasının yapılması gerekir çünkü kanunen zorunlu olan trafik sigortasıdır. Yalnızca trafik sigortasının bulunması ise araç sahibinin kendi aracının olası zararlarını kapsamadığı için yine kaskoyu gerektirebilir. Özetlemek gerekirse bu iki sigorta türü birbirinden oldukça farklıdır ve farklı zararları güvence altına alırlar.
Kelime anlamı ‘’sakatlık, eksiklik durumu’’ olan Maluliyet; hastalık, kaza veya doğal afet sonucunda bireyin beden bütünlüğünde ortaya çıkan kısıtlılık, azalma durumudur.[1] Sigorta poliçelerindeki maluliyet ifadesi ise sigortalı tarafın, sigortalı olduğu süreçte yaşamış olduğu olumsuz durumlar neticesinde bedensel zarara uğraması durumudur. 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun ‘’malul sayılma’’ adlı 25. maddesine göre: ‘’Sigortalının veya işverenin talebi üzerine Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurullarınca usûlüne uygun düzenlenecek raporlar ve dayanağı tıbbî belgelerin incelenmesi sonucu, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az % 60’ını, (c) bendi kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün en az % 60’ını veya vazifelerini yapamayacak şekilde meslekte kazanma gücünü kaybettiği Kurum Sağlık Kurulunca tespit edilen sigortalı, malûl sayılır.’’[2]
Maluliyet; geçici, kalıcı, tam ve kısmi olmak üzere dört biçimde ortaya çıkmaktadır. [3]
Tam Maluliyet: Hastalık, kaza, doğal afet, terör saldırısı gibi olaylar neticesinde bireyin beden bütünlüğü bozulur, vücut fonksiyonları tek başına kendine yetemez duruma gelir ve birey, ekonomik bağımsızlığını devam ettirmek için çalışabilecek temel fonksiyonlarını yitirmektedir. [4]
Kısmi Maluliyet: Hastalık, kaza, saldırı gibi durumlar sonucunda bedenin bir veya birden çok bölgesinde işlev bozukluğu durumunun ortaya çıkmasıdır. Organların kopması, kemiklerin kırılması, ezilme sonucu el, kol, ayak veya bacak gibi uzuvların kaybı, kısmi maluliyet kapsamında değerlendirilmektedir.
Geçici Maluliyet: Birey, yaşadığı olumsuz durumlar karşısında tedavi edilebilir bir biçimde malul hale getirilmektedir. Bireyin belli organlarının alçıya alınması, ameliyat olması, tıbbi sargının yapılması gibi durumlar, bireyin beden bütünlüğünü geçici biçimde kısmen ya da tamamen bozabilmektedir.
Kalıcı Maluliyet: Kaza, hastalık, saldırı, doğal afet neticesinde bireyin bedeninde ömür boyunca devam edecek bir zararın oluşması durumunu anlatmaktadır ve kısmi ya da tam oluşabilmektedir.
Maluliyet, birçok sigorta poliçesinde güvence kapsamında tutulmaktadır ve maluliyet içermekte olan temel sigorta türleri bulunmaktadır. Ferdi Kaza Sigortası, Sağlık Sigortası ve Hayat Sigortası’nın da dahil olduğu birçok sigorta türü, maluliyet durumlarından olan tam ve kısmi maluliyetleri güvence altına almaktadır ve poliçe kapsamındaki durumlar neticesinde ortaya çıkan maluliyetlerde sigortalı tarafın zararlarını ve tedavi masraflarına karşılamaktadır.
Hayat Sigortası: Hayat sigortasından yararlanan birey, sigortalı olduğu sürece çeşitli nedenlerden dolayı kısmi ya da tam maluliyet durumuyla karşılaşılması durumunda, tedavi masrafları ve yaşamsal gereksinimler sigorta paketince karşılanmaktadır.
Ferdi Kaza Sigortası: Sigorta türüne sahip olan birey, yaşanan trafik kazası neticesinde maluliyet hali yaşarsa, tedavi masrafları ve temel gereksinimler Ferdi Kaza Sigortası kapsamında değerlendirilmektedir.
Sorumluluk Sigortaları: Sorumluluk sigortası yaptıran bir bireyin, ihmali ya da önlem alınmamasından dolayı üçüncü kişilerin malul hale gelme durumunda, sigortalı tarafın üçüncü kişiye ödemesi gereken maddi tazminatı sorumluluk sigortası öder.
İnsan bedenindeki organ ve sistemlerin tam kapasiteyle çalışması durumunda günlük yaşamın ve çalışmaların yürütülmesinde herhangi bir sorun, kısıtlılık durumu oluşmazken; çeşitli organ ve sistemlerde herhangi bir hastalık neticesinde bireyin günlük yaşantısında ortaya çıkan bir kısıtlılık, eksiklik durumu maluliyet durumunu yansıtır. Bireyin tam(%100) kabul edilen beden bütünlüğündeki eksiklik-kısıtlılık oranı maluliyet derecesi olarak tanımlanır. Bireyin bir ya da birden çok organ ve sisteminde minimum %20 ve üzerinde bir eksiklik durumu ortaya çıkması halinde bireyin günlük yaşantısına kısıtlılık olarak yansımaktadır.
MALULİYET TESPİT İŞLEMLERİ
Maluliyet tespit işlemleri, sigortalı çalışan bireylerin çalışma gücü kaybının seviyesinin belirlenmesine yardımcı olmaktadır. Sigortalı olarak herhangi bir işyerinde çalışan bireyler, çeşitli nedenlerden dolayı iş kazasına veya meslek hastalığına uğradığında malul haline gelerek belirli haklara sahip olmaktadırlar.[5]
Çalışan bireyin yaşanan kaza nedeniyle iş görme ve iş yapabilme kabiliyetindeki kaybın belirlenmesi, devlete ait resmi kurumların yaptığı maluliyet tespit işlemleri ile belirlenmektedir. İş kazasına uğrayan sigortalı çalışan bireylerin, ülkedeki kanunlara göre malul diye kabul edilmesi için bu maluliyet tespit işlemlerinin yapılması gerekir.
MALULİYET BAŞVURUSU NEREYE YAPILIR
Maluliyet durumu tespiti için iş gücü kaybına uğrayan sigortalı birey tarafından bağlı bulunduğu sosyal güvenlik il müdürlüğü ya da merkezlerinin ilgili servislerine başvurulmaktadır. Bu belgeyi almak isteyen sigortalı çalışan bireyler ilgili yerlere bir dilekçeyle başvurduktan sonra ilgili devlet servisleri başvuru talebini onaylar ve ilgili servislerce sağlık kurulu raporlarının alınacağı görevli hastanelere sevk edilmesi gerçekleştirilir. Sigortalı çalışan bireylerin talepte bulunduğu tarih itibariyle son 6 ay içinde devlete ait resmi kurumlarca yetkilendirilmiş hastaneler tarafından düzenlenmiş sağlık kurulu raporlarının bulunması durumunda sevk işlemi yapılmadan ilgili raporlara göre işlem gerçekleştirilir. Kamu görevlisi çalışanları ise alacakları sağlık kurulu raporu ve talep dilekçelerini çalışmakta oldukları kuruma sunmaları gerekmektedir.
MALULİYET TESPİTİ KİMLER TARAFINDAN YAPILIR
Maluliyet tespit işlemleri, doktorlardan ve diş hekimlerinden oluşan Kurum Sağlık Kurulları tarafından yerine getirilmektedir. Bu doktorlar ve diş hekimleri, malullük başvurusunda bulunan bireyin çalışma gücü kaybı ve meslekte kazanma gücü kaybı oranlarını, erken yaşlanma durumunu, görevlerini ifa edemeyecek biçimde meslekte kazanma gücü kaybını ve malullük derecelerini belirlemeye yetkilidir. Maluliyet tespit işlemiyle birlikte malullük başvurusunda bulunan bireyin meslekteki kazanma ve çalışma gücü kaybı oranları resmi bir biçimde tespit edilebilecektir.
Sağlık kurulundaki yetkili doktorlar tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda, sigortalı çalışan birey hakkında maluldür ya da malul değildir kararları verilmektedir. Bu kararların dışında duruma göre kurulca ara karar da verilebilmektedir.